Çanakkale- Afrin hattı: Aile saadeti ve güvenliği
ERK ACARER ERK ACARER

Afrin kent merkezine girilmesi, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıldönümüne ‘denk geldi’. Erdoğan birkaç gün önce, Zeytindalı Operasyonu kapsamında yaptığı açıklamalardan birinde; “Rabbim bize Afrin Savaşı’nda fethi yakın kılsın, çünkü müjdesi var” ifadelerini kullanmıştı. Milliyetçilik ve dinin bütünleştiği Rabia-Bozkurt kardeşliği, Afrin’in önemli mesajlarındandı.

Bunun bir din savaşı ve fetih olduğunu gösteren en önemli parçalardan biri ise operasyonda başından beri, el Kaide artığı, IŞİD’in zihin ve kimi zaman da fiili ortağı cihatçılarla TSK’nin kol kola verilen mücadeleydi.

ÖSO’nun zafer sevinci
‘Mücadele’, merkeze Türk bayrağı asılması ve ÖSO’cuların ilk iş olarak Afrin girişindeki Demirci Kawa heykelini parçalamaları ile nihayete erdi. ÖSO’nun, bir şehri aldığında öncelikle heykel parçalayan IŞİD ile aynı eylemi gerçekleştirmesi, zihin ortaklığını bir kez daha tescilledi.

Kendi tarihini yazıyor!
AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç şüpheye yer bırakmayacak biçimde kendi tarihini yazma çabasında olduğu görülüyor. Afrin ile Çanakkale’yi kıyaslıyor, İstiklal Marşı’na ayar veriyor. Sık sık Türk bayrağına sarılmış asker tabutuna yaslanarak ‘şehitlik’ öven Erdoğan, ‘kurtuluş mücadelesinden’ söz ediyor. Doğru, bu bir beka ve kendisi açısından bir akıbet sorunu. Sadece kişisel bir ‘kurtuluş’ mücadelesi. Buna; milli ve yerli ifadelerini giydirmek kitleleri etkiliyor.

Bu tarihte kimseye yer yok
Toplumun ilginç refleksleri var. Etraftaki şalvarlı, poturlu gericileri görünce tüyleri diken diken olan bir kesim iş selefi sakallı cihatçıların Afrin’de TSK ile omuz omuza mücadelesine gelince aldırmıyor, aksine alkış tutuyor. Bu çelişki içeriside, Erdoğan’ın iktidarını sürdürmek için yeni savaşlara ihtiyacı olduğu da gözden kaçıyor. Oysa görmek zor değil. Erdoğan’ın yaratmakta sonuna geldiği kişisel tarihi içerisinde sadece Kürtlere değil, Alevilere ve seküler kesime de yer yok. Milliyetçilerin bile garantilenmiş bir iktidarda buruşturulup atılma şansları yüksek.

Savaş: Para kazandırıp, iktidarın sürmesini sağlıyor
Bu yerli ve milli savaş ‘özlemi duyulan hanedanlığı’n doğasına paralel olarak bir aileye yarar sağlıyor. Erdoğan’ın damadı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin konuşuyor. Bacanağı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu şirketin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için ürettiği silahlı/silahsız insansız hava araçlarını övüyor: “Bugüne kadar ortaya çıkan ölü sayısının neredeyse üçte birini Bayraktar Grubun ürettiği İHA ve SİHA’larımız sayesinde gerçekleştirdik.”

Gerçekten korkunç sözler. Ölü sayısı ile övünmenin dayanılmaz ağırlığı. Şehadet güzellemesinin üzerine karşı tarafın öldürülen insan sayısı koyup övünmek yeni moda.

Savaşlar, bir yandan para, bir yandan da oy demek. Güvenlik toplumsal bir mesele değil; millilik ve yerlilik aile istikrarı ile iktidarın sürdürdürülmesini sağlıyor. Yararlı bir çark. Ancak oyun tehlikeli. Bir başka ülke toprağını işgalin, bugün olmasa bile yarın sıkıntılı getirileri olacak.

Milli ve yerliymiş!
İHA’larımız ve SİHA’larımız bir savaşa yön verdi! Ölümün üçte birini onlara borçluyuz! Yaşasın tamamen yerli ve mili Avrupa/Kanada üretimi Rotax 912 UlLS/S motorlu, ABD malı CATS HD elektronik optik kamera sistemli silahlı hava araçlarımız. Parçalar Avrupa, Amerikadan, montaj yerli. Gerçekte Türkiye halklarına montajdır bu. Sürecek ve bedeli ağır olacak. Farkında olanlar umutsuz.