Çay bilimden üstündür!
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY
Film türleri üzerine konuştuğumuz derslerde Türkiye’de bilimkurgu yapılamayacağını, ortaya olsa olsa G.O.R.A., Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu gibi parodiler çıkabileceğini söylediğimde öğrencilerin yüzünde beliren hüznü görmelisiniz;

Film türleri üzerine konuştuğumuz derslerde Türkiye’de bilimkurgu yapılamayacağını, ortaya olsa olsa G.O.R.A., Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu gibi parodiler çıkabileceğini söylediğimde öğrencilerin yüzünde beliren hüznü görmelisiniz; bunun gelişmiş 3D bilgisayar efektleri vb teknik uygulamalarla değil tamamen toplumsal tarihle ilgili olduğunu, Rönesans, Aydınlanma, sanayi devrimi gibi estetik, akıl ve üretim kökenli değişimlerden geçmemiş toplumlara ancak kültürel kodlar üzerinden parodi yapmak düştüğünü anlatmaya çalışıyorum -ne kadar uğraşırsanız uğraşın astronot Ahmet’le Mehmet arasındaki bilimsel tartışmayı yerçekimsiz ortamda nasıl çay içecekleri konusunun ötesine geçiremiyorsunuz!* Ama çocukluk ve gençlikleri AKP/RTE dönemine denk gelmiş bu şanssız kuşak ‘tarihsel yasalar’ kavramını TCK gibi bir şey sanıyor olmalı ki, “Aşılmaz diyorlar ama, bayır aşağı son hızla koşarsam ışık hızını aşamaz mıyım ki?” tadında sohbetler devam ediyor -şimdilik son örnek, katıldığı kısa film etkinliğinde bilim kurgu çekecek bir öğrencinin mesajıyla geldi: “Sizin derste dediğiniz aklıma geldi ‘bu ülkede çekilmez’, ama şu an çekmek zorundayız.”

Tartışmayı hiç de ‘eller Ay’a giderken yaya kalmak’ düzeyine indirmek istemiyorum ama bu ülkede bilim dendiğinde laf ister istemez oraya gidiyor. Hatırlarsınız, CERN’de yapılan Higgs Bozonu deneylerinin sonucu Türkiye’deki birçok yayın organında şu şekilde verilmişti: “Tanrı Parçacığı’nın varlığı kanıtlandı!” Aslında “Tanrının varlığı kanıtlandı!” demeye getirdiklerini anlamak için çok zeki ya da bilgili olmaya gerek yok -onlar da okurlarının seviyesini bildikleri için böyle bir başlık atıyor zaten... Oysa adını ateist bilim insanı Higgs’den alan ‘tanrı parçacığı’ aslında maddenin herhangi bir tanrısal güce ihtiyaç duymadan oluşabileceğinin en sağlam kanıtlarından biriydi. Yani mesela yeterince provokatif bir yayın organı çıkıp “Tanrının yokluğu kanıtlandı!” diye manşet atsa çok da mantıksız bir şey yapmış sayılmazdı.

Bu “Hadi ateyizler, bunu da açıklayın!” kafasının benzerini bu hafta da tarihin en müthiş bilimsel girişimlerinden birinde yaşadık. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Rosetta adlı uzay aracından fırlatılan Philae sondası, 67P kuyrukluyıldızının gövdesine tutunmayı başardı; işleyemez hale gelene dek kuyrukluyıldızın mikrobiyolojisi hakkında gönderebildiği kadar bilgi gönderecek. Söz konusu bilgilerin evrenin evrimi ve hayatın oluşumu açısından sunacağı katkı inanılmaz! Bu insanlık için o kadar büyük bir sıçrama ki, ESA, Philae’yi 67P’ye kondurmayı başaramasaydı bile büyük bir alkışı hak ediyor olacaktı, sırf böyle bir işe giriştiği için…

Ama aynı esnada, tam da Philae, 67P’ye tutunduğu sırada, din adamı kisvesi altında çaktırmadan komedyenlik yapan Cübbeli bir adamın vaaz-gösterisi yedi kat âlemlerde yankılanıyordu: “Bu dünyanın bütün teknolojileri, işte ne onun adı, teleskop, mikroskop daha neler çıkarttılar, uzay bilimleri, bilimcileri, milyar dolarlık bütçeler felan felan… Hâlâ birinci kat semanın aşağısında olan gezegenler ve yıldızlar hakkında, Mars’ta su var mı, Merih’te et var mı, öbür tarafta but var mı, manyak manyak işler yav!.. Ben sana söyleyim, zaten sen oraya çıkamadan dünya kopacak! Masrafa değmez yav! ...Ver bana 100 bin dolar, ben sana hepsini söyleyim yav! Ne cahil adamsın! E Kuran’da var, hadiste var, bakmıyorlar ki!”

Dünyanın en cahil komedyeni bile durmuş saat gibi bazen doğruyu gösterir: ESA ve benzerleri Kuran’a, hadise falan bakmıyorlar. Ve iyi ki de bakmıyorlar!..

*Alternatif diyalog önerisi: “Havada süzülüyor oğlum bu, şekeri nasıl katacağız?!”

(Yazarımız Uğur Kutay’ın yeni fotoğrafı için Tuğba Büyükbaş’a çok teşekkür ederiz.)