Cannes’da ‘güvenlik çemberinde’ ilk günler
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Yılların en “güvenli” festivalini yaşıyoruz. Cannes’ı iki hafta boyunca yüzlerce polis ve dört adet mobil harekat ekibi koruyacak. Festivalin ilk yarışma filmi Rumen Cristi Puiu imzalı « Sieranevada », üç saatlik uzunluğuna ve neredeyse tek mekanda çekiminlere rağmen etkileyiciliğini koruyor.

Woody Allen’in yarışma dışı açılış filmi « Café Society » iki buçuk-üç saatlik filmlerin çoğunlukta olduğu ve yüklü geçecek resmi seçkiye nane şekeri tadında hafif bir filmle başlamamızı sağladı. Film, tüm hafifliğine rağmen, 80’lik delikanlı Allen’ın bu kadar genç ruhlu bir aşk hikayesini yaratacak enerjiye hala sahip olduğunun keyifli bir ispatı.

Cristi Puiu Cannes’ın yabancısı değil, Belli Bir Bakış bölümünde 2005’de (büyük ödülü alan) “Dante Lazarezcu’nun Ölümü” ile ve 2010’da “Aurora” ile yer aldıktan sonra, ilk kez Sieranevada” ile resmi yarışmada yarışıyor. Öncelikle filmin adını merak edenlere hemen açıklayalım: Puiu, filmlerinin adının her ülkede farklı bir isimle, hem de kendi rızası dışında, gösterime girmesinden öylesine rahatsız ki, bu filmin adını önce her dilde kendi karar vermek istemiş. Ardından da dünyanın her yerinde rahat telaffuz edilebilecek bir özel isim bulmaya karar vermiş. Ve hatalı ve bitişik yazılışı ile Sieranevada çıkmış ortaya.

Filmin konusu aslında çok basit bir aile buluşması gibi görünüyor. Babasının 40’ı için annesinin evindeki duaya eşiyle birlikte katılan 40 yaşlarındaki doktor Lary burada teyzesinin ailesi ve diğer yakınlarıyla bir türlü başlayamayan bir aile yemeği yemeyi beklerken, duayı yapacak rahibin gecikmesi, aile içi dramlar, komünist dönem özlemiyle yaşayan neslin komünist kelimesini duymaya bile tahammül edemeyen gençlerle çekişmesi, komplo teorilerine körü körüne inanan aile fertlerinin “korku” dolu paranoyaları, her şey bir öğleden sonra boyunca “normal” bir geniş aile toplantısını çağrıştırıyor. Puiu’nun senaryo ve diyalogları gerçek bir deha ürünü, oyuncu yönetimi ise bir orkestra şefi virtüözlüğünde. Bellek, hatıralar, üstü örtülen aile sırları, geçmişin her aile ferdi tarafından ne denli farklı anımsandığı üç saatlik bir duyarlı anlatımla bizleri çok etkiledi. İlk gün gösterilme dezavantajını unutulması zor niteliğiyle avantaja çevirecek kadar...

2013 yılında festivalin olay filmlerinden biri olan “L’Inconnu du Lac-Göldeki Yabancı”nın (Belli Bir Bakış En İyi Yönetmen Ödülü) yönetmeni Alain Guiraudie, bu yıl “Rester Vertical-Yatay Kalmak” ile resmi yarışmada. Göldeki Yabancı’daki bir yandan hem sinemada az görülen içtenlikte ve estetikte bir eşcinsel eser, hem de dozunda bir gerilim hikayesiyle uzun zaman hafızalarda kalacak bir film bırakan Guiraudie’nin, Fransa’nın yarışmadaki sürprizi olması bekleniyordu. Oysa “Yatak Kalmak”ta yaşamının anlamını arayan bir genç kentlinin, “Derin Fransa”da kurtların arasında kalan bir kuzu analojisi pek gülünç olmuş bizce. Ama meraklıları ve çok sevenleri çıkacaktır elbette.

Mehmet Can Mertoğlu’nun Albüm’ü Eleştirmelerin Haftasında Yarışıyor

Mehmet Can Mertoğlu’nun “Albüm “ü, Serdar Akar’ın Gemide’sinden beri (1999) Eleştirmenlerin Haftasına (Semaine de la Critique) seçilen ilk film. Başrollerini Şebnem Bozoklu ve Murat Kılıç paylaştığı “Albüm” böylece dünya galasını da Cannes’da yapıyor. Filmle ilgili yazıyı ve yönetmenle BirGün okurları için yaptığımız söyleşiyi önümüzdeki günlerde yayınlayacağız.