Buzlar ülkesinin takımı...
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

İngilizcedeki anlamı “Buz Adası”... Kuzey Atlantik Okyanusu’nda 103 bin kilometrekarelik yüzölçümüne ve 325 bin nüfusa sahip, ordusu bile bulunmayan minik bir Avrupa ülkesi... Dünya haritasına bakıldığında Kuzey Amerika’ya daha yakın olmasına rağmen Avrupa kıta sahanlığında bulunmasından, kültürel olarak İskandinav sayılmasından dolayı Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında 7. sırada ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in hazırladığı İnsani Kalkınma Raporu’na göre dünyadaki 196 ülke arasında insani kalkınma açısından en gelişmiş ikinci ülke... Ülkenin başkenti Reykjavik’te yaşayan insan sayısı 120 bin, yani Kadıköy ilçesinin nüfusunun dörtte biri kadar. Avrupa Birliği’ne üye değiller. 2009 senesinde üyelik için adım atmışlar, ancak 2013 senesinde ülke halkı arasında yapılan geniş katılımlı araştırmada halkın büyük çoğunluğunun üyeliğe karşı çıktığı görülmüş.

Ülkenin mavi-kırmızılı futbol takımı, tarihinde hiçbir önemli şampiyonada yer alamamış. Ancak 2000’li yılların başından günümüze kadar geçen süre içinde gözle görülür bir ilerleme kaydetmişler. 2000 Avrupa Şampiyonası’na katılma şansını uzun süre lider olarak götürdükleri ve dört galibiyet aldıkları grubu 3. sırada bitirerek son anda kaybettiklerini hatırlatalım. O dönemde Reykjavik’te oynadıkları maçta, Almanya karşısında puan çıkarmışlar ve sahadan golsüz beraberlikle ayrılmışlar…

Geçen eylül ayında yapılan FIFA sıralamasında 34. sıradalar ve 38. sırada yer alan Türkiye’nin dört basamak üzerindeler. Her ne kadar bizim hamaset edebiyatı ile yoğrulmuş, anlata anlata kendi yarattığı masalların doğruluğuna inanan ülke basını (bkz: Filenin sultanları, potanın perileri, minderin kaplanları, dört büyükler!) küçük görse de bizimle oynadıkları 8 maçın beşini kazanmışlar, iki beraberlik almışlar. Bize karşı attıkları 16 gole karşı kalelerinde 9 gol görmüşler.

Buzlar ülkesinin takımıyla ilk karşılaşmamız 24 Eylül 1980 tarihinde İzmir’de... Rahmetli Sabri Kiraz’ın teknik direktör olarak sahaya çıktığı o maçı 3-1 kazanmış deplasman takımı. Bir sene sonra, bu kez Reykjavik’te oynanan maçı 2-0 kazanmışlar. Kuzeylilere karşı ilk puanımızı 1990 Dünya Kupası elemelerinde, 1988 senesinin Ekim ayında İstanbul’da oynanan ve 1-1 sona eren maçta almışız. 1991 senesinin Temmuzu’nda oynanan ve Ümit Karan’ın tek golümüzü attığı hazırlık maçında, bizi beşlemişler. 1994 senesinin Ekim ayında İstanbul’da oynanan maçta bu kez beş gol atan takım Türkiye olmuş.

2016 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinin ilk maçında bizi üç golle geçen İzlanda bu yazının yazıldığı saatlerde Hollanda’yı da yendiği maçtan sonra 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde lider konumda. Velhasıl kibirle bakmaya doyamadığımız dev aynasından biraz uzaklaşıp istatistiklere bir göz atsak İzlanda’nın bizden daha iyi bir takım olduğu ortada, malum rakamlar yalan söylemez…

• • •

Buzlar ülkesinde yetişmiş en başarılı futbolcu, 15 Eylül 1978 doğumlu Eidur Smari Gudjohnsen, onu da hatırlamadan geçmeyelim. 1994 senesinde, henüz 18 yaşında, dünyaya geldiği şehrin Valur Reykjavik takımında başlayan kariyerinde Chelsea, Barcelona, Monaco gibi üst düzey takımlarda forma giydi; 2004–2005, 2005–2006 sezonlarında Premier Lig’de Chelsea’de, 2008–2009 sezonunda La Liga’da Barça ile şampiyonluklar yaşadı. 1996–2013 arasında İzlanda Milli Takımı’yla çıktığı 78 maçta 24 golü var bu gol canavarının.

