Cannes’da ilk tahminler
21.05.2015 08:42 KÜLTÜR SANAT
Festival’de Altın Palmiye adayımız hâlâ ortaya çıkmasa da, sinema yazarları arasında tahminler başladı. Ödül alması olası filmlerin yönetmenleri arasında Nanni Moretti, Todd Haynes, Lazslo Nemes, Stéphane Brizé var

Defne Gürsoy/ Cannes

Kapanış gecesine yaklaştıkça Cannes’da tahminler kızışır. 68. Festival, sadece bizleri değil,genel olarak sinema dünyasını da tatmin etmiş görünmüyor. “Vasat bir mahsul” niteleyebileceğimiz filmlerden hem beynimize hem de kalbimize dokunan yoksa da, yine de iyiler arasında tahmin yürütmek mümkün.

Fransız sinema yazarlarının Altın Palmiye’ye en yakın adayları Nanni Moretti ve Nemes. Anglo-Sakson yazarlar ise Todd Haynes ve Nemes üzerinden gitseler de, Haynes oldukça önde gidiyor. Cannes’da her zaman bir Amerikan filmine, bir de Fransız filmine ödül verildiği varsayımıyla eleme yaparak gidersek; Gus Van Sant, berbatlığı ile herkesi birleştiren tek film olduğuna göre, “ödüllenebilir” ABD filmi ise “Carol” olacaktır. Ya Büyük Ödül, ya da Cate Blanchett’e En İyi Kadın Oyuncu ödülü getirebilir. Hatırlatalım, 2003’ten bu yana Cannes’da bir filme ancak bir tek ödül verilebiliyor. Nanni Moretti 2. Altın Palmiye’sine yakın, ancak Margherita Buy da Blanchett’e rakip olabilir. Macar Nemes’e en uygun ödül, En İyi Yönetmen, ancak Nemes, Jüri Özel Ödülü de alabilir. En İyi Senaryo adayını ise hâlâ arıyoruz. En İyi Erkek Oyuncu için bizim adayımız Vincent Lindon, diğer adaylar da Lanthimos’un filmindeki rolüyle Colin Farrell, ardından da henüz görmediğimiz Michael Fassbender ve Sorrentino’nun iki dev adamı, Michael Caine ve Harvey Keitel olabilir.

Yarışma filmleri
Belki sürpriz yapar dediğimiz Kanadalı Denis Villeneuve’ün ‘Cisario’su (Meksika dilinde “tetikçi” demekmiş) aksiyon filmi türlerini sevenleri sevindirecektir ama biz resmi yarışmada ne işi olduğunu hiç mi hiç anlamadık. Filmin tek olumlu yönü, duruşundaki sert ve haklı Amerikan “derin devleti” eleştirisi.

Çinli yönetmen Jia Zhang-Ke’nin ‘Dağlar Yerinden Oynayacak’ı Altın Palmiye arayışında bir ümitti. Çok iyi başlayan film, 21. yüzyıla girilen yılbaşından başlayıp 25 yıllık bir süreç içinde geçiyor. İki çocukluk arkadaşının aşkı arasında bocalayan Tao, sonunda “Yeni Çin”in “Yeni Zengini” olma yolunda hızla ilerleyeni seçer. Doğan çocuklarına “Dolar” ismini takacak kadar sermaye yandaşı kocasından ayrıldıktan sonra, oğlunun velayetini parasının gücünü kullanan babasına bırakmak zorunda kalır. Dolar, annesiz büyür ve babasıyla Avustralya’ya göç eder. Çin’deki şiddetli toplumsal değişikliği bir kez daha eleştiren Zhang-Ke, yaklaşık 45 dakikalık Avustralya bölümünü bu yılın “modası” niteleyeceğimiz İngilizce dilinde çekmiş. Filmin temposunu birden indiren bu bölümü gereksiz uzatarak bizce Palmiye şansını kaybediyor. Zhang-Ke’nin bu üçüncü ana yarışma deneyimi 2013’te En İyi Senaryo’yu haklı olarak kazanan ‘Günahın Dokunuşu’ ve 2008’deki ‘24 Şehir’in düzeyini yakalayamamış.

Brillante Mendoza’dan ‘Musonzedelere’ saygı
Cannes’ın Filipinli gediklisi Brillante Mendoza ‘Taklub-Tuzak’ ile bu yıl Belli Bir Bakış’ta. Geçen yıl ülkesini altüst eden Muson felaketinde fertlerinin bir bölümünü kaybeden, ardından üç ailenin hikâyesini büyük bir zarafetle anlatıyor. Bizim de çok yakından tanıdığımız, felaket sonrası devletin kayıtsızlığını eleştiren Mendoza, ilk dönem eserlerinin insani hassasiyetine geri dönüş yapıyor.