Bu fotoğrafa bakıp o ne düşünüyor?
Bülent Mumay Bülent Mumay

Bugüne kadar en uzun sınırımızın Suriye ile olduğunu düşünüyorduk. Ancak son yıllarda sergilediğimiz “stratejik derinliğin” de katkılarıyla, 877 kilometrelik sınırımız dünyaya açıldı! Başta ABD ve Rusya olmak üzere dünyanın en güçlü ülkeleri, bizim topraklarımızın karşısında konuşlandı.

Ortaya çıkan tabloyu en iyi özetleyen manşeti, dünkü sayısında Posta gazetesi attı. Gazetenin manşetindeki “Aile Fotoğrafı”nda; Amerikan, İngiliz ve Rus askerleri, Ankara’nın “terörist” dediği YPG’nin armalarıyla poz veriyorlardı. Çok uzakta değil hem de. Şanlıurfa’nın hemen karşısındaki Telabyad’da çekilmişti bu kare.

Olmuyor, olamıyor

Ankara “Fırat’ın şurasına geçerseniz fena olur” tehditleri savuradursun, sınırın batısında Ruslar, doğusunda ABD’liler, eskortluk yaptıkları PYD ile birlikte Türkiye’nin desteklediği ÖSO’yu sıkıştırmış vaziyette. Dün çekilen aile fotoğrafı ve ortaya çıkan haritaya bakınca, bir kişinin ne hissettiğini çok merak ediyorum. Hani Erdoğan’ın yabancı misafirine “Onunla olmuyordu” dediği, bugünlerde İslamcı-tetikçi kavgasında mağdur olarak adı geçen biri. Erdoğan’ın yeniden AKP genel başkanı seçileceği kurultaya gidip gitmeyeceği merakla beklenen, Gül ile birlikte yeni bir oluşum ihtimallerinde adı geçen malum ‘Hoca.’

Hocam, işte Suriye!

“Kimse sabrımızı test etmesin” dedi, Türkiye’yi “test etmeye” neredeyse tüm dünya geldi. “Esad aylar ya da haftalar içinde devrilir” demesinin üzerinden 5 yıl geçti, adam hâlâ Şam’daki sarayında oturuyor. “Suriye’den gelen göçmen sayısı 100 bini geçerse güvenli bölge kurulur” dedi, milyonlarca göçmen Misak-I Milli sınırlarında iş-aş peşinde koşuyor.

Şu tepedeki ‘Aile Fotoğrafı’na bakınca acaba “İşte benim eserim” diye içten içe gurur duyuyor mudur acaba?

*****

Patronsun sen patron kal...

bu-fotografa-bakip-o-ne-dusunuyor-281321-1.Sosyal medya icat oldu, mertlik bozuldu. 1 Mayıs, meydanlardan daha çok sosyal medyada kutlanır hale geldi. Klavye aktivizminin sanal zaferi diyebiliriz buna.

Yalnız bu yıl sosyal medyaya damga vuran 1 Mayıs mesajı, Türkiye’nin en büyük kapitalistlerinden Cem Boyner’den geldi. 90’lardaki siyaset macerası kısa süren Boyner, 1 Mayıs sabahı twitter hesabında, ressam Orhan Taylan’ın efsane 1 Mayıs tablosunu paylaştı. Bence gayet de iyi yaptı.

E tabii, İşçi Bayramı için kapitalist işadamından kutlama gelince, Erdoğan’ın önce “hakara-makara” yeri dediği, fakat sonra resmi hesap açıp açıklama yaptığı Twitter’da kullanıcılar boş durmadı. “Ağam bizle eyleniy” diyen de oldu, Cem Boyner’e mağazalarındaki çalışanların koşullarını hatırlatan da. Ama en güzel yanıt, “Çorbacı Fehmi Bey” isimli twitter kullanıcısından geldi: “Kurban bayramını kutlayan Budist rahip gibisin!”

*****

bu-fotografa-bakip-o-ne-dusunuyor-281320-1.Hasret derken? E kendi gitmedi mi?

YSK’nin damga vurduğu, daha doğrusu damga vurulmayan oyları sayarak demokrasiye darbe vurduğu referandumun ilk sonucu, Erdoğan’ın partisine katılması oldu. Erdoğan’a yakın gazeteler, partiye dönüşünü şu başlıklarla duyuruyordu:

“Vuslat günü”, “Hasret bitiyor”, “Tarihi gün geldi.”

Bu ülkeye dışarıdan gelen biri, siyasi yasaklı birinin partisine döndüğünü sanacak. Yahu, kendi isteğiyle Cumhurbaşkanı olmadı mı? Hani sanki partisinden zorla koparılmış gibi başlıklar atmak niye? “Hasret”i kendi isteğiyle seçmemiş mi? Durum böyleyken, vuslata bu kadar sevinmek niye?

*****

Hamas Rabia’ya el sallarken...

İnternet çağında basılı gazetelerin, sıcak haberde yarışa girmelerinin hiçbir anlamı yok. Gece 3’te basılan bir gazete bile, okurun eline geçtiğinde haberler en az 4-5 saat bayatlamış oluyor. Basılı gazetelerin fark yaratabileceği tek alan, analiz. Olan bitenin kendisini değil, neyi nasıl etkileyeceğini, arka planını ve geleceğe dair projeksiyonu vermedikleri sürece bugünkü tirajlar bile çok yakında tarih olacak.

Türkiye’de özellikle merkez medyanın bu eğilimi hâlâ nasıl görmezden geldiğini anlamak güç. Tabii basındaki çoraklaşma da, fark yaratacak analizlerden yoksun bırakıyor okurları.

Dün neredeyse tüm gazetelerde, Hamas’ın yeni siyaset belgesini açıklamasına ilişkin haber vardı. Hepsinde aynı ajans cümleleri. Birçok bölge ülkesinin ‘terörist’ ilan ettiği Müslüman Kardeşler’le arasına sınır koyan Hamas, “İsrail’i yok etme” iddiasından da vazgeçmiş. Ama Hamas’ın bunu neden yaptığı, bu açıklamanın ne anlama geldiği, Ortadoğu’na barışı nasıl etkileyeceği gibi detaylar yok. Ne merkez medyada, ne de Filistin davasına hassasiyetiyle bilinen İslamcı gazetelerde.

Umudumuz, yine kendi gazetemiz BirGün’de… İbrahim Varlı’dan ya da Mustafa K. Erdemol’dan, bol arabaşlıklı bir yazıyla öğreniriz vaziyeti umarım. :)

*****

Tarih yazmak: Girmeden çıkmak

Aslında hiç ayrılmadığı partisine dönen Erdoğan, hiç girmediğimiz Avrupa Birliği’nden çıkmaktan söz etmiş. Hindistan’da verdiği röportajda, “Brexit tarzı bir referandum ile Türkiye yönünü seçecek” demiş. İlklerin partisi olmakla övünen AKP’nin yönettiği Türkiye, gerçekten bir ilki daha başaracak. Avrupa Birliği’ne girmeden çıkan ilk ülke olarak tarihe geçecek.