Bütünleme ekspresi
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

Televizyon tarihinin en sevilen dizilerinden Seinfeld’in bu hafta tekrar yayımlanan bir bölümünde (7. Sezon 7. Bölüm, 1995) yine Midnight Express/Geceyarısı Ekspresi ile karşılaştım. George’un bankamatik şifresini hiç kimseye, müstakbel eşine bile söylememesi üzerine dönen bu bölümde Jerry bir ara George’u şu örnekle sıkıştırmaya çalışıyor: “Bak şimdi. Türkiye’de bir hapishanede tutuklusun, cüzdanın bende. Gardiyanlara rüşvet verip, dışarı çıkmanın tek yolu bana kart şifreni söylemen. / Elçiliği ara. / Kapalı. / Neden? / Bomba ihbarı. / Türkiye’de miyiz? / Geceyarısı Ekspresi filmi, dostum. / Kartım çalışmaz. Onlar PLUS sisteminde değiller.”

Alan Parker’ın 1978 tarihli filmi Midnight Express/Geceyarısı Ekspresi aşırı derecede bunaltıcı, karanlık bir film. Eğer inandırıcılık, iyi senaryo, iyi diyaloglar, iyi sanat yönetimi, uygun figürasyon ve iyi oyunculuk gibi istekleriniz yoksa, bazı psikopatça anlarıyla -örneğin dil koparma, falakaya yatırılan çocuklar ya da tımarhane sahneleri- Geceyarısı Ekspresi’ni dehşetli bir korku filmi olarak izleyebilirsiniz. Hostel (2005) gibi yabancı düşmanı korku filmlerinin besleyicilerinden olduğu bile söylenebilir.

Neyse, William Hayes’in polis kıyafetiyle kaçtığı sahnede cezaevinin duvarında ‘70lerin politik ortamından bir afiş görülür: “Kanunsuz devlet / Dinsiz millet / MHPsiz hükümet olmaz.” -bugün hem anayasa falan dinlemeyen orman kanunlu devletimiz, hem sıkı dindar milletimiz hem de MHPli başkanlık hazırlığı hükümetimiz var, ne tesadüf…- Ama üç hilallerin yanında başka bir afiş göze çarpar: Bütünleme Kursları.

Filmde Hayes’i mahkum ettiren faşist savcının sarkık bıyıklarından da hareketle Parker’ın MHP afişlerinin anlamını bildiğini, ‘bütünleme’nin anlamını da en azından çevirmenleri sayesinde öğrendiğini varsayabiliriz. Bilip bilmemesi çok da önemli değil aslında, Türkiye’nin sürekli bütünlemeye kalışını bu iki afiş üzerinden göstermeyi başarıyor.

Aradan 38 yıl geçmiş, hâlâ bütünlemedeyiz. Geçenlerde sanayide arabanın tamirhaneden çıkarılmasını beklerken oturduğum çay ocağında genç bir adam arkadaşlarına coşkulu şekilde hitap ediyordu: “Atatürk ve İnönü zamanında hiç dindar kalmasın diye bütün imamları astılar kardeşiiim! Milletin ölüsünü yıkayıp gömecek imam kalmamıştı, imam-hatipleri de bu yüzden mecburen açtılar. Bu yüzden şimdi okullar imam-hatip oldukça içim ferahlıyor.” Görseniz, genç adamın sesinden nasıl bir inanç akıyor!

Bir zamanlar MSP, bugün AKP sayesinde sürekli dile getirilen ideolojik yalanlarla -camilerin ahıra dönüştürülmesi, Kuranların askerlerce toplanıp yakılması vs- biçimlenen, ‘bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan’ zihniyetin en basit söylem tutarsızlıkları üzerine bile düşünmesini beklemiyorum elbet -’madem tüm imamlar asıldı, madem laiklik yüzünden ülkede hiç dindar kalmadı, ilki İnönü döneminde açılan o imam-hatiplerde dersleri Arabistan’dan ithal edilen öğretmenler mi veriyordu?’- çünkü bunun Amerikalı yazar Scott Bateman’ın olayların kamuya dezenformatif sunumuyla dalga geçtiği kitabı Disalmanac’ta geçen şu tür bilgilerden hiçbir farkı yok: “Bir anket çalışmasında nüfusun yüzde 91’inin nüfusun yüzde 17’si olduğu sonucu ortaya çıktı.” Böyle bir bilgiyle hiçbir şey yapamazsınız, o bilgi üzerine düşünemezsiniz bile!

George’un ATM şifresiyle ilgili bahanesi ortadan kalkmış olabilir, bugün bankalar arası para aktarımı açısından dünyayla aynı düzeydeyizdir büyük olasılıkla, ama Geceyarısı Ekspresi’nin yarattığı o ‘boğucu Türkiye’ tablosu etkisini aynen sürdürüyor. Hem de bu o kadar güçlü ve gerçek bir etki ki, Seinfeld’in bugün tekrar çekilse Geceyarısı Ekspresi örneği aynen kullanılabilir; Necmiye Alpay’ı, Aslı Erdoğan’ı yatıracak hapishaneler de var, bomba ihbarıyla kapatılan elçilikler de…

Çocuklarımızın hepsinin zimmetine bir din-bir kin vermeye niyetli olduğu iktidar sayesinde ülke hâlâ bütünlemede, hep bütünlemede...