Bu akşam ne seyretmesek?
04.03.2018 12:10 BİRGÜN PAZAR
Ne bileyim, eskiden yemeğin ardından meyve gelir, çay demlenir, bu akşam ne seyretsek denirdi, bu güzelim sualin bile tadı kaçtı be, soruyu, ne izlemesek, ne seyretmesek diye güncellesek daha doğru olacak

ALPER TURGUT
Sinema Yazarı

Televizyon kanallarında, denetleme adı altında gerçekleştirilen ve resmen gözlerimize sokulan bariz sansür uygulamalarının, özellikle gençleri yıldırdığı, bitmeyen ve tükenmeyen yasaklarla iyice çoraklaşan seyirden kaçanlarınsa, kendilerini internet platformlarına attıkları, malumunuz. Peki, izleyicilerin bunalıp kaçtığını fark eden iktidar durur mu? Elbette, hayır! Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yeni düzenleme ile internetteki yayınlara sansür değil, sınırlama getirileceğini savunmuştu. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Yayıncılık Düzenleyici Otoriteleri Forumu (IBRAF) Genel Direktörü Doç. Dr. Hamit Ersoy ise, RTÜK'tün internet denetimini kapsayacak yasa tasarısıyla, kendilerine YouTube, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya sitelerini değil, BluTV, Puhu TV ve Netflix platformlarını denetleme yetkisinin verileceğini söylemiş bile…

Yani interneti tamamen denetlememiz, hem kanunen hem de pratikte pek mümkün değil, internet yayıncılığıyla idare edeceğiz diyor. Evet, parasını verdik, bari monotonluktan uzak bir seçeneğimiz olsun, değişik bir şeyler seyretme şansımız olsun diyenler, ‘aptal kutusu’ televizyonda beleşe zerk edilen tuhaf şeyleri, çok yakında üstüne ücret ödeyerek izlemek durumunda kalacaklar, ne yazık ki.

Bu mevzuya tekrar döneceğiz, biz şimdi gelelim, hani mümkün görünmeyen internet denetimine… Devletin güvenlik güçleri, avukatlar, maaşlı troller, kendilerine insanları ihbar etmek misyonunu yükleyen tipler, her an takipteler. Geçen gün bir delikanlı, erk destekli bir vakıfla ilgili bir şeyler karalamış sayfasında, toplasan 15 kişi beğenmiş, kimse farkında bile değil yazdıklarının, ancak birileri gayet farkında, hoppp hakkında gözaltı kararı çıkartılmış, evini basmışlar. Misal İstanbul’da yaşıyorsun, sayfanda arkadaş olarak eklediklerinin bazıları, aslında senin en ufak bir açığının peşindeler, arkadaş değil, resmen dedektif herifler, hayda şikayeti yemişsin, nereden, misal Konya’dan, hayatında hiç görmediğin bir insan, seni sayısız kez şikayet etmiş. Yemişim öyle arkadaşlığı… Yazdıkların suç teşkil etmese de önemli değil ha, eleştirdin ya, ezberini bozan bir şeyler geveledin ya, bu kafi. Özetle; internet denetimi için kanuna gerek yok, gönüllülük esas.

İnternet platformunda yayınlanan diziler ve filmlerde, insanlar içki içiyor, sevişebiliyor, küfür de edebiliyor. Bakın, bunlar çok tehlikeli. Şaka mısın be? İnsanlar günlük hayatta ne varsa, onu ekranlarında görmek istiyor, kesilip biçilmemiş, kuşa çevrilmemiş bir dizi seyretmek istemek, neden gücünüze ve zorunuza gidiyor? Harbiden insan merak ediyor, hadi içki içmiyorsunuz, hayatınızda hiç ağız dolusu bir küfür etmediniz mi, yahu hiç sevişmediniz mi?

