Bu manşetlerden de haz alıyor mu acaba?
Bülent Mumay Bülent Mumay

İnşaat mühendisliğinden yandaş gazeteciliğe uzanan bir kariyeri olan Star Gazetesi Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, dünkü köşesine şöyle başlıyordu:

“Gazetecilik ulvi bir meslektir. Daha pikajörlük yıllarımda, yaptığım sayfaya uzun uzun bakar, ‘Benim yerleştirdiğim şu başlığı yüzbinlerce insan okuyor ve istifade ediyor’ diye düşünür, büyük haz alırdım…

Kendi vicdanında, ‘Ben milletim için hayırlı bir iş yapıyorum’ diyebilen her meslektaşım da bu mutluluğu yaşamayı hak ediyor bence. Ne var ki, günümüzde böyle gazeteciliğin azaldığını düşünüyorum.”

Önce küçük mesleki bir bilgi verelim, pikajör başlık atmaz. Sayfa sekreterinin/editörün/yazı işleri müdürünün attığı başlığı, (90’lardan önceki gazete yapım sürecinde) kalıba yerleştirir. Albayrak da “yerleştirdiği başlık”la ne büyük haz aldığını paylaşmış hepimizle. Başkasının attığı başlıkları, teknik bir işlem yaparak uygun yere yaptırırken, “ulvi gazetecilik mesleği”ni icra etmenin hazzını yaşıyormuş. Hem de milleti için “hayırlı bir iş yapmanın mutluluğunu yaşayarak…”
Başkasının başlığıyla...

Neyse, başlık meselesi kendisini pikajörlük yıllarından beri bu biçimde tatmin ediyorsa yapacak bir şey yok. Hakkını yemeyelim, başkalarının başlığını yerleştirmekten başka işler de yaptı. Pikajörlükten yayın yönetmenliğine kadar yükseldi de kendi başlıklarını attı. Başkalarının attığı başlıkları uygun yere koyunca bu kadar haz alan biri, yayın yönetmeni olduğunda kim bilir kendi attığı başlıklarda ne büyük tatminler yaşamıştır, değil mi?

Türkiye gazetesini yönettiği dönemde Gülen’e telefonla geçmiş olsun diyecek ve ilanla teşekkür alacak kadar yakın olan Albayrak, malum bugünlerde neredeyse kendisi ve türevleri dışındaki herkesi ABD işbirlikçisi, terörist, FETÖ’cü ilan ediyor. Peki, eskiden hani selam çaktığı F tipi çetenin kumpaslarını manşete taşırken aynı zevki almış mıdır acaba?

F tipi pikajörlük olmasın?
İnsan merak ediyor… Örneğin 22 Aralık 2009’da, Arınç’a suikast yalanıyla basılan Kozmik Oda’yı sürmanşete çekerken “ulvi bir gazetecilik faaliyeti” mi yapıyordu? Önüne Gülenci polislerin servis ettiği her şeyi gerçekmiş gibi kabul edip itibar suikastı yaparken de “milleti için hayırlı bir iş” yaptığını mı düşünüyordu? Yoksa yayın yönetmeniyken de başkalarının getirdiği başlıkları gazeteye yerleştirerek F tipi pikajörlük mü yapıyordu aslında?

Ergenekon’da çıkan mahkûmiyet kararı için 7 Ağustos 2013’te “Darbe ruhuna hesap soruldu” başlığı atarken peki? “İşte sıcak tehdit” başlıklı manşette, “(Mustafa) Balbay ve ekibinin umudu sokak çatışmasında” cümlesinden de “yüz binlerin istifade ettiğini” mi düşünüyordu?

Çanakçılar unutulmaz
F tipi kumpasların baş savunucusu olan Taraf yazarlarını Türkiye gazetesine transfer eden Albayrak ve benzerlerinin, istifade edilenin kendileri olduğunu öğrenmeleri için, Cemaat ile AKP’nin kavga etmesi gerekiyormuş demek. “Rabbim ve milletim affetsin”e fazla sığınmayın yalnız. Rabbi bilemem ama milletin affının da bir kapasitesi var. Fethullahçıların operasyonlarına çanak tutup, 15 Temmuz alçaklığını yapacak kadroların önünü açanları bu millet unutmayacak.

