Çay
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

• Hey, iyiye gidiyoruz. Baksanıza bir günde 3 kadın cinayeti oldu bu hafta. 2015 yılı kötüler için bereketli geldi. 146 kadın cinayete kurban gitti. Suçlular mı? Aman canım bi cinayet için de insanları hapse mi atalım?

• Ramazan bu sene bi değişik. Erzurum’da “Sigara içip bizi tahrik etme” diyerek çoktan tahrik olmuş adamlar bir kadına saldırdı mesela. Kan şekeri düşünce insan daha tahammülsüz oluyor ama herkesin de düşüncesi farklı olabilir. Bir de sigaranın nesinden tahrik olundu, onu da tam çözemedim. İnsanoğlu her şeyden tahrik oluyor. Özellikle de aklı korumasız kaldığında. Değişik bir şiddet türü. Haklı olduğunu iddia ederek, haksızsan haklı duruma gelmeye çalışma şiddeti… Bir yandan da adamlar da haklı demek ki. Tahrik olmuşlar ki dalıyorlar. Yani bir yandan da sigara içen kadının üzerine yürürken “Bizi tahrik etme” değil “Abla biz tahrik olduk, sen kaç kurtar kendini, seni dövmeye geliyoruz” deseler daha bi mantıklı olurmuş. Neyse, umarım yanlış düşünüyorumdur. Bonus: Fox TV’nin ‘O Hayat Benim’ dizisinin setine de “Oruç tutmuyorsunuz” diye saldırılmış.

• Ülke pırlanta gibi vallaha. Üzerine benzin dök yak, bi şey olmaz, parıltısını kaybetmez. Bakın mesela ‘Yılın ihracatçısı’ ödülünün Rıza Zorro’ya verilmesi sizce de muhteşem bir olay değil mi? Bir yandan da haklılar. Ben olsam ben de ‘Yılın ihracatçısı’ kim olsun diye düşünsem Zorro’ya verirdim. Hem de düşünmeden verirdim. Kim bilir belki bana da takım elbise yollanırdı. Ben cepleri de para dolu olsun istiyorum benim elbisemin… Bonus: Bu ödül töreninde mega amirimiz de vardı. Ödülü başbakan yardımcısı verdi.

• Abdullah Gül çıktı piyasaya, “Tamam ya ne olacak işte” filan diyordum ki birden Deniz Baykal küllerinden yeniden doğan bir zombili anka kuşu gibi ortalığa çıktı. Deniz Baykal’dan neden çok hoşlandığımı bir kez daha hatırladım. Eğer bir konuda çözümsüzlük gerekiyorsa kendisi en doğru isim olacaktır. Bunu başarmak zordur, ama o başarabilir. Kendisine güvenmeniz yeter. Of yaa kâbus gibi bir de açıktan buluştular fısfısfıs konuştular. Neyin peşindelerse artık?

• Hiç unutmam, bizim mega amiri Meclis’e sokan değerli siyasi bünye de Deniz Baykal idi. Baykal’ın ortasını Jet-Fadıl erotik denebilecek bir röveşatayla 90’a takmış, amirimiz Meclis’e girmişti. Aksaray’a giden minibüs yolunda ilk büyük adımdı bu bence.

• Bana “Süleyman Demirel öldü” dedirtemezsiniz.

• Reyiz demiş ki “Bence bunun adı erken seçim değil, tekrar seçim olur”… Sen ne dersen o olsun amirim. Vikipedya’ya girsinler hemen yeni tanımını. Türk Dil Kurumu da hemen bi sitesini günceller. Bundan sonra paraya ‘rozo’ diyeceğiz desen o da olur. Benimkisi ekmek rozosu.

• Amir haklı, ne dese haklı. Bak “11 yaşındaki, 13 yaşındaki evladımız popüler kültürün kendisine dayattığı değil, kendi kültürümüzden üretilmiş müzikleri dinlemeli… 14 yaşındaki, 16 yaşındaki evladımız inancımızın ve tarihimizin temel eserleriyle çoktan tanışmış olmalı…”Evet, çok güzel bir açıklama. Tabii o zamana kadar sadece bu tarz eserlere yönenilirse ardından gelen ilk pop salgınında evladı kaybederiz, partici olur, yanarız.

• Ben mega amir olsam “11 yaşındaki, 13 yaşındaki evladımız popüler kültürün kendisine dayattığı değil, Beatles’ı, klasik eserleri, Timur Selçuk, 70’ler Türkçe funk müziğini, Barış Manço’yu tercih etmeli… 14 yaşındaki, 16 yaşındaki evladımız müzik tarihinin temel eserleriyle çoktan tanışmış olmalı. Ondan sonra da o bilgiler eşliğinde kendi müziğimizi daha derinden incelemeli, dinlemeli ve yeniden yaratmalı, yorumlamalı ve ileri taşımalıdır.”

• Demirtaş olsam, Bahçeli’yi çaya davet ederdim. Devlet Bahçeli’yle çayda da buluşulamıyorsa, o artık Devlet Bey’in ayıbı olur.

• Çay kötü bi şey değil, en azından bir çayda buluşun olm. Ne biçim insanlarsınız?