Anasayfa KÜLTÜR SANAT Boyalı Kuş: Cover şarkılar, bugünümüzü temsil etmesi açısından önemli

Boyalı Kuş: Cover şarkılar, bugünümüzü temsil etmesi açısından önemli

Geçen hafta başladığımız “Ankaralı müzisyenler serisi” hem yeni müzikler duymak isteyen dinleyiciler hem de müziklerini onlara ulaştırmak isteyen müzisyenler tarafından oldukça ilgi gördü. Her cumartesi yayınlanan serimizin bu haftaki konuğu Ankaralı müzik grubu Boyalı Kuş.

Kısaca grup üyelerini tanıtırsak, Murat Akpınar, grubun solisti ve akustik gitar çalıyor. Erman Harun Karaduman ney ve mızıka çalıyor, yer yer vokal ve geri vokal yapıyor. Kendisi aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Tarih bölümünde doktora öğrencisi. Samet Karadeniz ise ODTÜ Felsefe bölümünde yüksek lisans öğrencisi. Grupta elektro gitar, perdesiz gitar ve kopuz çalıyor, geri vokal yapıyor. İsmet Karadeniz, grubun bas gitaristi; ayrıca yaylı tanbur, refîk-i rebâb ve perdesiz gitar çalıyor. Canberk Hacıbaloğlu ise davul çalıyor.

Grubun oluşum hikayesinden bahseder misiniz?

Murat ve İsmet, zamanında SSK İş Hanı’nda bir rock grubunda beraber çalıyorlar. Tanışıklıkları o günlere dayanıyor. Ondan seneler sonra, 2014’te, Aylak Yaşam’da ikili olarak çalmak üzere tekrar bir araya geliyorlar. Samet, gruba İsmet’in yerine gelerek dâhil oluyor. Murat ve Samet ikili programlar yaparken, önceleri dinleyici olarak gelen Harun, bir anda gruba dâhil oluyor. Grubun çalışmaları uzun süre bu üçlü ile devam ederken, İsmet’in bas gitarıyla geri dönüşü ve Canberk’in davula geçişi ile grup bugünkü halini alıyor.

“Boyalı Kuş” ismi nereden geliyor peki?

Çaldığımız mekânın ismi Boyalı Kuş’tu o zaman. Daha sonra grubun ismi oldu. Bunda Kosiński’nin romanındaki karakterin gözünden anlatılan yabancı dünya ve Bulutsuzluk Özlemi’nin aynı isimli şarkısındaki hissiyatın da etkisi oldu. Yaptığımız müziğin de bu tarz içindeki konumuna baktığımızda benzer bir hissiyatı paylaştığımızı fark ettik.

Cover yapan bir grupsunuz. Şarkıları repertuvarınıza neye göre alıyorsunuz?

Başlarda neredeyse hiç prova almadan çalıyorduk. Murat’ın yıllar içinde biriken kendine ait bir repertuvarı vardı çünkü. Oradan seçe seçe çalıyorduk. Daha sonra bazı şarkılar öne çıkmaya bazılarıysa geri planda kalmaya başladı. Grup şu anki beş kişilik halini aldığında, repertuvar üzerine daha ayrıntılı düşünmeye başladık. Bir yandan beste çalışmalarına ağırlık verip diğer yandan cover seçimlerini yeni tınımıza göre yapıyoruz. Cover için temel olan şey, elimizdeki enstrümanlarla belleğimizde olanı yorumlama çabamız. Biz zaten bunları dinliyorduk. Mesela, Fikret Kızılok’un “Yadigar”ını cover’lamadan önce belki binlerce kez birbirimize yolladık. Temel olan şey bellek ve hissiyatımız, yani, o şarkıyla kurduğumuz bağ. 60’ların sonundan itibaren Türkçe Rock repertuvarı hakkında iyi bir tarama yapıyoruz. Bunların arasından deniyoruz, hangisi olur diye. Cover özelinde temeli oluşturan birkaç şey var ama. Bunlardan biri Kızılok’un yaptığı, yani literatürde “singer-songwriter” başlığı altında toplanan müzik, diğeri de Anadolu Rock’tan kent ozanlığına uzanan rock müzik.

Yürüyüş… Bir Ankara şarkısı…Gün itibariyle Spotify'dayız. Bugün içinde YouTube'a da yükleyeceğiz. Emeği geçen…

Posted by Boyalı Kuş on Sunday, November 25, 2018

Bunları seçerken de o şarkılarla kurduğumuz bağ ön planda olunca, bilindik şarkılardan ziyade, “kıyı köşe” diye tabir ettiğimiz bir seçki çıkıyor ortaya. Ancak şunu da belirtmemiz gerekir ki, bu müziklere yaklaşım tarzımız günümüzde moda olan retro anlayışıyla oluşmadı. Retrospektif bir bakış açısıyla geçmiş güzellemiyoruz, yahut taklit etmiyoruz. Bu şarkılar, bu düzenlemeler bizim bugünümüzü temsil etme açısından önemli.

