Camiler kışlamız… Peki sonra?
ERK ACARER ERK ACARER

Doğruymuş meğer…

“Bu ülkede din siyasallaşacaksa onu da biz, ‘artık başka kurumları araya sokmadan’ layıkıyla yaparız.”

Pilot proje başladı… Üsküdar’da bir süredir sabahları her zamankinden daha büyük bir yoğunluk yaşıyor. Çünkü gençler, Diyanet’in çağrısıyla Mihrimah Sultan Camii’nde toplanıyor.

15 Temmuz bahane, yeni kışlalarımız şahane… Darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Her şer’de bir hayır vardır” sözüyle önceki gün Başbakan Binali Yıldırım’ın canlı yayında söylediği “Başkanlık kapısı 15 Temmuz gecesi açıldı” sözlerini bir araya getirince… Ne kadar da bir önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘kaybedilmiş seçimin zor kullanılarak alınan rövanşı’ öncesi sarf ettiği “Ankara Katliamı’ndan sonra anket yaptırıp oylarımızın artığını gördük” cümlelerine benziyor.

***

Kime karşı?

Camiler, kışlalar, minareler derken…

Havada bir tehdit kokusu var. AKP ve sözcüleri bir yandan ‘darbe girişiminin sonsuza kadar bertaraf edildiğinden’ dem vurup diğer yandan cami toplantılarına, silahlanmaya, silah dağıtımına vurgu yapıyor. ‘Aksilahlanma’ konseptine son olarak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu katkı yaparak; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde AKP yetkililerine silah ruhsatı verileceğini açıklıyor.

Açıkça soralım… Darbe sonsuza kadar bertaraf edildiyse…

“Gidelim Musul’u alalım” soytarılığının da gerçekçi bir karşılığı olmadığına göre…

Camideki bu eğitim seminerlerinin amacı ne? Ya da ‘ak akıl’ bu silahları kime karşı kullanılacak?

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din Hizmetleri’nin Genel Müdürü Yaşar Yiğit, ilk etapta bin 500 caminin altyapı hazırlandığının tamamlandığını duyurdu. Camilerin ‘resmi olarak da’ AKP’nin siyasi örgütlenme yuvasına dönüşeceği anlaşılıyor. Dahası mesele sık sık ‘güvenlik’ vurgusu yapılarak dile getiriliyor. Bir milis yapılanması endişesi böylece ortaya çıkıyor.

***

Tepedeki ‘kardeşlik’ sokakta ülkü-ümmet kardeşliğine dönüştü

camiler-kislamiz-peki-sonra-200155-1.camiler-kislamiz-peki-sonra-200156-1.

İki hadise var, nedense üzerinde yeterince durulmadı. Birkaç gün önce CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem ve beraberindekilerin Bağcılar’da düzenleyecekleri ‘Başkanlık’ konulu panel öncesinde 300 kişi toplanıp taşla sopayla salona saldırdı. Yaralananlar oldu. Erdem ilk anları; “Endişeliyiz, camlar kırıldı, linç edilme korkusu yaşıyoruz” diye aktardı. Telefona yansıyan sesler gerçekten de korkutucuydu. ‘Ümmet-ülkü bilinci’ düzeyine ayarlı saldırı, Bahçeli’nin de artık tutmadığı ve gönlünün çektiği yere savurduğu kitlesinin ‘başkanlık mutabakatına bağlılığını’ gösteriyor. Tepedeki ‘çay varsa içerim, hadi Başkan seçelim’ kardeşliğinin sokakta da ülkü-ümmet bilincine dönüşümünün sağlamlaştığını anlatıyor.

Üzerinde ‘yeterince durulmayan’ diğer saldırı ise bir önceki gece yaşandı. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Baki Düzgün ve yanındakiler İstanbul’un göbeğinde, Şişli Bomonti’deki bir otelin önünde tekbirlerle saldırıya uğradı. Polis geldi iş çözüldü!

***

Neyin altyapısı?

Kışla örgütlenmelerinden ve süngü çağrılarından başka bir resme doğru yürüyelim. AKP iktidarı, eğitim sistemini bozarak 100 yıl geriye götürdüğü ülkede, adalet terazisiyle de oynayarak ‘kendi hukukunu yarattı. Sıra ‘kendi güvenliğine’ geldi. Altyapı tamamlanıyor. Doğruymuş, camiler kışla, minareler süngüymüş meğer. Son bir haftada yaşananlar ‘tehlikeli bir oyunun’ sinyallerini daha net bir biçimde ele veriyor. Puşkin’in gerçekliğe vurgu yapan o sözünü bir kez daha anımsatmakta yarar var: “Birinci perdede duvarda silah asılıysa, o silah sonuncu perdede mutlaka patlar!”

Bir parantez açıp sadece kendi kullanımlarına uygun ‘doğandan bozma şahin gibi’ bir hukuk yaratmalarına gönderme yaparak soralım: Seküler kesim, Kürtler ya da Aleviler açık açık silahlardan söz etselerdi ne olurdu ya da Cemevleri’nde gençlik toplantıları düzenlenmeye başlansa…

***

Silah varsa patlar

camiler-kislamiz-peki-sonra-200157-1.

İşte boşaltılmış, ‘kendi çıkarlarına uydurulmuş AKP hukukuna bakarak sorunun cevabını vermek kolay.

Diyanet’in camilerde oluşturmayı planladığı ‘gençlik kolları’yla ilgili olarak Din Hizmetleri Genel Müdürü Yaşar Yiğit, nihai hedefi anlatıyor: “2021 yılına kadar 20 bini aşkın camide bu yapılanma temin edilebilir…”
Hayır… Ufukta Başkanlık seçimleri var. ‘Bir koltuk değneğiyle’ halka yürünecek. Eskizler atılıyor… Eğer referandumda ‘millet kaosu seçerse’, 7 Haziran seçimlerinden daha kapsamlı bir şekilde o kaos giderilecek. İlk kez, kışlaya çevrilmiş camileri ve Puşkin’in asılı duran silahını test edeceğiz. Tabii oralara sağ salim varabilirsek!