Bu ülkenin en az yarısı o “hata”dan kaçınmıştı!
Bülent Mumay Bülent Mumay

AKP, eski ortağı olan cemaat ile açıktan savaşın başladığı günlerde, ortak geçmişlerine sünger çekmek için bir milat ilan etmek zorunda hissetmişti kendini. Öyle ya, “Ne istediler de vermedik” cümlesinden daha güçlü bir işbirliği kanıtı olabilir miydi? Gülencilerin bankasına elektrik faturası yatıranların bile başının derde girdiği memlekette, neredeyse devletin anahtarını bir cemaate teslim etmenin de faturası olmalıydı, değil mi?

İşte o faturayı ödememek için “17 Aralık’tan sonra” gibi bir milat belirledi iktidar. Kendisini yargının yerine koyarak, suçun kapsamını belirledi. Önceki suçlar, “yardım ve yataklık” kapsamından çıkarıldı böylece.

AKP’nin kararını Yargıtay “onadı”
AKP’nin kendisini temize çekmek için aldığı bu karar, Yargıtay tarafından da “onanmış” resmen. Dünkü Cumhuriyet’te Alican Uludağ imzalı manşetten öğrendik ki, 17 Aralık’tan önceki AKP-Cemaat operasyonu Yargıtay tarafından “kaçınılmaz hata” olarak değerlendirilmiş. Bu nedenle, o tarihten önceki işbirliğinin “cezalandırılamayacağı” kararına varılmış.

Hani cezalandırma kısmına hiç girmeyelim. Ama Yargıtay’ın cemaatle işbirliğini “kaçınılmaz bir hata” olarak nitelendirmesini açalım biraz. Gerçekten, cemaat ile işbirliği “kaçınılmaz bir hata” mıydı? Oysa bu ülkenin en az yüzde 50’si böyle bir “hata”dan ısrarla kaçınmıştı.

“Yok hükmünde” değil, sumenin altında
Yine bu ülkenin Milli Güvenlik Kurulu, 2004’te Gülencilerin devlete yönelik tehdit olduğunu AKP’nin önüne koymamış mıydı? O raporu sumen altı eden ve dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın ağzından gururla 2012’de bile “Yok hükmündedir” diyen iktidar yine “kaçınılmaz bir hata” mı yapmıştı?

Yahu 1980’lerden bu yana Gülencilerin adım adım devleti ele geçirdiğini yazan Hikmet Çetinkaya’yı okusalardı bari… Pardon ya, onu da bugünlerde FETÖ’ye destekten yargılıyorlardı, değil mi? Hayır, kaçınacak bir “hata”sı da yok ama hâlâ yargılanıyor…

***

Reza Zarrab’ın “iftira”sına sessiz mi kalınacak?

bu-ulkenin-en-az-yarisi-o-hata-dan-kacinmisti-396153-1.

Reza Zarrab’ın New York’taki duruşmadaki itiraflarının her biri ayrı bir skandala işaret ediyor. Hayali ihracat ve rüşvet çarkına dair söyledikleri çok şaşırtıcı değil aslında… Rüşvetin muhatabı olanların sessizliği de… Ama yaptığı itiraflardan birinin, büyük bir infiale yol açması gerekmiyor mu?

Eskilerin “hayırsever işadamı” bugünlerin “hain casus”u Zarrab, pazartesi günkü duruşmada, 17 Aralık Operasyonu’ndan sonra “kısmen” rüşvet vererek serbest kaldığını söyledi. Savcı sormayınca, rüşveti kime verdiğini de açıklamadı. Bu açıklamasıyla ülkemizi büyüüük bir töhmet altında bırakmıyor mu?

Söylediklerinin yalan olduğunu kabul ederek ilerleyelim. Zarrab’ı o dönem serbest bırakan mahkemenin hakimi İslam Çiçek, bu ithamlara karşılık Zarrab hakkında bir şikayette bulunmayacak mı? Yargıtay üyeliğine terfi ettiği için, sonuç alması da çok zor olmaz hani.

Peki dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ? Bugünlerce CHP’ye lider aramak yerine, ucu kendisine de değen rüşvet ithamını mahkemeye taşısa keşke...

Basında en ufak bir itham karşılığında milyonluk tazminat davası açanlar, ülkemizde rüşvetle serbest kalındığı ithamına sessiz mi kalacak? Bekleyip, göreceğiz.

***

Turkcell’den ölüm bile ayıramıyor!

bu-ulkenin-en-az-yarisi-o-hata-dan-kacinmisti-396154-1.

Tüketici yasalarında yapılan nice değişikliğe rağmen bu ülkede herhangi bir yere abone olduğunuzda kurtulmanıza imkân yok. “Taahhüt”ün neredeyse Katolik nikâhına dönüştüğü bir ülkede yaşıyoruz. Hani Katolik nikâhında evlilik akdi ölümle sona erer ama bizim ülkemizde ne yazık ki durum öyle ilerlemiyor.

