Cargill, hükümeti böyle ikna etmiş!
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Firma Türkiye’deki mevcut sistemin, pancar bazlı şeker üretimini destekleyen ve NBŞ üretimini caydıran bir yapıya sahip olmasından yakınıyor

Türkiye’nin 14 şeker fabrikasının özelleştirme kararının arkasındaki isim olduğu ileri sürülen ABD firması Cargill dün yaptığı açıklamayla hakkındaki iddiaları yalanladı. Söz konusu açıklamada şirketin “1960’lardan bu yana Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmekte “ olduğu belirtilerek “son günlerde, kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili gündeme yönelik haberlerde Cargill’in adının anıldığını görmekteyiz. Gerek kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, gerekse Şeker Kurumu’nun kapatılarak görevlerinin Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’na devredilmesi ile ilgili gelişmelere dair herhangi bir müzakereye dahil olmuş değiliz” denildi.

Oysa Cargill firması bu yılın başında AKP ülkedeki şeker fabrikalarının neden özelleştirilmesi gerektiğini, pancar yerine Nişasta Bazlı Şeker üretiminin neden daha verimli olduğunu içeren bir rapor sunmuştu. Raporda tüm dünyada insan sağlığına zararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olan Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ)üretimi için de avantajlar sağlanması isteniyordu. Raporda “Cargill olarak bizler, kısa dönemde yürürlükte olan mer’i mevzuat gereğince 30 Haziran’a kadar belirlenmiş olması gereken kotaların Bakanlar Kurulumuzca belirlenmesi ve nişasta bazlı şeker kotası artışının aynı kararnameye derecelendirilmesini talep etmekteyiz” deniyordu.

Pancara desteği azaltın önerisi
Raporun NBŞ üretiminin pancar ürertiminden daha verimli olduğunun ileri sürüldüğü “Uluslararası Şeker Piyasası Dinamikleri ve Düzenlemeleri” başlıklı bölümünde şu görüşlere yer veriliyor:

“Dünyada sakarozdan sonra ikinci büyük paya sahip tatlandırıcı türü olan nişasta bazlı şekerin; mısır, patates, buğday, kasava gibi bitkilerden elde edilen ve genel olarak glukoz şurubu ve izoglukoz olmak üzere iki ana türü bulunmaktadır. Ülkemizde glukoz şurubu ve izoglukoz (fruktoz içeren şurup) olmak üzere iki ana grup nişasta bazlı şeker, sadece yerli mısırdan üretilmekte olup, hiçbir suretle genetiği değiştirilmiş girdi içermemektedir. Küresel ölçekte şeker fiyatları New York ve Londra emtia borsalarında belirlenmektedir. Daha rekabetçi bir AB şeker sektörüne doğru bu önemli geçişi takiben 2013 Ortak Tarım Politikası (OTP) Reformu ile üye Devletler ve Avrupa Parlamentosu 2016/17 pazarlama yılının sonunda, yani 30 Eylül 2017 tarihinden itibaren şeker kotaların kaldırılmasına ilişkin anlaşma sağlamışlardır. Kotaların kaldırılmasıyla birlikte, daha verimli ve rekabetçi üretim için zemin hazırlanması ve üretim ürünlerin dış pazarda rekabetçi satılabilmesi amaçlanmaktadır. Küresel ölçekte şeker piyasasındaki regülasyonlara bakıldığında ise ABD’de kota uygulamasının mevcut bulunmadığı, şeker pancarı üretiminde dünyada yüzde 50 ile ilk sırada yer alan AB’de ise ilk olarak 1968 yılında Ortaklarım Politikası çerçevesinde uygulamaya konulan kotaların yarattığı maliyet baskıları ve rekabetçilik kayıpları nedeniyle, geçen sürede AB’nin pancar destek politikasını göreceli olarak azalttığı ve üye devletler arasındaki mutabakata paralel olarak 30 Eylül 2017 tarihinden itibaren kaldırıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, 2016 ve 2025 arasında şeker üretiminin yüzde 5 artışla 17,7 milyon tona çıkacağını tahmin etmektedir. Maliyet avantajları ve sunduğu imkanlar nedeniyle, yine aynı dönemde, izoglukoz üretiminin 3 kat artarak 700 bin ton’dan 2,3 milyon tona ulaşması beklenmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak AB şeker ihracatını 1,3 milyon tondan 2,5 milyon tona çıkarmayı hedeflemektedir. AB ülkeleri verim ve rekabetçilik kayıpları nedeniyle, pancar desteklerinden vazgeçme ve şeker piyasasını serbestleştirme yolunu seçmiştir. Bu politikalardan vazgeçildiği dönemde AB’de hektar başına verim yaklaşık, 12 ton iken: Türkiye’de bu oran 6,1 ton’dur”. Raporda pancar tarımının ekonomik açıdan etkin sonuçlar doğurmadığı da ileri sürülürken yine şu cümlelerle NBŞ övgüsü yapılıyor: “Mevcut durum itibariyle, nişasta bazlı şeker üretimi gerek kamuoyunda çıkan ve bilimsel temeli haiz olmayan negatif tezviratlarla satılmakta, kota uygulamaları nedeniyle halkımız şekeri en pahalı tüketen ülkeler arasında yer almaktadır. Nişasta bazlı şeker üretimindeki kısıtlamalar ülkemiz dış ticaretine de sekte vurmakta, bu alanda ortaya konulabilecek ihracat potansiyeli de bu nedenle hayata geçirilmemektedir”.