Grup zamanla bu hali aldı o halde…

Murat, Samet ve Harun üçlü programlar yaparken Samet perdesiz gitar ve kopuz çalıyordu sadece. Dolayısıyla o dönem ürettiğimiz müzik bugüne kıyasla daha hafif denebilecek ama öyle olmayan, naif bir müzikti. Kızılok paydasında birleşilmişti. Samet daha sonra elektro gitarı aldı eline. İsmet, bas gitar ve Anadolu Rock’ın renk sazlarından yaylı tanburu aldı. Grup böylece referans aldığı dönemin, büyük oranda 70’li yılların dokusunu yakalamaya başladı. Derken, Canberk bizim belki de en büyük eksiğimiz olan ritim altyapısını doldurmuş oldu. Dolayısıyla aslında “singer-songwriter” tarzından Anadolu Rock tarzına evrilmede grubun içindeki bu devinimin de etkisi oldu.

Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz peki?

Bu zor bir soru. Ama bir özet geçmek gerekirse “folk rock” grubuyuz diyebiliriz herhalde. İçinde bulunan Anadolu sazları ve rock müziğin temeli olan sazlarla birlikte düşününce.

Türü tanımlayan bir kategori hakikaten zordu. Bizi çağıran her mekâna bunu anlatma zorluğu çektik. Belki 5 üyesi de farklı müzik kültürleriyle uğraşıyor diyebileceğimiz bir grup bu. Ama eklektik bir grup değil. Herkesin kendine has bir müzik zevki var ve bunlar bir şekilde aynı potada eriyebiliyor.

Harun, Münir Nurettin, Müzeyyen Senar dinliyor; İsmet Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Batı Müziği dersleri veriyor; Samet kopuz çalıyor ama bir yandan Camel dinliyor; Murat 90’lar rock kültürünü çok iyi biliyor; Canberk ise deneysel birçok türün içinde olan bir müzisyen ve davulda olduğu kadar klavyede de maharetli. Birçok türe açılan beş pencere var gibi. Bu beş insanın Boyalı Kuş özelinde rafine bir müzik çıkarabilme çabası var diyebiliriz.

“Yürüyüş” isimli şarkınızı yayınladınız. Beste sürecinden biraz bahseder misiniz?

Yağmurlu bir Ankara akşamında Murat yapıverdi. Sonra hepimiz bir şeyler kattık. Bizim aramızda da ufak kuşak farkları mevcut. 91’li olandan 82’li olana uzanan 9 sene aslında bu yaş grubu için az bir zaman aralığı değil. Bu şarkı, özellikle bu yaş aralığındaki kitlenin değişen dönüşen bir Ankara’da hissettiği şeyle, Kızılay’ın keşmekeşinde kaybolmama, kendini var etme çabası ile ilgili. Şarkıda geçen “Hiç gelmeyecek akşam derken geçti yıllar” böyle bir duygu ortaklığını ifade ediyor. Ankara’da yaşayabilmenin karşılık bulduğu bir şarkı…

Ankaralı müzisyenlerin çokluğu meselesine gelirsek… Ankara’nın müziğe etkisi nedir sizce?

Biz tabii Ankara’yı müzik olayının yalnızca bir köşesinden görüyoruz. Dışarıda İstanbul’daki müzisyenlerin de böyle söylediklerini duyduk. Ankara çıkışlı olmanın bir tarihi var aslında. Sosyal medyadan bize ulaşanlardan “Ne zaman İstanbul’a geleceksiniz” sorusu doğrudan “Siz bir Ankara grubusunuz ve biz bir Ankara grubu dinlemek istiyoruz” gibi hissettiriyor. Müzik haricinde de, İstanbul’da insanlar mesela “Sen ne kadar Ankaralısın” diyor ama biz İstanbul’dan gelen birine “Sen ne kadar İstanbullusun” demiyoruz. Demek ki Ankara’nın kültür anlamında böyle bir karakteri var. Aslında, Ankara dışından birinin Ankaralı olmayı yorumlaması daha iyi olabilir.

Ama Ankara’da müzik yapmak birçok açıdan İstanbul’a göre daha zor. Çünkü İstanbul’da ne yaparsan yap yaptığın müziği bir şekilde sunabilirsin. Konsept mekanlar daha fazla. Ankara son zamanlarda biraz nabza göre şerbet vermeye başladı. Aynı mekânda bir gün sıra gecesi yapılırken ertesi gün blues grubu çıkabiliyor. Bu hem mekânları hem grupları biraz kimliksizleştiriyor. Çünkü müziğini yapmak için kendinden taviz verip şunu da koyayım şurada da çalabileyim gibi düşünmeye başlıyorsun. Ankara’da çok müzisyen ve İstanbul’a göre de az mekân olduğu varsayımıyla yola çıkarsak evet Ankaralı müzisyen sınırlı sayıda mekâna mahkum. İstanbul’da haftanın 7 günü çalan çok müzisyen varken, Ankara’da böyle bir şeye ender rastlıyoruz.