Oysa devletin kanalı da dâhil, tüm kanallarda, şiddet kutsanıyor her gün, çatır çatır insanlar öldürülüyor, kadınlar katlediliyor, çeşit çeşit silahlar sergileniyor. Ne yani, çocukların örnek alacakları şeyler, tüm bu vahşet, dehşet görüntüleri mi? Hinlik, pislik, muhbirlik, bunlarda sorun yok, tam tekmil yozluk ve zengin ve yoksul arasındaki tuhaf ilişkiler, eee bunlar da normal, sorması ayıp değilse şayet, nasıl çocuklar yetiştirmeyi düşünüyorsunuz kuzum siz?

Ne bileyim, eskiden yemeğin ardından meyve gelir, çay demlenir, bu akşam ne seyretsek denirdi, bu güzelim sualin bile tadı kaçtı be, soruyu, ne izlemesek, ne seyretmesek diye güncellesek daha doğru olacak. Sanki!

“RTÜK, çocukları, gelecek nesli korumak adına bu alana el atmak zorundaydı.” Yukarıdaki adı geçen üyenin açıklamasında bu da var, Çocukları, aileleri korur, zaten internet yayın platformlarında, yetişkinlik düzeyleri de var, ebeveyn kontrolleri de… Çocuklar adına hesap açılıyor ve onlar, kendi yaş gruplarına uygun işleri seyrediyorlar. Siz sanalda korumayı bırakın mümkünse, gerçek yaşamda koruyun çocukları, gündelik hayatın içerisindeki belalardan uzak tutun, onları yaklaştırmayın. Gelecek nesil, böyle lafla, yasakla korunmaz, hiç kusura bakmayın.

Evet, devletin, özel hayatımızı kontrol etme, uygun gördüğünü bize izletme, ezberine uymayanı seyrettirmeme politikası, hak ve özgürlüklerimizin ihlali değilse, harbiden nedir?

Müzik klipleri sansürlenir, bazı şarkılar yasaklanırken, ekranlar itinayla flulanır ve mozaiklenirken, aykırı bir ses duymak bile mümkün değilken, hala yetmiyor elemanlara, daha çok yasak, daha çok baskı, daha çok yaptırım istiyorlar, hunharca. Bu internet yayın platformlarında, tartışma programları var ve muhalifler, bik bik konuşuyor ve iktidarı zorluyor da, bizim mi haberimiz yok? Dış mihraklar, memleketimiz üzerinde diziler ve filmlerle, hain emellerini mi gerçekleştirmeye didiniyor? Geçen günlerde, Spartaküs dizisini tekrar seyrettim, isyan, ayaklanma filan diyordu başkahraman, abooooo, ya bilinçaltımı etkilemişse? Hayda! Durun, durun! Damnation (Lanet) adlı bir dizi izledim, çiftçileri haklarını almaya çağıran ve patronların, bankerlerin, grev kırıcıların karşısında sıralanan insanları anlatan bir yapımdı, hükümetimizi göreve davet ediyorum, dizideki grevi, bakanlar kurulu kararıyla ertelesinler, üstelik OHAL koşullarında, bizi yanlış fikirlere sevk etmesinler. Bünyemizi bükmesinler, değil mi ama?

Savaş meydanı mı, rakı masası mı? Devlet çoktan kararını vermiş, ya sizler? Mahkemeler, taciz ve tecavüz davalarında, bu insanlık suçunda, çocuğa, rızan var mı diye sorarken, bizim biricik derdimiz, internetteki ebeveyn kontrolüne rağmen, çocuklar üzerinden, yetişkinlere de yasak koymak mı olmalı? Harbiden, neyin kafasını yaşıyoruz yahu biz?

Son olarak, sevgili RTÜK üyeleri, her gün havuz medyasında, yalan ve yanlı haberler yapılıyor, algı ayarlarıyla oynanıyor, ekran karşısında milyonlar, bile isteye kandırılıyor. Kendinizi yepyeni meşgaleler aramak yerine, ona ve var olana odaklansanız ya, pek makbule geçerdi. Veya atayın her eve bir seyretme sorumlusu görevli, biz kanal değiştirmeye çalıştıkça, kapsın elimizden kumandayı, direkt Ahaberi açsın, yeter ki kafanız rahat olsun!