AB yasakladı
AB ülkelerinin çoğunda ciddi kısıtlamalar getirilen bir çoğunda da yasaklanan NBŞ, Cargill’in AKP hükümetine sunduğu raporda “Nişasta Bazlı Şeker ve Halk Sağlığı” başlığı altında şu sözlerle savunuluyor:

“Nişasta bazlı şeker konusunda kamuoyunda ciddi tezviratların olduğu dikkate şayandır. Ancak bu yorumların önemli bir kısmi bilimsel bir dayanağı haiz değildir. Bu konuda gerek yurt içinde gerekse yurtdışında yapılan birçok araştırma, şeker türlerinin gerek şeker pancarı olsun gerekse nişasta bazlı olsun, halk sağlığı açısından aralarında bir fark olmadığı sonucunu ortaya koymaktadır. Mısırdan elde edilen şeker ile pancardan elde edilen şeker arasında kimyasal olarak herhangi bir fark bulunmadığı; her ikisinin de kimyasal yapı taşının glukoz ve fruktoz olduğu ifade edilmiştir. Bu araştırmalar gerek mısırdan gerekse pancardan olsun eşdeğer miktardaki şekerin enerji değerlerinin birbirleriyle aynı olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. (1 gram = 4 kilokalori). Sonuç olarak, sağlık açısından temel olan şekerin hangi kaynaktan alındığı değil, diyete ve dengeli beslenme koşullarına bağlı olarak ne miktarda alındığıdır”.

‘Özelleştirme katkı sağlar’
Raporun “Senaryo 2: Tam Serbestlik Modeli ve Özelleştirme” başlıklı bölümünde ülkedeki Şeker fabrikalarının özelleştirmelerinin ekonomiye katkılarının olacağı belirtiliyor. Söz konusu senaryo kapsamında, gerek pancar-bazlı şeker piyasasına gerekse nişasta bazlı şeker sektörüne giriş ve çıkışlar tam bir serbestlik dahilinde gerçekleşmekte olup, fiyat mekanizmasının belirlenmesinde de kamunun dolaylı etkisi bütünüyle ortadan kalkmıştır denilen raporda “özelleştirmenin senaryoya eklenmesi büyüme performansı üzerinde pozitif bir etki doğuracaktır. tam serbestleşme senaryosu, 2023 yılma kadar uzanan perspektifte yüzde 0,1 ile 0,04 puan arasında değişen düzeylerde bir reel büyüme hızı artışı sağlayacaktır. Büyüme hızındaki artışın temel kaynağı toplam faktör verimliği artışı ve rekabetçilikten ötürü şekeri girdi olarak kullanan sanayilerdeki maliyet avantajlarıdır. Bununla birlikte, özelleştirme sonucunda şeker sanayine yeni yatırımların çekilmesi söz konusu olacak ve eski-atıl durumdaki kapasite yenilerek üretim sürecinde koşulabilecektir” deniliyor.