***

AKP’de metalik fren

bu-mansetlerden-de-haz-aliyor-mu-acaba-386857-1.

Dünkü Yeni Şafak’ta yer alan bir haber, AKP’li belediye başkanlarına rahat nefes aldırmış olmalı. Genel Başkan Yardımcısı Erol Kaya, “belediyelerdeki değişim süreci”nin tamamlandığını açıklamış.

Değişim süreci dediği, Erdoğan’ın “Metal yorgunluğu var” çıkışıyla başlayan ve İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir, Düzce, Niğde belediye başkanlarının istifasına yol açan süreç. Oysa daha düne kadar AKP’lilerin ağzından, 2018 Şubat’ına kadar birçok belediye başkanının “istifa edeceği” açıklanmıştı.

AKP’de hiçbir adım tesadüfen, nabız ölçülmeden atılmaz. İçten içe kaynayan partide istifaların devamı halinde krizin derinleşeceği anlaşıldı ki, “süreç sona erdi” açıklaması yapıldı.

***

BBC aşkı kabaran yandaşlara bir öneri

bu-mansetlerden-de-haz-aliyor-mu-acaba-386856-1.

İktidar medyasının yüzsüzlüğü gerçekten mide bulandırıyor. Düne kadar BBC’yi yerden yere vuranlar, bugün BBC’nin haberine sarılarak diğer medya kuruluşlarını suçlamaya başladı.

Malum BBC, IŞİD’lilerin ABD-PYD gözetiminde Rakka’dan tahliye edildiklerini ortaya çıkarmıştı. Aslında tahliye yeni değildi, perdeleri çekik otobüslerin Rakka’yı terk etme görüntüleri daha önce sızmıştı. Ama BBC, büyük bir gazetecilik başarısı göstererek tahliye için ABD ile anlaşma yapıldığını ortaya çıkarmıştı.

Gezi döneminden bu yana BBC’yi kara listeye alan, muhabirlerini manşetten tehdit edenler, şimdi de “Vay efendim bu haberi yerli-yabancı şu gazete niye büyütmedi” manşetleri atıyorlar.

Hazır BBC’ye aşk bu kadar kabarmışken yandaşlara küçük bir öneride bulunalım… BBC, Paradise Papers belgelerinde Kraliçe’nin 10 milyon Sterlin’lik hesabı olduğunu da manşetine çekti. Hani “Batı’nın iyi yanları”nı almak istemez misiniz siz de? Deneyin, siz de kendinizi gazeteci gibi hissedersiniz belki bir seferliğine...

***

Yanardöner yazdı: “Zarrab’ın CHP’li avukatları” mı?

bu-mansetlerden-de-haz-aliyor-mu-acaba-386858-1.

Kürt Açılımı sürecinde “Apo başkan, PKK şampiyon” diye yazıyordu, açılım masası devrildikten sonra askeri kıtaları denetlemeye başladı. F tipi kumpasların sol görünümlü halkla ilişkiler bülteni Taraf’ta çalışırken “Yetmez ama evet”çiydi. Sabah’a transfer olunca “Yetmez ama Trump” başlığı bile attı. Bugünlerde ise Trump’ın ABD’sinin Türkiye’ye operasyon yapmasından şikâyet ediyor.

Neyse yanardönerliği kendi bileceği şey ama dünkü köşesinde Zarrab davasına ilişkin tuhaf bir iddia dile getirdi. “CHP’nin avukatları” diye tanımladığı birilerinin, Zarrab’la görüşüp “Haydi konuş, bitir şu işi” dediğini yazdı.

20 aydır ABD’de tutuklu olan Zarrab’la, kendi avukatı bile zor görüşüyor. Hatta 5 gün haber alınamayınca Türkiye Cumhuriyet, devleti ABD makamlarına iki kez nota verdi. “CHP’li avukatlar” dediği kişiler Zarrab’la nasıl görüşmüş olabilirler, yanardöner keşke açıklasa da öğrensek.

Program yaptığı kanalda Türk bayrağı fonuyla “Vatansever işadamı” olarak tanıttıkları Zarrab, tutuklanıp itirafçı olunca fatura yine CHP’ye kesiliyor belli ki. Neyse dua edelim, meselenin ucu İsmet Paşa’ya kadar gitmesin.