Çember için öğrencilerin hangi okulları talep ettiği gözetilmeli
11.01.2018 10:56 EĞİTİM

Yeliz Düşkün, Eğitim Reformu Girişimi, Politika Analisti

TEOG yönteminde, ortaöğretime geçişte çocuklar puanlarına göre yerleştirildiklerinden, eğer en fazla istedikleri okul türündeki hiçbir okula puanları yetmezse mecburen istemedikleri ama puanlarının yettiği bir okul türüne gidiyorlardı. Örneğin hiçbir Anadolu lisesine puanı yetmeyen bir çocuk istemediği halde mesleki ve teknik liseye gidebiliyordu.

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin'in yaptığı açıklamalara göre adrese göre yerleştirmede artık hiçbir çocuk istemediği bir okul türüne yerleştirilmeyecek. Söz konusu modelde çemberler belirli coğrafi bölgeleri ifade ediyor. Çocuğun evine en yakın çemberde farklı okul türlerinden tercih yapma şansı bulunuyor. Örneğin mutlaka Anadolu lisesine gitmek isteyen bir çocuk evinin yakınındaki Anadolu lisesini tercih edebiliyor. Ancak fazla talep olması nedeniyle bu okula yerleşemezse, ikinci çemberde, yani evine daha uzak bir noktada Anadolu lisesi tercih edebiliyor.

O da olmazsa, üçüncü çemberde, yani evine uzak bir noktada Anadolu lisesini tercih edebiliyor. Verilen söz, çocuğun en kötü ihtimalle evine en uzak olan çemberde bile olsa istediği okul türüne yerleşecek olması. Bu çok önemli bir vaad. Eğer gerçekleşirse Anadolu lisesine gitmek isteyen hiçbir çocuk mecburen mesleki ve teknik liseye, imam-hatip lisesine ya da açık liseye gitmek zorunda kalmayacak. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için şunlar önemli:

1) Öğrencinin talep ettiği okul türünün kontenjanının üçüncü çember de dahil olmak üzere tamamen dolmamış olması gerekecek. Yani her bir okul türünde talebi karşılayacak kadar yeterli kontenjan olması gerekecek. ERG'nin yaptığı araştırmalara göre Anadolu lisesi en fazla tercih edilen okul türü. Bu konuda daha fazla veri toplanması, örneğin şu anda 8. sınıfta öğrenim gören tüm çocuklara hangi okul türünü istediklerine ilişkin soru sorulması MEB'in gerekli önlemleri alması için yararlı olabilir.

Bu veriler ışığında en fazla talep edilen okulların kontenjanlarında genişleme yapmanın yolu aranabilir. Sınıf mevcutlarının yönetmelik gereği belirli bir düzeyde kalması gerektiğini de unutmamak gerekiyor. MEB'in okul türlerine göre ayırdığı bütçenin de bu veriler ışığında revize edilmesine ihtiyaç duyulabilir. Yani talep ile arzın buluşturulması gerekiyor. Bu durumda, MEB'in mesleki ve teknik liselerin payını artırma hedefinin de, bu okullara talep olup olmadığına bakılarak gözden geçirilmesi gerekecek.

2) Bu modelde, ikinci ve üçüncü çemberin coğrafi genişliğinin ne kadar olacağı önem taşıyor. Çünkü örneğin çocuğun yerleşebileceği tek Anadolu lisesi üçüncü çemberdeyse ve bu okul 100 km uzakta ise, "eve en yakın okul" hedefi gerçekleşmemiş olur.

Çemberlerin ne kadar geniş olacağına ilişkin henüz bir bilgi yok. Bu konuda ne kadar erken bilgi paylaşılırsa, öğrencilerin ve velilerin aklındaki soru işaretleri de o kadar erken giderilmiş olur. Daha iyi bilgilendirmenin, sınava girecek öğrenci sayısını azaltmada da yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü belirsizlik fazla olursa, "ne olur ne olmaz" düşüncesiyle sınava girecek çocuk sayısı artabilir. Bu da yeni sistemde arzulanan bir durum değil.