2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde oynadıkları üç maçta 8 gol atıp kalelerinde gol görmeden 9 puan toplayan takımın kadrosunda İngiltere liglerinde forma giyen üç; İspanya, İtalya ve Hollanda’da forma giyen birer futbolcusu bulunuyor. O futbolculardan son sezonlarda yıldızı parlayan ofansif orta saha Gylfi Sigurdsson, Premier Lig’in en göze batan futbolcularının başında. 2008–2010 arasında Ada’da Reading takımında adını duyuran, o sezonun sonunda takımın en iyisi seçilen İzlandalı, 2012 senesinin Temmuzu’nda 8,8 milyon sterlin karşılığında Hoffenheim’dan Tottenham’a transfer oldu. Tottenham’da forma giydiği 2013–2014 sezonunda takımını sırtlayan futbolculardan olmasına rağmen sezon sonunda bir dönem kiralık oynadığı Swansea City’e satıldı. İki kulüp arasında yapılan anlaşma sonucu Swansea City’nin sol beki Ben Davies Kuzey Londra’nın yolunu tutarken, İzlandalı da eski takımına dönüyordu. 2014-2015 sezonunun ilk yedi maçında bir golü altı asisti bulunuyor, Hollanda karşısında da iki gol atan Sigurdsson’nun…

• • •

Meselenin özeti, bizim için bir şampiyona daha şimdi çok uzak bir hayal. Grupta bizi yenen Çek takımı gerçek bir futbol ülkesi, son altı büyük turnuvanın dördüne katılmışlar. İzlanda ve Hollanda’nın bizden daha iyi olduğu gerçeği de aşikâr. Son 50 senede bir Dünya Kupası görmüş milli takım ise ülke gibi dibe vurmuş. Gazetelerin yazdığına göre 5+2 yıllık mukavelesi gereği toplam 24,8 milyon avro garanti ücret kazanan, ilk yılında kovulursa toplamda 15 milyon 839 bin avro alacak olan milli takım teknik direktörünün kariyerindeki en büyük başarısı günümüzden neredeyse 15 sene önce kazanılan UEFA Kupası... Oysa aynı UEFA Kupası’nı kazanmış takımlar arasında niceleri var: (2002–2003) Porto, (2003–2004) Valencia, (2004–2005) CSKA Moskova, (2005–2006) Sevilla, (2007–2008) Zenit Saint Petersburg gibi... O kupadan sonrası, Milli Takım ve ikinci Galatasaray macerası teknik direktör adına hep hüsran. Üstelik 2005 senesinin Kasımı’nda İsviçre maçında yaşananlar hâlâ taptaze hafızalarda…

Yeri gelmişken, o kupayı Sevilla’nın başında iki sezonda kazanan (2005–2006, 2006–2007) Juande Ramos’un 2008 senesinin Ekim ayında Tottenham’dan kovulduğunu, geçen mayıs ayında Ukranya’nın Dnipro Dnipropetrovsk takımından ayrıldıktan sonra halen takım aradığını, her UEFA Kupası kazananın futbol ülkelerinde imparator olarak görülmediğini de hatırlatalım…

Velhasıl “imparator” gibi Türk’ün Türk’e yapıştırdığı abartılı sıfatlara takılıp kalmışlığı, ülkenin paçasından akan kibri, IŞİD karmasını andıran sakallarıyla görüntüsü ve futbolu berbat takımı, yeni Türkiye’nin beter futbolunu, takım arkadaşlarına silah çektiği iddia edilen ve asla milli takımda yer almaması gerekenleri bir kenara bırakıp 325 bin nüfuslu buzlar ülkesinin takımını alkışlayalım…