Birkaç ay önce amcamı kaybettim. Malum o en acı günler geçtikten sonra, aile adına birilerinin yasal işlemlerle uğraşması gerekiyor.

Tabi en tatsız meselelerden biri, hâlâ arada bir çalan amcamın telefonunu kapattırmaya gelmişti. Kuzenim, elinde her türlü yasal vekaletnameyle hattı kapattırmak için Turkcell’in kapısını çalar. Yetkililer, hattı kapatabileceklerini ancak amcamın “cayma bedeli” ödemesi gerektiğini söylerler. Hani ortada bir cayma durumu yok, kendi isteği dışında ölmek gibi bir “gerekçe” var.
Ancak Turkcell, ölümü bile meşru bir mazeret saymayarak hattın kapatılması için ölüden 140 TL “cayma bedeli” alınmasında ısrar etmiş. Gönderdikleri son faturaya da eklemiş.

“Turkcell’le bağlan hayata” diyen bir şirketle bağlantınızı, ölseniz bile koparamıyorsunuz. Ne çekim gücüymüş arkadaş! Ahiretten bile çekiyor...

“Ölüm Allah’ın emri” diye biliyoruz biz. Belli ki Turkcell’in haberi yok. İnanmıyorlarsa, sponsor oldukları Ensarcılara sorsunlar...

***

Hükümet yeni Rabia’sını buldu

bu-ulkenin-en-az-yarisi-o-hata-dan-kacinmisti-396155-1.

Hükümet, Gezi direnişi sırasında kendi kitlesini konsolide edebilmek için Mısır’daki darbenin üzerine atlamıştı. Memleketin dört bir yanında Rabia mitingleri yapılıyor, Erdoğan, Kahire meydanlarında can verenler için canlı yayında gözyaşı döküyordu.

Arabaların arkasına Rabia çıkartmaları yapıştırılıyor, trol hesaplar üzerinden darbeci Sisi’ye karış direniş türküleri yakılıyordu.

Hükümet yanlısı medyaya bakınca, tıpkı Gezi’de olduğu gibi bugünlerde Zarrab davasını gölgede bırakmak için Kudüs krizi ısıtılıyor. ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımaya hazırlanması, Ankara için “tek taşla iki kuş avlama” fırsatına dönüştürülecek belli ki. Hem Gülen, PYD, Zarrab gibi meselelerinden dolayı yükseltilen anti-ABD propagandası daha da coşturulacak, hem de İslamcı mahalleye tekrar selam çakılacak.

***

Umut, Şimşek’in ekmeği: O tek hane buraya gelecek!

bu-ulkenin-en-az-yarisi-o-hata-dan-kacinmisti-396156-1.

»Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, enflasyonun son kez tek haneyi (%9.79) gördüğü temmuz ayında, kameraların karşısına geçti: “Yılı, yüzde 9’a yakın seviyede tek hanede kapatacağız.”

»Ağustos enflasyonu yeniden çift haneli (%10.68 olunca) Şimşek’in açıklaması değişmedi: “Yıl sonunda kronikleşmiş yüksek enflasyon tek haneli duruma gelecek.”

»Başbakan Yardımcısı tek hane dedikçe, enflasyon coşmaya devam ediyordu. Çekirdek enflasyon rekor kırmıştı. %11.20 olarak açıklanan eylül enflasyonunu ise şöyle yorumladı Şimşek: “Enflasyonun armasının nedeni TL’nin değer kaybetmesi. Yeniden tek haneli rakamlara dönülecek.”
bu-ulkenin-en-az-yarisi-o-hata-dan-kacinmisti-396157-1.
»Yalnız rakamlar o tek haneye dönmek bilmiyordu. Yine ayın 3’ü olmuştu, TÜİK ekim ayı enflasyonunu %11.90 olarak açıklamıştı. Şimşek, yine kurdaki artışa sığınıyor ama umudunu yitirmiyordu: “Daha önce tek haneye indirmiştik. Şu anda geçici olarak çift hanede…”

»Ve önceki gün, kasım ayı rakamları açıklandı. Temmuzdan bu yana istikrarlı olarak yükselen enflasyon, 14 yılın zirvesine çıktı: %12.9. Mehmet Şimşek, yıl sonu artık gelip dayandığı için artık “tek hane”yi ağzına almıyordu. Ama “Benim hala umudum var” şarkısını mırıldanıyordu: “Enflasyonda aralık ayından itibaren kalıcı bir düşüş süreci başlayacaktır…”
Ne diyelim, Allah herkese Mehmet Şimşek gibi bir umut versin.