Canına okunulan insan
TURAN ESER TURAN ESER

“Okunacak en güzel kitap insan” idi. 13. Yüzyılda böyle öğütlemiş Hacı Bektaşi Veli; Önce insan! 1848 yılında ise savunulması ve korunması en büyük erdemliğin “önce insan hakları” olduğunu yazdı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi. Yaprak yaprak yazılmış tüm haklar insanlığın kitabına… İşçilerin, kadınların, çocukların kazanılmış tüm hakları yer almış bu kitaplarda… Yapraklardan tek tek koparılan yine insanın hakları olmuş. Asırlarca ödenmiş ağır, acılı, kanlı ve ölümlü bedellerle yazılmış hakların kitabı… İnsan hakları bu… İşçilerin, emekçilerin hakları… “Onca bedeller ödedi insanlık, değerini bilin diye” insan derisiyle kaplamış ilk Anayasa’yı Fransa. İnsan haklarının kitabını…

Okunacak en büyük kitap insan… En kutsal olan o. En kutsal olan emektir. Emektir üreten ve yaratan. Yaratan insandır, işçidir ve emekçidir Onda yazarmış tüm doğrular… İşçi sınıfı mücadelesinin tarihi emeğin, hakların, adaletin mücadele tarihidir. Bedeller ödenerek kazanılan tarihin dersleriyle doludur. Kapitalizmin vahşiliğine, sermayenin sömürüsüne karşı hak temelli direniş, sendikalaşma, 1 Mayıs, grevler, toplu iş sözleşmesi, iş ve işçi güvenliği, insanca yaşam hakkı, insanca düzen ve emeğin hakkını insan hakkı gibi korumak ve geliştirmek işte bu işçi sınıfı tarihinin kazanımlarıdır.

Bugün barbarlık, sömürü, kapitalizm ve sermaye bu tarihi dersleri toplumsal hayatın müfredatlarından silmek istiyor.

İşçilerin ve emekçilerin hak temelli mücadelesini, sermayenin, devletin ve ulema sınıfının eline düşmüş din ile uyuşturulmaya ve “şükür ve fıtrat pedagojisi” ile yok edilmeye çalışılıyor. İnsanın kitabı yerine, işçinin haklarını ve taleplerini okumak yerine, zalimlik onların canına okuyor. Gözaltına alıyor, iş ve işçi güvenliğinin olmadığı koşullarda ölüme yolluyor. Bugün dünyada ve ülkemizde işçi ve sendikal haklar budanıyor ve ortaçağ karanlığının sömürü despotluğu dayatılıyor. İşçiler ve emekçiler günümüz dünyasının modern köleleri gibi tüm haklarına mahrum bırakılıyor.

Haklar kitabının yaprakları tek tek koparılıyor. 3. Havalimanı işçilerinin insanca çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek istediği talepler tanınmıyor, görülmüyor, yok sayılıyor. Yüzlerce işçi gözaltına alınıyor. 3. Havalimanı işçilerin canını alıyor, hayatta kalıp direnenlerin de canına okuyor.

AKP iktidarı insanın ve işçilerin hak kitabını okumuyor. İşçiler, “adalet”, “insanca yaşam hakkı” diyor, AKP insanın ve işçilerin hak yapraklarını koparıyor. Sömürücüler işçileri modern köleler haline getiren zulmün avındalar. Kurbanlarını yine insandan seçiyorlar. Önce işçiler, çocuk işçileri, kadınlar… Tahtakurusuyla yaşamaya bırakılmış işçilerin ülkesinde, yeryüzünde ve gökyüzünde saraylar kuranlar, ters kelepçelerle gözaltına alınan işçilerin dertlerinde anlamıyor.

Birileri, saraylarda, rezidanslarda, köşklerde sefa sürerken, işçileri zulmün barakalarında modern köleler haline getiriyor.

Birileri hukuk dışı keyfiliklerin silahına sarılırken, işçiler, hak temelli eyleme katılan işçi kardeşlerinin işten atılmamasını, atılanların dönmesini talep ediyor.

Birileri uçak saraylara sahipken, işçiler servis sorunu çözülsün istiyor.

Birileri bin 150 odalık sarayları mesken tutarken, işçiler tahtakurusu dolmuş yatakhane, lavabo ve banyoların temizlenmesini istiyor.

Birileri en üst düzeyde sağlığını ve saygınlığını devlet gücüyle korurken, korunmasız işçiler en temel sağlık hizmetlerine ulaşmak, kendilerine yönelik aşağılayıcı muamele yerine en temel insana ve emeğe saygıyı bekliyor.

Birileri yandaşlarını milyar dolarlık ihalelerle ihya ederken, işçiler, geriye dönük ve bundan sonraki maaşlarının elden değil, hesaba yatırılmasını istiyor.

Birileri kendi güvenceleri iktidarlarının korunmasını isterken, işçiler işçi cinayetlerinin önlenmesi talep ediyor.

Birilerinin sofrasında israf çöpe giderken, işçiler ekmek istiyor.

Birileri daha çok sömürü istiyor. İşçiler emeğin ve insanın hakkını.

Birileri paralarını hesaplara, işçiler canlarını açlığa ve yoksulluğa sıkıştırıyor.

Birileri yalan söylüyor, işçiler hakikati.

Birileri zulmün, işçiler direnişin şarkısını söylüyor.

Birileri saunada, işçiler üretirken terliyor.

Birileri kölelik istiyor, işçiler greve yatıyor.

Birilerinin kelepçeleri ve zoru var, işçilerin vicdanı öfkelenmiş direnişi.

Birileri inşaatlardan 150 milyar dolarlık ihale, işçiler ödenmemiş sefalet ücretinin peşinde…

Birileri dinle uyutuyor, işçiler sınıf bilinciyle uyanıyor.

Birileri markalar, işçiler ekmek derdinde.

Birileri israf üretiyor, işçiler taksit ödüyor.

Birileri “şükredin”, işçiler “haklarımız” diyor.

Birileri susturmaya, gizlemeye, işçiler hak ve hakikatler için hesap soruyor.

Birileri zorun susturan, işçilerin direnişin konuşan dili.

Birileri “elvada işçi sınıfı”, 3. Havaalanı işçileri ‘merhaba işçi sınıfı’ diyor.

Merhaba 3. Havaalanı işçileri iyi ki varsınız, iyi ki önce insan, önce işçiler, önce emeğin hakkını yeniden hatırlatınız.

Neymiş? Okunacak en büyük kitap insandır! Konuşan en güzel dil işçilerin direnişidir. Onların emeğidir. Şimdi emek ile işçi ile dayanışmanın en çok okunması gereken tarihteyiz. Kapitalizmin, sermayenin ve dinin uyuşturan müfredatına karşı, işçi sınıfının hak temelli direniş dersindeyiz!