Bu kadar kötülük yeter
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

Birkaç yıl öncesine kadar tüm liselerin ortak dersi matematik, edebiyat, fizik, kimya gibi öğrenciye temel bilimleri tanıtan derslerdi. Bu dersler, henüz liselerde okutulmaya devam ediliyor! Fakat artık onlara ortak ders diyemeyiz. Sadece liselerin değil, tüm okulların ortak dersi Muhammed Peygamberin hayatı, Kuranı Kerim, temel dini bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri oldu.

Ortak dersler, eğitim sisteminin bireyde aradığı temel bilgi ve becerilerin neler olduğu hakkında fikir verir bize. Derslere bakarak o ülkenin bilime mi, sanata mı, tarıma mı yoksa dine mi yöneldiğini anlarsınız. 4+4+4’ten sonra Türkiye eğitiminden bilimi tasfiye sürecine girdi. Felsefe, sanat, edebiyat zaten yoktu. Böylece dini derslere yer açmak zor olmadı. Bu politikanın sonucu olarak imam hatip okulları ile dini derslerin ağırlığı arttı, öğretmen adı altında imamlar okullara dolduruldu.

Şubatta atanacak 30 bin öğretmenin arasında 2 bin 818 din adamı olacak. 2015’te bu sayı 3 bin 819’du. Ondan önceki yıl 3 bin 405. Bunlar, modern eğitim müfredatının arasına serpiştirilmiş dini derslere girecekler. Eğitim yönetim ve denetim elemanları bunlar arasından seçilecek. Hiçbir husumetim yok ama bir okulun mezunu hem imam hem öğretmen olamaz: Okullardaki dini derslere girecek “öğretmenler” ilahiyat, İslami ilimler, dini ilimler, İslam ve din bilimleri ve bunlarla benzer derslerin verildiği din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği fakültelerinin mezunları arasından atanıyor. Buralarda verilen derslerin öğretmenlikle ilgisi yok, çünkü bu okullardan gelen bilgiler, öğrenenin bu dünyada ihtiyaç duyacağı bilgi ve yeteneklerle ilgili değil.



Bu yıl 4 bin 189 sınıf öğretmeni atanacak; branş bazında düşünüldüğünde bu sayı, 2 bin 818 din dersi öğretmeninden fazla değil. Çünkü bir sınıf öğretmeni matematik, hayat bilgisi, Türkçe, müzik, beden eğitimi, resim; hatta fen bilgisi, sosyal bilgiler gibi çok sayıda branşı temsil ediyor. Hükümet ilkokullara matematik öğretmeni atamıyor, fakat ilkokulun din derslerinde, öğretmen statüsü verdiği din adamlarını görevlendiriyor. Böylece sayı artışına kılıf yaratıyor. Din adamlarının okullara yığılmasının bu kamusal alanın işgal edilmesiyle ilgili olduğunu da bilmekte yarar var.

Türkiye zaman geçirmeden bu kadar dini eğitime ihtiyacı olup olmadığını tartışmak, tez elden bir karara varmak zorunda. Kocaman bir ülke, çocuğunu, Suudi Arabistan kralının, Tayip Erdoğan’ın, onun oğlunun kızının ihtiyaç duyduğu elemanlara dönüştüremez. Bu ülke için, insanlığın geleceği için hayali olan herkes, bu gidişata müdahale etmek zorunda. Evet, er geç başımızı kaldırıp çevremize bakacağız ve dünyanın merkezinin bulunduğumuz yer olmadığını anlayacağız. Anlamazsak biri bize anlatacak. Ne yazık ki geç kaldığımızı o zaman anlayacağız.

Şunu iktidar destekçileri de bilmek durumunda: Yarın bir gün savaş bitecek, bitmese bile sönümlenecek; bu gün savaş ideolojisi ile donatılmasına göz yumduğunuz çocuklarınız barış ortamına uyum sağlayamayarak ve siz, tabi tutulduğunuz eğitimin ihtiyacınız olmadığını anlayacaksınız. Peşine takılıp cesaretlendirdiğiniz iktidarın kötülük yaptığını ne yazık ki siz de dünyanın bir parçası olmaya karar verdiğinizde anlamış olacaksınız.