Yeni rekabetçiliğin artması sonucunda, söz konusu senaryonun ülkemiz net ihracatına olumlu yönde katkı yapacağı iddia edilen raporda mevcut durum itibarıyla, 4634 sayılı Şeker Kanunu yürürlükte olmasına rağmen, söz konusu Kanun’un fiilen uygulanmadığına vurgu yapılan raporda , 2017/18 pazarlama yılına ilişkin olarak belirlenmesi gereken kotaların belirlenmediği, buna mukabil olarak nişasta bazlı şeker üretimine yönelik olarak Bakanlar Kurulunun Kanunla öngörülen yetki sınırları dahilinde herhangi bir kota artışına gitmediği vurgulanıyor.

Cargill, mevcut sistemden yakınıyor
Raporun en çarpıcı bölümünü Cargill’in mevcut sistemden yakındığı cümleler oluşturuyor. İlgili bölüm şöyle: “ Türkiye’de uygulanan mevcut sistem, pancar bazlı şeker üretimini destekleyen ve nişasta bazlı şeker üretimini caydıran bir yapıya sahiptir. Söz konusu politika ile pancar çiftçisinin sosyal olarak desteklenmeye çalışıldığı açıktır. Ancak, pancar gerek kaynak kullanımı ve verim yapısı gerekse üretim süreci açısından ekonomik etkinlik kayıplarını beraberinde getirmektedir. Dolaylı bir destek mekanizmasına dönüşen bu sistem, üretken kaynakların verimli alanlara tahsisinin önünde engel teşkil etmektedir. AB üretim verimi ve maliyet avantajı mülahazalarıyla Eylül 2017 tarihinden itibaren kota uygulamasını tamamen terk ederek şeker piyasasını serbestleştirme yoluna gitmiştir. Bunu yaparak AB, şeker piyasasında üretim verimliliğini ve dış pazarlara ihracat potansiyelini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Mevcut sistemde gizli işsizlik sorunları, aşırı su kullanımı, depolama ve üretim kısıtları nedeniyle, pancar tarımına ağırlık verilmesi Türk tüketicisinin ve şekeri ara madde olarak kullanan hizmetler ve sanayi sektörünün ciddi maliyet baskılarıyla karşı karşıya kalmasına yol açmıştır. Bu durum şeker piyasasında kayıtdışılığın artmasına yol açmaktadır. Bu mülahazalar ışığında şeker kaçak akaryakıt, sigara gibi bir fenomene dönüşmektedir. Glikozu doğrudan ya da dolaylı olarak kullanan sektörlerdeki arz yönlü maliyet baskıları, ülkemizin dış pazarlardaki rekabetçiliğini de olumsuz yönde etkilemektedir”. Şeker fabrikalarının özelleştirme kararında etkili olmadığını söyleyen Cargill şirketinin raporunda hükümetten talepleri de raporda şöyle belirtildi:

“Yürürlükte olan mer’i mevzuat gereğince 30 Haziran’a kadar belirlenmiş olması gereken kotaların Bakanlar Kurulumuzca belirlenmesi ve nişasta bazlı şeker kotası artışının aynı kararnameye dercedilmesini talep etmekteyiz.”

Cargill’in hükümete sunduğu rapordan kısa bir süre sonra AKP on dört şeker fabrikasını özelleştirme kararı almıştı.