Burak Yılmaz Galatasaray’da olur mu?
ERAY ÖZER ERAY ÖZER
Evet, soru bu. Kariyerine, yeteneğine, istediğinde neler yapabildiğine bakınca insanın ‘olmaz mı hiç’ cevabı veresi geliyor ama kazın ayağı tam öyle değil. Burak bu ülkede çok sık rastlamasak da aşina olduğumuz bir futbolcu modelinin son örneği. Yetenekli, hırslı, biraz küstah, yeteneklerinin farkında ve en önemlisi epey zeki. Tüm bunların karışımının doğal sonucu olarak da otoriteyle sorunlu bir oyuncu tipolojisinden söz ediyoruz.
Mesela Sergen geliyor değil mi aklınıza? Evet, Sergen’de zirvesine ulaşan, Burak, Batuhan gibi isimlerde izlerine rastladığımız bu oyuncu modelinin ‘az başarılı’ veya başka bir deyişle ‘yarı yıldız’ olma şansı yok.
Bu tip oyuncular ya yetenekleriyle kıyaslandığında yıllar sonra ‘Real Madrid’de bile oynardı, yazık oldu’ diye anılmaya mahkumdur, ya da ‘büyük futbolcuydu’ diye hakkı teslim edilir.
Burak’ın Beşiktaş’a ilk geldiği dönemi hatırlıyorum. Verdiği birkaç röportaja sinen o ukala tavrı, çok üst düzey bir performans gösterdiği birkaç maçın ardından rakibin en ufak müdahalesiyle kendisini yerde bulacak kadar fiziki güç ve kondisyon eksikliği yaşayışını... ‘Bu adamı birkaç yıl bir Anadolu takımına göndereceksin ki burnu sürtsün, sonra gör bak dönünce nasıl top oynuyor’ geyikleri ne çok yapılırdı Burak için.
Sonrasında sahiden de geyiklerdeki gibi oldu. Burak aldı başını Manisa’ya gitti ve sahip olduğu cevheri sadece birkaç ay göstermesinin ardından Fenerbahçe’yle başını döndüren şehre geri döndü.
Ama olmadı. Henüz pişmeye giden yolda ‘çile’ tamamlanmamıştı. Kendisiyle muhasabesini henüz tamamlamamıştı.
Sisteme uymadı, değerini bilen çıkmadı, haksızlığa uğradı... Aslında bunların hepsi hikaye. Burak ‘neden futbol oynadığı’ sorusunun cevabını bulamamış gibiydi. Neden futbol? Sadece para için mi? Şöhret için mi? Bir işi yapma nedeniniz para ve şöhret ise bu ikisinin de kesintisiz olduğu, daha doğrusu kesintisiz göründüğü bir anda o işi yapmanızın hiçbir anlamı kalmayabiliyor.
Sanırım Burak için de buna benzer dönemlerdi Beşiktaş ve Fenerbahçe günleri. Sonrasında Eskişehirspor dönemi başladı ve ardından Trabzonspor geldi.
Eskişehir kısmını hızlı geçtim çünkü Trabzonspor döneminin Burak açısından daha kritik bir dönem olduğuna inanıyorum. Eskişehir deneyimi ile Manisa arasındaki fark ise yüksek ihtimalle Burak’ın ayaklarının en sonunda yere değebilmesi ve bir şeyler yapmazsa kariyerinin inişe geçişini engelleyemeyeceğini fark etmesi oldu.
Trabzonspor dönemine gelirsek... Burada kilit isim Şenol Güneş. Yumuşak huylu, egosunu sürekli karşısındakinin kafasına kafasına vurma ihtiyacı duymayan, buna karşın sululuğa, tembelliğe, boş laflara prim vermeyen bir teknik adam. Burak’ın zekasını ona hissettirmekten, aklına saygı duyduğunu belli etmekten imtina etmeyen disiplinli bir hoca. Yazının en başında belirttiğim özelliklere sahip bir oyuncu için bulunmaz nimet.
Peki ya Galatasaray? ‘Orada da Fatih Terim var. Fatih Hoca oynatamazsa kim oynatır ki Burak gibi bir futbolcuyu?’ Evet, ilk akla gelen bu. Fakat unutmayalım ki, Fatih Hoca’nın otorite anlayışıyla Şenol Güneş’in otorite anlayışı arasında dağlar kadar fark var. Fatih Hoca otoritesini kişisel özellikleri, kendi ismi, parlak kariyeri üzerinden kuran bir teknik adam. Şenol Güneş ise aksine otoritesini o anın gereksinimlerinden ve bu gereksinimleri karşı tarafa aktarabilmesinden alıyor. Şenol Hoca’nın -Terim’in aksine- evde muslukçuya karşı otoriter olmak gibi bir derdi yok.
İşte tam da bu yüzden Terim-Burak ikilisinin karşı karşıya gelme ihtimali çok yüksek. Buna bir de büyülü kent İstanbul faktörünü ekleyin...
Peki, bu evliliğin sonu kesin olarak mutsuzluk mu?
Bu soruya ‘kesinlikle evet’ yanıtı vermek güç. Burak bugün 27 yaşında. Bir futbolcunun en verimli dönemlerini yaşıyor. Sergen abisi gibi o da dördüncü büyüğe ayak basmış durumda, kuvvetle muhtemel kendisi gibi bir futbol adamı olan babasına en büyük hediyeyi vermek ve ismini futbol tarihinin bir köşesine kazımak için sadece bir atımlık barutu kaldığının farkında.
Tabii farkındalık tek başına bir şey ifade etmiyor. Farkında olduğu gerçeği hayata geçirebilmesi için doğuştan getirdiği bazı özelliklerine ket vurması gerekiyor.
Başarabilecek mi, hep beraber göreceğiz.