Canavara karşı topyekûn mücadele
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Türkiye bir büyük savaştan çıkıyor –pardon çıkamıyor- bir başka büyük savaşa giriyor. Daha doğrusu girmek zorunda bırakılıyor. Çünkü dünyanın bütün devletleri değişen doz ve şiddette memleketimize karşı düşmanlıklar beslemektedirler.

Düşmanlıkların bazıları açık, bazılarıysa gizli olabiliyor. Allahtan hükümetimiz bunların hepsini bilmekte, hatta düşmanlık fikri o ülkelerin fikriyatında oluşmadan bile önce görüp en hızlı şekilde önlemlerini alabiliyor.

Şu sıralarda en önemli meselemiz yeniden sahneye çıkıp bütün rolleri çalan eski bir yıldız: ENFLASYON CANAVARI!

Eskiden “enflasyon canavarları” dinazorların en yırtıcı türü olan kısaca “Tyrannosaurus Rex” adıyla bilinen T-Rex’ler şeklinde çizilirdi. Mutfaklarda dolaştırılırdı. Enflasyon Canavarı T-Rex etobur olduğu için onun girdiği mekanlarda et kalmazdı. Bütün et ürünlerini bu canavar yer bitirirdi.

Enflasyon Canavarlarını en güzel Bedri Koraman çizerdi.

Sonraları bu enflasyon canavarı bizim memleketin iştahlı yamyamlarından korktu. Onlar önüne geleni yediklerinden enflasyona bir şey bırakmadılar. Şehirler, nehirler, dağlar, ovalar her şey onların iştah açıcı mönüsüne dahil edildi. (Sol açıyla yontulmuş bir kaleme sahip olduğumdan ben yine sola doğru gitmeye başladım, toparlıyorum.)

Yenilen yenildi, içilen içildi. Yok hayır Ejderha suyunu aklıma getirmiyorum.

Her şey bitti. Bir bakıldı ki ortada yenilecek bir şey kalmamış. Evet, yerli ve milli tabii ki…

O zaman ekonomik kurtuluş savaşına başlayabilirdik. Ki başladık!..

Düşman saldırıları her ne kadar ekonomik gibi görünse de doğrudan siyasetimize, manevi değerlerimize karşı yapıldığını (din, iman, ezan, bayrak) hedefine yönelik olduğu en üst düzeyde ifade edildi.

Hedef böyle izah edilince artık mücadele etmenin en kolay bölümü devreye sokulabilirdi.

Dünyaca ünlü danışmanlık firması McKinsey ile bir anlaşma yapıldı. Ekonomiye o firma ayar verecekti. Hemen eski klasik “Mülkiye kantini” kafasıyla karşı çıkıldı. Bu son derece fiyakalı isimlendirme Hürriyet’in marka değeri çok yüksek eski genel yayın yönetmeni ve halen en fazla ilgi gören köşe yazarı Ertuğrul Özkök tarafından yapıldı.

‘Ekonomiye ve Hazineye bakan’, Bakan Berat Albayrak yaşı Mülkiye kantinine el vermediği için devletin geleneksel tanımlamalarını kullanarak uyardı.

Genç Bakan yeni dönemde bir ofis kurduklarını tamamen yerli ve milli duruşla yöneteceklerini söyledikten sonra son derece veciz bir başlık verdi:

“Yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir!”

Her şeyin pahalı hale geldiği günümüzde vatana ihanetin bu kadar ucuzlatılmasının da kıymeti bilinmeliydi. Ama o da bilinmedi.

Amerika’ya karşı mücadele için işe alınan Amerikan firması McKinsey’nin iş akdi feshedildi. Bu güzelliği de her zaman her yerde olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı/Başkan Tayyip Erdoğan yaptı.

Hükümetin medyası tam Özkök’ün ucunu açtığı tünelden Mülkiye Kantini taarruzuna başlayacaklardı ki, yerli ve milli duruşa geçtiler.

Şimdi enflasyonla mücadele de çok yeni bir dönem başladığını Bakan Berat Albayrak açıkladı. Toplam 50 üründe yüzde 10 indirim sağlanmıştı. Bir de güzel bir “barkot” hazırlanmıştı. Aslında bu bir barkot değildi. Barkot düz çizgilerden oluşur. Bu düpedüz ambalaj için paket süsü olabilirdi.

Önemli değil, olsa da olmasa..!

Eğer tüketiciler özenli davranıp sürekli olarak aynı marketlerden yüzde 10 indirimli 50 ürünü alarak yaşamlarını idame ettirirlerse enflasyon yenilecektir.

Her şeyi devletten, hükümetten, iktidar partisinden beklemek olmaz. Biraz da millet kendiliğinden bir şeyler yapacak. Bakın Kayseri’de ucuz ekmek üretiliyor, Türkiye’nin her yerinden Kayseri’ye uçak var. Bir saatte gidilip dönülebilir. Vatandaş gidip Kayseri’mizden ucuz ekmek alıp evine dönebilir. Böylece tasarruf sağlayabilir.

Bazı hastanelerde ameliyat malzemesi kalmadığı ya da azaldığı için başhekimler emrindekileri uyandırıyorlar. Acil dışında ameliyatları erteleyin diyorlar. Bu koşullar da vatandaşlar hiç gereği yokken kalp, damar, kanser ameliyatlarından imtina etmeliler. Topyekûn mücadele başladı artık. Boru değil ki bu… Vedat Sakman’ın “Tut şunun ucundan götürelim abi” şarkısını söyleyelim. Zaten götürülecek olanlar da götürülmüş. Şimdi hep birlikte elimizdekini avucumuzdakini, iç organlarımızdakini tutacağız. Ki, kimse götürmesin!

Duyduk duymadık demeyin:

“Enflasyona karşı topyekûn mücadele başladı!”