Brezilya ve Türkiye
MUSTAFA SÖNMEZ MUSTAFA SÖNMEZ

Dünya, ‘yükselen’ çevre ülkeleri takip ederken en kırılgan göstergelerin sırasıyla Rusya, Brezilya ve Türkiye’ye ait olduğu gözleniyor. Rusya, kendine özgü bir ülke. Brezilya ile Türkiye ise, birbirleriyle karşılaştırması daha mümkün gibi görünen, dünya kapitalizminin gelişiminde birikim süreçleri benzerlik ve paralellikler gösteren ülkeler. O kadar ki, özellikle son zamanlarda Brezilya’da olan bitenleri izleyerek Türkiye’deki trendleri kestirmeye çalışan çabalar yaygın… Örneğin döviz kuru… IMF veritabanından Ağustos 2010 itibariyle çıkardığım Brezilya reali ile TL’nin dolar karşısındaki trendleri büyük benzerlik gösteriyor.

DOLAR, 3,50 TL?

Ağustos 2010’u 100 kabul edersek, Real, bu yılın ağustos sonunda 203’ü buldu. Yani 6 yılda yüzde 103 ucuzladı dolar karşısında. TL ise bu sürede yüzde 94 değer kaybetti. Özellikle 2014 Ağustosu’ndan sonraki 12 ayda dolar karşısında erime iki ülkede de çok hızlı. Brezilya Reali’nde yüzde 57, TL’de yüzde 37… Birçok analist, bu hız farkını dikkate alarak 3 TL’yi gören doların kısa sürede, yaşanacak iç ve dış ekonomik-politik gelişmelere de bağlı olarak, 3,50 TL’yi görebileceğini ifade ediyor.

BENZERLİKLER

Türkiye ve Brezilya’nın farklı tarih çizgileri olmakla beraber, dünya ekonomisine katılma biçimleri, aldıkları rol açısından benzerlikler var. Bu da kıyası mümkün kılıyor.

Yaklaşık 300 yıl Portekiz sömürgesi olarak kesik damarlarından sömürülen Brezilya 1822’de bağımsızlığına kavuştu. Kölecilik ancak 1888’de kaldırıldı. Sonra da sömürgelikten sadece ‘yeni sömürgeliğe’ terfi etti. Yine ham madde kaynakları, kahvesi, soya fasulyesi, pamuğu, demir cevheri, petrolü çokuluslu şirketlerce çıkarılıp götürülen bir ülke oldu yıllarca.

Dünyada sermaye birikimin ulaştığı düzeye bağlı olarak yeniden dağıtılan roller, Türkiye’de olduğu gibi 1960 sonrası Brezilya’da da önce iç pazara dönük ithal ikameci sanayileşmeyi, ardından 1980’lerden başlayarak ihracata dönük birikim modelini hakim kıldı. Uzun yıllar askeri vesayet altında yönetilen Brezilya, 1985’te ‘sivilleşti’.

Hızla neoliberal politikalara uyum sağlayan Brezilya’da 2000’ler lider Lula’nın İşçi Partisi’nin devri oldu. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, yoğun yabancı para akışının rüzgârıyla Brezilya ekonomisi de, AKP rejimindeki gibi yıllık yüzde 6-7’leri bulan büyümeler gerçekleştirdi. Ve yine tıpkı Türkiye kapitalizmi gibi, 2013 ortalarından itibaren, Fed’in faiz artırma ihtimaliyle beraber, yabancı sıcak paranın çıkışını yaşamaya başladı. O günden bu yana real, dolar karşısında değer kaybediyor. Hem de TL’den de hızlı biçimde…

Türkiye’de sermaye çıkışında politik risk, özellikle Kaçak Saray faktörü önemli. Brezilya’da yabancı sermaye çıkışlarının, ekonomik risklerin artmasıyla daha çok ilgisi var. Hammadde ağırlıklı ihracatının yüzde 20’sini Çin’e yapan Brezilya’nın, düşen dış talep ile birlikte, ekonomisi küçülmeye, döviz kazançları gerilemeye ve döviz dengesi açık vermeye başladı. Yine de cari açığı milli gelirinin yüzde 4’ünü henüz bulmadı.

KÜÇÜLME

Milli geliri açısından dünya yedincisi olan Brezilya, 3 Türkiye büyüklüğünde, 190 milyon nüfuslu. 2012’de yüzde 1,8 ve 2013’te yüzde 2,7 olan büyümesini 2014’te yüzde 0,1’e kadar düşürdü. Bu yıl ise yüzde 2’ye yakın küçülme bekleniyor. Ekonomi iki çeyrektir üst üste küçüldü ve resesyona girdi.

Rüşvet ve adaletsiz gelir dağılımı açısından da Türkiye ile Brezilya arasında benzerlikler var. 1992’de eski Brezilya Başkanlarından Fernando Collor de Melo rüşvet nedeni ile itham edilmiş ve 1992 yılında görevden alınmıştı. Bugün ise Başkan Dilma Rousseff’in, Petrobras şirketindeki rüşvet skandallarına tüm danışmanlarının katılmış olması iddiası ile başı dertte.

Gini katsayısı 52 olan Brezilya, dünyanın kalburüstü ülkelerinin en adaletsiz bölüşüm tablosuna sahip ülkesi. Türkiye bu katsayıyı 42 olarak bildiriyor uluslararası kuruluşlara ama yine de eşitsizlikte Brezilya’dan çok geri kalmıyor.

BREZİLYA DAHA ŞANSLI

Brezilya’nın göstergeleri, yaşadığı resesyondan çıkmasının çok zor olmadığını gösteriyor. Hammade ve imalat sanayi ihracat gücü, Türkiye’ninkinin bir hayli üstünde. Dış borç stoku 535 milyar dolar ama milli gelirinin sadece yüzde 22’si. Bizimkinin yüzde 52 olduğu anımsandığında, baş edilmez değil. Devletin iç borç yükü milli gelirinin yüzde 60’ına yakın, bütçe açığı milli gelirinin yüzde 1,5’u dolayında. Bunlar da normlara uygun. Enflasyonu yıllık yüzde 6, Türkiye’ninkine yakın. Brezilya’nın 111 milyon işgücü var ve işsizliği de yüzde 5 dolaylarında. Yani, Türkiye’nin yüzde 10’da kemikleşmiş işsizliğinin altında. Bütün bu göstergeler ile, Brezilya’nın resesyondan çıkma potansiyelinin daha yüksek olduğunu söylemek mümkün. Ama bakalım dünya ekonomisi önümüzdeki birkaç yıl nasıl seyredecek?..