Bu ülkede grev hakkı ayaklar altındadır!
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
130 bin metal işçisi, birlikte ve cesaretle hareket ederse grev yasağını boşa çıkarabilir, haklarını kazanabilir ve MESS’in kırmızı çizgilerini aşabilir. Şimdi grev hakkını savunmak için “Bu işyerinde cesaret var” deme zamanıdır

İşçiler ve sendikalar Türkiye tarihinin en kapsamlı grev yasaklarından biri ile karşı karşıya. MESS’e bağlı 179 işyerinde 130 bin metal işçisini kapsayan ve 2 Şubat 2018’de başlaması kararlaştırılan grevler, Bakanlar Kurulu tarafından 24 Ocak 2018 tarihinde 2018/11225 sayılı kararname ile “milli güvenliği bozucu nitelikte” görüldüğünden 60 gün süre ile ertelendi. Adı erteleme olan, ama yasaklama anlamına gelen kararname, 26 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Erteleme kararı Türk-İş üyesi Türk Metal, DİSK üyesi Birleşik Metal-İş ve Hak-İş üyesi Çelik-İş sendikalarının aynı gün uygulamak üzere aldıkları grev kararlarını kapsıyor.

Metal sektöründe böylesine kapsamlı bir erteleme de 1991 Körfez krizi sırasında yaşanmıştı. 1991 yılında 260 işyerini ve 160 bin işçiyi kapsayan grevin yasaklanmasına dair karar, uygulanmaya başlayan grevin 29’uncu gününde alınmıştı. 1991 yılından bu yana ilk kez, grev kararı daha uygulanmaya başlamadan bu kadar büyük bir grev ertelemesi yaşanıyor. İlk kez üç işçi konfederasyonunu aynı anda etkileyen bir grev yasağı, greve çıkılmadan getiriliyor.

Bakanlar Kurulu toplantısı yapılmadı
130 bin işçiyi ve aileleriyle birlikte 400 binden fazla kişiyi ilgilendiren bir toplu pazarlık söz konusu. Dahası metal toplu pazarlığı, diğer sendikalı işçileri de yakından ilgilendiriyor, çünkü çok önemli bir örnek teşkil ediyor. Bu kadar önemli bir erteleme/yasaklama kararı Bakanlar Kurulu toplanmadan alındı. Son Bakanlar Kurulu toplantısı 22 Ocak 2018’de yapılmış, erteleme kararı ise 24 Ocak tarihli. 24 Ocak tarihinde Bakanlar Kurulu toplantısı yok. Bu denli önemli bir karar Bakanlar Kurulu’nda hiç konuşulmadan alınmış. Muhtemelen bakanların birçoğu kararı Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra gördü. Grev uygulamaya daha 10 gün varken, bu acele niye?

Grev kararının uygulanmasına daha 10 gün vardı. Grev erteleme kararının yayımlandığı gün ayrıca manidar! Aynı gün MESS, sendikaları teklifini revize etmek için toplantıya çağırmış ve bu çağrı kamuoyuna duyurulmuş. Hükümet grev erteleme kararını o gün yayımlamayı tercih ediyor. Ne tesadüf değil mi? Bunun sendikaların pazarlık gücünü kıracağını, MESS’in elini güçlendireceğini bilmemek mümkün mü? Amaç ne? Grevi yasaklanan işçinin pazarlık gücünü iyice kırmak neden? Patron MESS olunca akan sular duruyor, hukuk duruyor anlaşılan.

192 bin işçinin grevi yasaklandı
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile Bakanlar Kurulu’na milli güvenlik, genel sağlık ile ekonomik ve finansal istikrar gerekçeleri ile grev erteleme yetkisi tanınmış. Grev erteleme ifadesi yanıltıcı. Çünkü ertelenen grevler yeniden başlamıyor. Erteleme süresi içinde taraflar anlaşamazsa, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu tarafından çözülüyor. O nedenle erteleme demek yasak demek. Yüksek Hakem Kurulu, işveren ve hükümet temsilcilerinin çoğunlukta olduğu bir yapı. Ertelenen grevler işçilerin büyük hak kayıpları yaşamasına yol açıyor. Toplu pazarlık ve grev hakkı yok ediliyor.