Ankaralı dinleyicileri nasıl buluyorsunuz peki?

Boyalı Kuş özelinde söyleyelim: çaldığımız mekânların çoğunda bizi dinlemeye gelen müdavim dinleyiciler var. Ama hangi mekâna giderseniz gidin insanlar aslında kalabalığa gidiyorlar. Şu grubu dinleyelim, müziği iyi deyip gelenlerin sayısı daha az. Çok ilgisiz dinleyici ile çok ilgili dinleyici iç içe. Komşu masadan ses gelince uyarma ihtiyacı duyan dinleyici de var. Dinleyici dinamikleri değişken, biz de anlamaya çalışıyoruz.

Dinleyiciye ulaşma konusunda sıkıntıları aşmak için ne lazım sizler gibi müzisyenlere?

Biraz sosyal medya üzerinden ilerliyor tabii artık. Sınırlı mekân ve sınırlı dinleyici olunca çalmak bir noktadan sonra sıradanlaşmaya başlıyor. Yeni dinleyicilere ulaşmak istiyorsunuz. Bu tanıtım işi de sosyal medya ya da şirketler aracılığıyla yapılıyor. Bu tekel de bazı firmaların elinde; belli isimleri, grupları meşhur edip üzerlerinden para kazanmak gibi bir iş var. Biz Spotify’a girerken bunun hakkında epey araştırma yaptık. Firmayla mı çalışmalıyız, bunun getirisi götürüsü ne gibi. Ve dehşetle gördük ki bir grubun kendi bestesini bir firmayla beraber çıkarmasının firma dışında kimseye tam bir yararı olmuyor. Bu biraz tuhaf. Büyük şirketlerden single çıkaran arkadaşlarımız olmuştu. Onların deneyimlerinde de benzer şeyler gördük. Şirketle birlikte klip çektiler. YouTube’a kondu. Sonra diyelim 300 bin kadar dinlenme oldu. Ama konserler klipten öncekiyle tamamen aynıydı. Orada gördükleri 300 bin sayısının tam olarak ne anlama geldiğini onlar da çözemediler.

İlerisi için planlar neler?

Bestelere ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Davullu repertuvarı genişletmeye çalışıyoruz.

Arkadaş kalmayı düşünüyoruz. Gruba herhangi bir işe gidiyormuşuz gibi bakmıyoruz. Görünmez bir bağ var bir arada tutan bizi.

- Reklam -

SON HABERLER

Kocaeli Kültür Evi, edebiyat söyleşisinde buluşuyor

Şair Şükrü Erbaş ve gazeteci-şair Burak Abatay, 24 Mayıs Cuma günü Kocaeli Kültür Evi'nin...

Bir Bakışta BirGün

Askerlik ile ilgili yeni düzenleme Meclis Başkanlığı’na sunuldu

İmamoğlu’ndan Yıldırım’a: Ben 16 milyon insanın bizden ne istediğine bakarım

Halkın oylarıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilen ancak YSK'nin şaibeli gerekçelerle mazbatasını...

Mersin’de bıçaklanan sokak köpeği Sultan, sağlığına kavuştu

Tarsus ilçesindeki Atatürk ve Gençlik Parkı’nın müdavimlerinden olan sokak köpeği Sultan, kimliği...

AKP’nin ‘Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ olacak dediği Yassıada beton adası oldu

Türk siyasi tarihinde simgesel öneme sahip Yassıada’nın tartışmalı bir mimari projeyle ‘Demokrasi...

“Seçmenin gerekçeli kararı da 23 Haziran’da”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “İstanbul seçmeninin iradesi YSK dalavereleriyle gasp...

Trabzon’da bulunan ayı yavrusu ‘Yogi’, Bursa’ya gönderildi

Trabzon’un Çaykara ilçesinde Yahya Gönlü'nün (50) evinin yakınında bulup sahip çıktığı ve...

Rusya’dan İdlib’de cihatçı yerleşkelerine hava saldırısı

Rusya'nın İdlib'de cihatçıların yerleşkelerine dönük hava saldırısına başladığı duyuruldu. Hava saldırısının İdlib'in...

Şeytan Deresi’ndeki balık ölümlerine soruşturma

Kırklareli'nin Şeytan Deresi'nde meydana gelen balık ölümleriyle ilgili bir fabrikadan dereye atık...

‘Her şey çok güzel olacak’ paylaşımı yapan A Spor yorumcusunun kovulduğu iddia ediliyor

A Spor yorumcusu ve Sabah gazetesi Spor Servisi Dış Haberler Sorumlusu Uğur...

Sonraki haber