Bunun hesabını kim verecek?
ALİ MURAT İRAT ALİ MURAT İRAT
Türkiye'de kamuoyunun, bir olay meydana gelmeden, ne olacağı belli de olsa tepki vermemek gibi anlaşılmaz bir huyu var. Kamuoyunu şekillendiren medyanın da bu durumdan nasibini aldığını söylemek yanlış olmaz.
Türkiye'de kamuoyunun, bir olay meydana gelmeden, ne olacağı belli de olsa tepki vermemek gibi anlaşılmaz bir huyu var. Kamuoyunu şekillendiren medyanın da bu durumdan nasibini aldığını söylemek yanlış olmaz. O kadar hızlı gündem değişiyor ki, çoğu yazar birkaç hafta önce ne yazdığını, ne uyarılarda bulunduğunu hatırlamıyor, yazdıklarının peşine düşmüyor. Aynı biçimde, yakın gelecekte neler olabileceği üzerine kafa yorup tepki geliştirenlerin sayısı da iki elin parmaklarını geçmiyor. Neredeyse hepimiz, televizyon haberlerini izleyip, gazeteleri okuyup, "olmuş" olaylar üzerine kafa yorup tepki veriyoruz. Bu sırada Üsküdar çok gerilerde kalmıştır; hatta, atı alanın kim olduğu bile hatırlanmaz.

***

Yazıya malumun ilanıyla başlamamızın nedeni var: Bu durumun son örneğini geçen hafta yaşadık. Milli Eğitim Bakanlığı bir yönerge taslağı hazırladı. Yönerge taslağını haberleştirdik ama olumlu olumsuz tepkiler, "günlük" kaldı. Olayı yeniden özetleyelim: Bakanlık, "Tam Gün Tam Yıl" adını verdiği, meslek edinmek, ya da mesleğinde kendini geliştirmek isteyenlere, meslek liselerinin fiziki koşullarını kullanarak verdiği yaygın eğitimi genişletiyor. Yetişkinler ya da okulu terk etmek durumunda kalan çocuklar; herkes kapsam içinde. Mevcut yönergede, hangi genel müdürlüğe bağlı meslek liselerinin bu uygulama kapsamında olacağı tek tek sayılıyor. Bu kurumların arasında "Din Öğretimi Genel Müdürlüğü" yok. Yani, imam hatip liseleri de yok. Taslakta ise bu uygulamanın, "mesleki ve teknik eğitim alanında, diplomaya götüren orta öğretim kurumlarıyla belge ve sertifika programlarının uygulandığı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim öğretim kurumlarını" kapsadığı belirtiliyor.

***

Biliyorsunuz, imam hatip liseleri meslek liseleri statüsünde "muamele" görüyor. Aslında bu liselerin statüleri tartışma konusu.Yıllardır tartışılır: İmam hatip liseleri, meslek liseleri midir değil midir? İnanın, bakanlıktan üst düzey bürokratlara sordum, hiçbiri net yanıt veremedi. Ancak imam hatiplerin kuruluşunu sağlayan Milli Eğitim Temel Yasası'nda bu okulların mesleğe götüren okullar olduğu hükmü bulunuyor. Bakanlığın APK Dairesi Başkanlığı'nın yayımladığı 2004-2005 öğretim yılı istatistiklerinde de imam hatip liseleri mesleki ve teknik eğitim içinde sayılıyor. YÖK de bu okulları meslek liseleri statüsünde sayarak, imam hatip liseli öğrencilerin farklı alanlara yönelmeleri durumunda ÖSS puanlarını kırıyor. O halde bu okullar meslek liseleri. Demek ki bu yönerge yürürlüğe girdiğinde imam hatip liselerinde isteyenler Kuranıkerim, tefsir, kelam gibi dersleri alabilecek.

***

Böyle bir yönetmelik taslağının kamuoyunda uzun uzun tartışılması gerekmez mi? Haber olduğu zaman, bu kadar önemli bir konuya kafa yorulması, değerlendirmeler yapılması beklenmez mi? Bakanlığın bu tip bir beklentisi olmadığı için, hazırladığı düzenlemeleri eğitimcilerle paylaşmıyor. Haber yapılınca da tek sözcük açıklama gelmiyor. "İmam hatip liseleri bu yönerge kapsamında değil" diyebiliyorlar mı? Hayır. Öyle olsa bir açıklama yaparlardı. Peki bu düzenlemenin amacı nedir? Örneğin kaçak Kuran kurslarının önüne mi geçilmek istenmektedir? Din öğretiminde bir eksiklik mi vardır? Daha önce yaz aylarında okulları Kuran kurslarına açmaya dayanak sayılacak yönetmeliğin geri çekilmesini sağlayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bugünden devreye girmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı'na, bu tür bir taslak çalışmasının nedenini sormalıdır. Bu konuyu ele almayı sürdüreceğiz.