Bu bir ilandır!
ERK ACARER ERK ACARER

PKK’nin hendeklerinin, HDP’ye açtığı gediğin büyüklüğü,

MHP’nin ‘inadının’, AKP’nin ‘kanadına’ tıktığı oy oranı,
geleneksel ‘CHP halka yine ulaşamadı’ şenlikleri,
‘halkın tercihleri’ konulu sempozyum ve analizler bittiyse eğer…
Yavaş yavaş seçimin bıraktığı o ezgin ruh halinin artçı şoklar da azalırken…
Ve… Metroda, otobüste, bilumum kalabalıkta ortaya çıkan “Bak bunda oyunu AKP’ye verecek göz var, sakın iki kişiden biri bu olmasın’ paranoyaları hafiflemişken…
• • •
“Allah Allah nasıl oldu bu iş?” şaşkınlığını konunun muhataplarına bırakalım. Derin mevzuu; tek tek değil parça parça ele alalım…
Bir başına çözümlenecek durum değil, işte bu nedenle işbu bakış açısıyla, uzmanlara ihtiyaç duyduğumuzu itiraf edelim…
• • •
Velhasıl bu bir ilandır…
Meseleyi, dün, bugün, yarın boyutunda değerlendirip sağlıklı veriler ortaya koyacak, ‘neden’, ‘nasıl’ ve ‘ne olacak’ sorularına yanıt verebilecek…
Dahası, tartışma iklimi yaratmak ve kafa bulandırmak yerine yüzde 51’in gerçekte ihtiyacı olanı karşılayabilecek…
Pek çok pozisyon için… Uzmanlar…
• • •
Aranıyor…
Korkuyla-teslimiyet arasındaki bağı açıklayabilecek, neden cesaretin değil endişenin bulaşıcı olduğunu söyleyebilecek ve bunun nasıl değiştirilebileceği konusunda öneriler verecek…
‘O bilindik lağım çukurunun’ sıcaklığını terk etmenin nasıl olup da bu kadar zor olduğunu söyleyecek…
Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemenin ‘delilik’ anlamı taşıdığını basit örneklerle etkili hale getirebilecek…
Her yaştan, her cinsten psikologlar aranıyor!
• • •
Patlak bir ampulün duya takıldığında yeniden yanmasının mucizesini uygulamalarla gösterecek elektrikçiler…
Bu, illüzyonsa sihri yapan ‘hokkabaza’ karşı nasıl bir panzehir geliştirilebileceğini söyleyecek sihirbazlar aranıyor!
• • •
En güzel günlerini aşk acısı gibi memleket acısı çekip sevgili yerine sandık kovalayarak geçiren gençleri sakinleştirecek… Bununla birlikte son zamanlarını ise ‘ne olacak bu memleketin hali?’ endişesiyle yaşayanların tansiyonunu düşürecek… Nasıl söylüyorlar ‘kanaat önderleri’…
Ya da bu insanların karşısına geçip, “Aynaya bakın, görmüyor musunuz? Umut sizsiniz işte” diye teselli edecek siyasetçiler aranıyor!
• • •
Muktedirin tüm mecraları, tüm kanalları kullanarak kendine avantaj sağladığını biliyoruz.
Ne var ki kırmamaya, dökmemeye çalışarak, ‘milli iradenin’ neden yanı başında gerçekleşene bu denli duyarsız kaldığını anlamaya çalışıyoruz. AKP’nin Suruç’ta, Reyhanlı’da, Diyarbakır ve Ankara’da patlayan bombaların ardından artan oyları bir yana…
Sularını başka yere kaptırmamak için eylem yapan ve bu nedenle gaz yemekten heba olan köylülerin % 85’inin oylarını niçin AKP’ye verdiklerini bulamıyoruz.
İşte bunu çözebilecek…
Sosyologlar aranıyor!
• • •
Elbette bırakıp gidene de korkuya teslim olana da saygı duyuyoruz…
Ancak yine de…
Her şeye rağmen…
Dimdik durabilme yürekliliğini gösteren, söz üstüne söz söyleyen, eğilmeyen bükülmeyen, teslim olmayan ve yekten, ‘İstediğiniz kadar seçim kazanın, bu sizi adalet ve hukuk önünde haklı duruma getirmez’ diyebilen… Sonuca göre şekil, duruma göre omurga değiştirmeyen…
Her fikirden, her kesimden…
Gazeteciler aranıyor!
• • •
1950’den bu yan gerçekleştirilen yerel ve genel seçimlerin tümü toplanıp ortalaması alındığında; solun oranı yüzde 34.71 çıkıyor. Aslında dünden bugüne hiçbir şey değişmiyor. İşte bunu ‘umutsuzlara’ basit şemalarla anlatabilecek…
Realist, dinamik eğitimciler aranıyor!
• • •
Bu yıl ‘şimdiye kadar’ 230 kadın cinayeti işlendi…
2015 yılında cinayete kurban giden işçi sayısı ise 1461...
İstikrarın iyisi kötüsü olur mu bunu açıklayacak istatistikçiler…
İsteğe, koşullara, eğilimlere bağlı olarak devam etmesi muhtemel ‘kaos kurbanlarının’ bilançosunu tutacak muhasebeciler… Bir Toros’tan gerektiğinde kaç Toyota 4X4 çıkabileceğini hesaplayabilecek fizik profesörleri aranıyor!
• • •
Demokrasinin, bir tren değil yaşam biçimi sayıldığını hatırlatacak siyaset bilimciler…
Doğrunun ‘çoğunlukla’ değil ‘gerçeklikle’ ilgili olduğunu, sayıca azlığın haksızlıkla eşdeğer sayılamayacağını haykıran hukukçular aranıyor!
• • •
Bu bir ilandır…
Tarihin tekerrürlerle temize çekildiğini, o dağılmaz denilen kalabalıkların, kısa zamanda ortadan kaybolabileceğini anlatacak tarihçiler ve canlı tanıklar aranıyor…
Aranıyor… Çözemediklerimizi çözebilecek…
Her yaştan, her meslekten…

***

Marka değil zihniyet sorunu
Cizre JİTEM davasında bütün sanıklara beraat verildi. Şırnak, Cizre’de 1993-1995 yılları arasında yaşanan 21 faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak haklarında dava açılan ve aralarında Emekli Albay Cemal Temizöz ile Eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ’ın da bulunduğu 8 sanık beraat etti. Cizre’nin, ‘aklanması’, özellikle bölgedeki kolluk kuvvetlerine cesaret vermiş oldu. Yeni cinayetlerin önü açıldı. Her seferinde başladığımız yere geri dönmek büyük bir utanç kaynağı! Devletin JİTEM ve Toros gibi acı taşıyan markaları zaman içinde değişse de zihniyeti asla değişmiyor! İnsana da ülkeye de yazık oluyor.

bu-bir-ilandir-86450-1.

Aziz’in toprak hakkı
Kırkı çıkalı bir hafta olacak. Aziz Güler’in cenazesi verilmedi. Çok basit bir matematik! Cenaze alınacak, taşınacak, toprak açılacak ve Güler o toprağa konulacak! ‘Neden?’ diye sorarlar adama… Solcu olmak yeterli suç mu? Yoksa Aziz Güler’in toprak hakkı Kobane’de IŞİD canilerine savaştığı için mi elinden alındı? Taraf olmak bu kadar kör gözün parmağına mı?