Bugün 23 Nisan!
Fatih Yaşlı Fatih Yaşlı

Sizin 24 Nisan’da okuyacağınız bu yazıyı, ben bugün yazıyorum, bugün 23 Nisan.

Bugün 23 Nisan, “askeri vesayetle mücadele”nin bir parçası olarak stadyum kutlamalarını iptal edeli çok oldu. Çocuklarımızı militarist törenlerden, otoriter zihniyetten kurtardık, milletçe hepimize tebrikler!

Bugün 23 Nisan, her “milli bayram”da etkinlikleri iptal edecek bir gerekçe buluyoruz. Bu sene de Meclis, kendi kuruluş yıldönümünü kutlamamak için bir bahane buldu, bu sene de resepsiyonlar iptal, bunu her sene bir şekilde becerenlerin hepsine tebrikler!

Çocuklarımızı militarist gösterilerden “kurtardık” kurtarmasına ama ülkenin bir bölgesi aylardır kanıyor, ülkenin bir bölgesinde düzenli olarak çocuklar ölüyor, çocuklar nedenini bilmedikleri bir savaşın kurbanı oluyor.

Çocuklarımızı tek tipleşmekten “kurtardık” ama tarikat ve cemaat evlerinde her gün yüz binlerce çocuğun hem zihnine hem bedenine tecavüz ediliyor; aklı, fikri, vicdanı gericiliğin vesayeti altına alınmış, “yaşayan ölüler”den müteşekkil, zombileşmiş nesiller yetiştiriliyor.

Vesayet rejiminin bayramlarından milletçe “kurtulduk” ama Kutlu Doğum diye yeni bayramlar, yeni haftalar icat ettik. 12 Eylül’ün Türk-İslam sentezcilerinin 1989’da uydurduğu bir günü, sağ olsunlar, bütün partilerimizin de katkısıyla milletçe idrak ediyoruz bugünlerde, emeği geçen herkese tebrikler!

Her yeni rejim kendi törenlerini, kendi ritüellerini, kendi gün ve haftalarını “icat ediyor”, yeni rejimin de kendi törenleri, ritüelleri, günleri var. Cumhuriyet’i değil Osmanlı’yı işaret eden, “milli” değil “dini”, “seküler” değil “uhrevi” törenler, ritüeller, günler bunlar.

Çanakkale Savaşı'nı evliyaların, erenlerin, gökten gelen bulutların sayesinde kazandığımızı iddia eden, peygamberin doğum gününü kutlayan, emperyal fantezileri adına birden Birinci Dünya Savaşı’ndaki Irak Kut’ül Amare Muharebesi'ni keşfeden, Sarıkamış’ta ölümü, şehitliği güzelleyen, Osmanlıcı, ümmetçi zihniyetin kendini dışa vurduğu, çocukları da bunlara inandırmak istediği törenler!

Bugün 23 Nisan. Egemenliğin “tanrının yeryüzündeki gölgesi” padişahtan ve Osmanlı hanedanından alındığı, egemenliğin gökyüzünden yeryüzüne indirildiği, egemenliğin kaynağının değiştiği, “ulus” olduğu gün bugün; Osmanlı-Türkiye modernleşme, laikleşme ve aydınlanma serüveninin zirve noktalarından biri.

Bugün 23 Nisan, Meclis'in açıldığı gün bugün ama Meclis fiilen ilga edilmiş durumda, çalışmıyor. Dünyada belki de ilk defa bir parlamentoda çoğunluk, “başkanlığa geçiş” adı altında parlamenter rejimin tabutuna son çiviyi çakmaya çalışıyor, dünyada belki de ilk defa parlamenterler “dokunulmazlığın kaldırılması” adı altında kendi varoluş zeminlerini ortadan kaldırmaya hazırlanıyor.

Bugün 23 Nisan, “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” dense de değil. “Millet” adı verilen ve tek işlevi sandığa gidip iktidar partisine oy vermek olan şekilsiz bir yığın adına ülkeyi yönetenlerin. Egemenlik, parlamenter bir sistemi başkanlıkmışçasına yönetmek isteyenlerin. Egemenlik, sarayların, saltanatların, kibrin, hamasetin!

Bugün 23 Nisan, “çocuk bayramı” bugün ama hayat çocuklara bayram değil. Yüz binlerce çocuk işçi var Türkiye’de, her sene yüzlerce çocuk iş cinayetlerinde katlediliyor Türkiye’de. On binlerce çocuk gelin var Türkiye’de, her sene on binlerce çocuk gelin tecavüze uğruyor Türkiye’de.

Anneleri babaları ölüyor çocukların adı konulmamış bir savaşta, yerlerinden yurtlarından zorla göç ettiriliyorlar. Okula gidemiyorlar, sokağa çıkamıyorlar, kör bir kurşunun hedefi oluyorlar, çocuklar ölüyorlar adı konulmamış bir savaşta.

Ruhları incitiliyor çocukların karanlık evlerde, beyinleri türlü hurafelerle, türlü kötülükle dolduruluyor. İnsandan, insan olmaktan, sevmekten, sevilmekten uzak, gericiliğin karanlık yuvalarında küçücük bedenleri incitiliyor çocukların, diri diri gömülüyorlar toprağa.

Bugün 23 Nisan. Anayasa askıda, anayasal rejim bekleme odasında, Meclis yok, egemenlik ulusun değil, hayat çocuklara bayram değil.

Demek ki artık kutlamaları yapılabilecek bir Cumhuriyet yok, yenisinin kurulması gereken bir cumhuriyet var. Eşit ve özgür yurttaşları olarak bir arada yaşadığımız, egemenliğin gerçek anlamıyla halka, emeğiyle geçinenlere ait olduğu, çocukların öldürülmediği, zihinlerine ve bedenlerine tecavüz edilmediği, çalışmak zorunda olmadıkları, evlendirilmedikleri, bayram kutlamayı, bayram yapmayı hak ettiğimiz yeni bir Cumhuriyet!