Bu nasıl ahlak?!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Geçen hafta Türkiye bir yandan, “Yeni Anayasa yapmanın” hazırlıklarıyla uğraşıyor, diğer yandan da “RTE’nin isteği” üzerine, başkanlık sistemini tartışma peşinde koşuyordu...

Tam da bu rejim değişikliği heveslerinin alt yapısı ortaya koyulurken, rahat duramadılar, gerçek yüzlerini de bir kez daha gösterdiler!..
Hedefledikleri “recepistan’da” nasıl bir yaşam sürüleceğini açıkladılar!.. Diyanet Başkanlığı aracılıyla; dine dayalı, kuralları onların belirlediği, laiklik ilkesinin olmadığı, kendilerine biat etmiş, onların meşrebine uygun bir yaşam biçimini nasıl oluşturacaklarını kamuya açıklayıverdiler!..
• • •
Bilindiği gibi BirGün Gazetesi geçen hafta Diyanet’in verdiği skandal bir fetvayı haber yaptı. Görüldü ki Din İşleri Yüksek Kurulu’nun sayfasında bu skandal soru ve cevap 30 Aralık tarihinde yayınlanmıştı. Oysa BirGün bu haberi 8 Ocak 2016 tarihinde yazmıştı. (https://archive.is/f4A9b)
8 gün boyunca binlerce insan bu siteyi incelemiş ve o ‘muhteşem’ yorumdan feyz almıştı…
Haber ortaya çıkınca gümbürtü koptu. Çünkü kısaca “Fetva Kurulu” denen bu kurul sorulan soruya, bugünkü hayata, ahlaka, toplumsal ilişkilere, hiçbir dinin müsaade etmediği ve dünyadaki genel kuralların tam zıddı olabilecek bir cevap vermişti.
Din İşleri Yüksek Kurulu Dini bilgilendirme Platformu’nun, kendilerine yöneltilen “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü?” sorusuna verdiği cevap; “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” olunca yer yerinde oynaması insanlık ve ahlak adına son derece doğru bir tepkiydi…

Aslında bu cevabı ayıptan, cehaletten öte skandal olarak da değerlendirmeliyiz!..
• • •
Sadece Türkiye’de değil, dünya da bu cevaba müthiş öfke gösterdi. Bugünün yaşamına yakışmayan bir ahlaksızlık sergilenmekteydi. Diyanet tarafından adeta “Ensest ilişki” meşru hale getiriliyordu!.. Dahası, “babalarca kız çocuklarının cinsel obje haline getirilmesinin olağan olduğu” açıklanıyordu... Bu cevap, hangi inanca, mantığa ve insanlığa sığar?!..
Nitekim, Diyanet haber yayınlandıktan ve oluşan vahim durumdan sonra, ilk olarak fetvayı sitesinden sildi, sonra da siteyi tümden kapattı!..
• • •

Bu feci niyet, kurulun ilk sabıkası değil. Aynı Kurul; “Alevilerle evlenilemeyeceğini çünkü onların Müslüman olmadığına dair” de fetva vermişti...
Asgari ücret görüşmeleri sırasında işçi temsilcilerine seslenerek; “Çalışanlar fazla istemeyin Allah’ı üzersiniz” diyebilmişti...
Delikanlıların saç uzatması, küpe takması gibi birçok konuda fetvalar vererek insanları kızdırmıştı...
• • •
Başkan Mehmet Görmez ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı insanlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü kollamak yerine, çağdaş yaşamın genel anlayışına ters, cahiliye dönemini hatırlatan bir mantığı yaymaya çalışmakta. Türkiye’yi muhafazakarlaştırma projesinde dini kullanarak aktif rol oynamaktadır...
Laikliği yok sayan zihniyetin idare ettiği devlette, “bugünü kontrol etme” adına fetvalar yayınlayan Diyanet, toplumu germekte, dinle, inançla olan ilişkilerini zora sokmaktadır...
• • •
Benzeri “fetvalar”, kendini “alim sananların” yaşam biçimine müdahale etmeyi daha da geriye götürme fırsatını veriyor!..
Kızla erkeğin yan yana gelemeyeceğini veciz bir şekilde açıklayan RTE’nin şu sözlerini hatırlayın!..
Ne diyor; “Birbiriyle bankta yan yana oturmak... Siz bunu saygıyla karşılayabilirsiniz. Tayyip Erdoğan olarak ben karşılamam... Ben inanıyorum ki, bu toplumun içinde çoğunluğu da karşılamaz... Kadıköy’den gelip vapurdan inenlerin durumunu görüyorum. Bunlar değerlerimle uyuşan şeyler değil...”
• • •
Bir de Selçuk Üniversitesi İlahiyat Bölüm Başkanı Prof. Orhan Çeker’in açıklamasına bakalım. “Cinsel saldırı suçu ile çocuklara ve reşit olmayana tecavüzden yargılananların hadım edilmesini” öngören yasaya şöyle yorum getiriyor: “Dekolte giyen, tahrik eden sonra şikayet edemez.”
• • •
Türkiye’ye uygulanan gericilik projesinde en önemli koz din olunca BirGün’ün kamuya duyurduğu skandal fetvayı korumak için bu konuda tutulmuş bir takım kalemler hemen hareket geçtiler... Tıpkı Kabataş yalanlarını yazdıkları gibi BirGün’ü sorgulamaya çalıştılar.
Yavuz hırsız hesabı Diyanet, bu ahlaksız fetvayı haberleştiren BirGün’ü “ahlaki temelden yoksun” ilan etti. Böylece en büyük ahlaksızlığı, yalancılığı ve de dini istismarı yapan kurumu aklayacaklarını zannettiler...
• • •
Aslında Diyanet’e en doğru cevap, yine onlardan birinin yazısıyla verilebilir.
Nihal Bengisu Karaca, “BirGün Gazetesi kötü niyetli bir itinayla tarayıp ifşa etmese Diyanet’e bağlı platformun yüz kızartıcı, maşeri vicdana dokunan sorulara bile meşru sorularmış gibi davranıp itinayla cevap verme gayretindeki sakillikten haberdar olamayacaktık. (...) Umarım bu rezaletten bir keşif çıkar.”
• • •
Karaca gibileri bilmeli ki; yalancılığı, dolandırıcılığı, ahlaksızlığı, yolsuzluğu, haksızlığı ve de gericiliği bu ülkede günlük “olağan düzen” haline getirenlerin karşısında doğruları hep, onların kötü niyetli olarak gördüğü dürüstler ortaya çıkarır...