Bu nedenle Türkiye’de grev hakkı ve Anayasa ayaklar altındadır. Bakanlar Kurulu istediği her grevi yasaklayabiliyor. Kanunilik, ölçülülük ve demokratik toplum düzeni için gereklilik gibi evrensel hukuk ölçütlerinden hiçbiri kullanılmadan, sadece yasada yazılan nedenlerle değil, ekonomik etkileri nedeniyle grevler erteleniyor ve grev hakkının özü ortadan kaldırılıyor. AKP hükümetleri döneminde 14 grev erteleme kararnamesi yayımlandı. Bu kararnamelerle yüzlerce işyerinde 192 bin işçinin grevi yasaklandı. AKP döneminde, 15 yıl boyunca greve çıkabilen işçi sayısı ise 81 bin ile sınırlı kaldı. Greve gidebilen işçi sayısının 2 buçuk katı işçinin grevi yasaklandı.
bu-ulkede-grev-hakki-ayaklar-altindadir-420340-1.
Ayrıntıları tabloda görebileceğiniz gibi bu grev ertelemelerinin ezici çoğunluğu milli güvenlik gerekçesiyle yapıldı. Peki, işçiler milli güvenliği nasıl bozuyor? İşçilerin hak araması terör faaliyeti mi? İşçiler ve onların sendikaları milli güvenliği nasıl bozar? Alınterinin karşılığını isteyen işçi nasıl milli güvenliği tehdit eder? Otomobil, otomobil lastiği, metal eşya, pencere camı, rakı şişesi üretiminin durması milli güvenliği bozar mı? Elbette bozmaz. Bozsa bozsa patronlarının rahatını bozar. Grev ertelemelerinin asıl sebebi milli güvenliği değil, patronların rahatını bozucu olmasıdır. Bu nedenle, bugüne kadar yapılan tüm grev ertelemelerinin tamamı keyfidir ve milli güvenlikle alakası yoktur. Milli güvenlik gibi gerekçeler patronların çıkarlarını korumak için kılıftır. Bu gerçek geçmişte Danıştay kararlarıyla, günümüzde Anayasa Mahkemesi kararıyla da tescil edildi ve grev ertelemenin hak ihlali olduğu en yüksek yargı organı tarafından karara bağlandı.

Grev hakkını cesaretle savunmak şart
Peki, ne yapmalı? Grev ertelemelerinin hukuksuz, hatta kanunsuz olduğu açık. Çünkü kanuni olmaları için kanundaki gerekçeye uygun olmaları gerekir. Öte yandan grevin yargısal güvencesi de yok edilmiş durumda. Danıştay, 2014 yılından sonraki kararlarıyla grevin tabutuna son çiviyi çaktı. Danıştay artık hükümetin grev erteleme kararlarının tescil makamına dönüştü. Anayasa Mahkemesi, grev ertelemenin hukuka aykırı olduğuna karar verdi, ancak görülen o ki AYM kararı da hükümeti grev ertelemelerinden vazgeçirebilmiş değil.

Bu durumda grev hakkının işçiler ve sendikalar tarafından kararlılıkla savunulmasından başka bir yol kalmıyor. Geriye çok önemli bir hukuksal yol kalıyor: Barışçı toplu eylem hakkını kullanmak. ILO ve AİHM kararları, işçilerin çıkarlarını savunmak için barışçı toplu eylem hakkına sahip olduğunu söylüyor. Grev hakkı barışçı toplu eylem hakkının en önemlisidir. Bu hak sendikalar ve işçiler tarafından kullanılabilir. İşçiler ve sendikalar hukuksuz ve kanunsuz grev erteleme/yasaklama kararına karşı barışçı toplu eylem hakkına başvurabilir. Bu yol meşrudur ve hukuka uygundur.

Kırmızı çizgileri aşmak için kırmızıda topluca geçmek lazım
Grev hakkının tabutuna son çivi çakılmak üzere. Grev hakkı, yasak savma kabilinden basın açıklamalarıyla savunulamaz. Türk-İş, Hak-İş ve DİSK tehlikenin farkına varmalı ve üyelerinin grev hakkını savunmak için ortak hareket etmeli. Birleşik Metal-İş Sendikası, hukuksuz grev erteleme kararını tanımayacağını ve 2 Şubat’ta greve gideceğini açıkladı. Türk Metal, işyerlerinde bugünden itibaren bir saat iş durdurma eylemi yapacağını, sonuç alamazsa her gün eylemlere devam edeceğini açıkladı. Grev hakkını savunmanın başka yolu yok. Sendikalar ya bu keyfiliğe karşı cesaretle grev hakkını savunacaklar ya da grevsiz bir sendikacılığı içlerine sindirecekler. Grevsiz sendikacılık, sendikanın kapısına kilit vurmaktır.


İşçi sınıfı tarihi şunu öğretiyor: Kırmızı ışıkta topluca geçerseniz trafik durur, ne kaza olur ne ceza kesilir. Örnek mi? İşte size Bahar Eylemleri, metal ve cam işçilerinin grev erteleme karşısında daha önce takındıkları tutum. 130 bin metal işçisi, birlikte ve cesaretle hareket ederse grev yasağını boşa çıkarabilir, haklarını kazanabilir ve MESS’in kırmızı çizgilerini aşabilir. Şimdi grev hakkını savunmak için “Bu işyerinde cesaret var” deme zamanıdır.