Bu daha başlangıç...
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Güzeldi, komünüyle, kolektif yaşamıyla, devrim marketiyle, halk kütüphanesiyle, reviri, hastanesiyle... Kısa da sürse, başka bir dünyanın mümkün olabileceğini görmek güzeldi. Haziran sıcağında milyonluk bir kentin göbeğinde, haftalar süren bir direnişe ve komüne imza atmak tarifi imkânsız sevinçler yarattı.

Bu haliyle dahi yılgınlıkları, umutsuzlukları, yorgunlukları silip götürdü...Paslanmış bilinçleri, körülmiş vicdanları törpüledi. Elbetteki bir Paris Komünü değildi. Bu haliyle de olamazdı. Daha alınması gereken çok yol vardı. Ancak umutsuzluğa yer yok, olmayacağı anlamına gelmez.

Devlet yoktu, polis yoktu. Şiddet yoktu, yalan yoktu. Dayanışma vardı, kardeşlik vardı, hoşgörü vardı, paylaşım vardı. Koşulsuzca, çıkarsızca bir arada olmak vardı.

• • •

Tahammülleri olamazdı elbetteki muktedirlerin bu dünyaya. Bir gece ensızın saldırdılar. Dağıttılar yalanlarıyla, hileleriyle, tankları, tomalarıyla... Medyasıyla, sermayesiyle, kalemşorlarıyla, polisi, jandarmasıyla...

Ihlamur kokulu twitler atan valisiyle, “şefkatli cümleler” sarfeden bakanıyla, zehir saçan cümleler sarfeden başbakanıyla...Gözlerimizin içine baka baka yalan söylediler. Âli devletin bakiyesi için, halkını feda ettiler.

Ağzımıza bir parmak bal çalarak bir çırpıda geldi geçti direniş. Geride sevinç, gurur, hüzün ve anılar bırakarak. Şimdiden tarihe not düştü. Öfkeli genç kalabalıkların öfkelenince nelere kadir olduklarının göstergesi oldu. Güven verdi, umut verdi, inanç aşıladı. Bir şeyler çıkmaz denilen bir halk küllerinden yeniden doğdu.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru, 1871’de Paris’in emekçileri yaklaşık iki ay süren bir komün kurmuşlardı. Paris Komünü. İki ay boyunca Fransız devletinin silahlı güçlerini kontrollerindeki bölgeye sokmayan komünarlar, devletsiz bir toplumun mümkün olduğunu hissettirmişti...

Yirmibirinci yüzyılın başında İstanbullu genç komünarlar modern dünyada da komünün mümkün olduğunu genç elleriyle gösterdiler.

• • •

Direniş bizlere, elleri cesur, hünerli gençlerin gelecek uğruna kendisini nasıl feda edebileceğini gösterdi. İnsanların
yüzündeki mutluluğu gördük. İstenirse nelerin başarılabileceğini de. Kadınları gördük direniş cephesinde en öndeydiler. Genç işçiler vardı, barikatların tüm yükünü omuzlayan. Üniversiteliler, liseliler, beyaz yakalılar vardı, tüm kıvraklıklarıyla, şaşkına çevirdiler muktedirleri...

Babaannelerimiz, büyük babalarımız vardı. Polise karşı kora kora direnen. Tencere tavalarıyla direnişi selamlayan mahallelilerimiz vardı. Polisten kaçarken sıcak evlerini direnişçilere açan.

Artık daha bir umutlu bakıyoruz geleceğe... Şan olsun geleceğin yapıcılarına... Şan olsun alın terleriyle barikatlara harç taşıyanlara... İlmek ilmek direniş örgütleyenlere. Genç, öfkeli yüreklere. Tomaların, Akreplerin önüne yatanlara. Bedenlerini siper edenlere. Elbetteki toprağa düşenlere...

Firavunlar koltuklarında titredi korkudan. Arsızlaşmaları, saldırganlaşmaları bundandır. sağa sola öfke kusmaları korkularının eseri. Daha da korkacaklar, daha da titreyecekler. Sonun başlangıcı bu onlar için... Öfke günbegün, anbean büyüyor.

Bu daha başlangıç, mücadeleye devam...