Ceylan Ertem: Sadece barış olsun istiyorum
12.03.2017 11:22 BİRGÜN PAZAR

BURAK ABATAY - @abatayburak
Fotoğraflar: Güney Birtek

Şarkıcı Ceylan Ertem 5. solo albümü olan Yine De Amin’i geçtiğimiz haftalarda dinleyicisiyle buluşturdu. Kalabalık sayılabilecek bir kadroyla albüm kayıtlarını gerçekleştiren Ertem’in son albümünde Sıla’nın ve Yıldız Tilbe’nin de şarkıları var. ‘Yine De Amin’ diyerek umudunu yeşerttiğini ifade eden Ceylan Ertem ile albümü ve müziği üzerine konuşmak için bir araya geldik. Ertem, kendisinin politik tavırları yüzünden defalarca lince uğradığını ama buna rağmen barışı arzulamaktan vazgeçmeyeceğini ifade etti.

» 2010 yılından bu yana yayımladığın 5. solo albümün. Bir hayli üretken bir sanatçısınız.
Baraná ile yaptığımız Xenopolis albümünü de sayarsak 6 yılda 6 albümün içerisinde şarkıcı ve şarkı yazarı olarak yer almış oldum. Bıraksanız muhtemelen yılda 2 tane bile olabilir. Çok hayal kuran biriyim ve daha bu albüm biterken yenisinin nasıl olmasıyla ilgili kendim hayallenip, müzisyen arkadaşlarımla paylaşıyorum. ‘Yine De Amin’ albümünü hep beraber ve planlı bir şekilde aynı salonda, aynı anda kaydedebileceğimizi ‘Amansız Gücenik’ albümü kayıtları esnasında hayal etmiştim. 2 sene sonra da gerçekleştirdik. Bu üretkenliğin bir sırrı yok tabii ama yaşadığım için şarkı yazıyor/söylüyor değilim. Şarkı yazabildiğim için yaşıyorum. Gerçekten üretmez ve paylaşmazsam hayatta kalamam diye hissediyorum.

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256893-1.

» Bu üretkenliğinin yanı sıra yurt dışında da tanınma gibi bir hayaliniz var mı?
Yurt dışı ile ilgili hiçbir çalışma halinde değilim. Şarkı sözleri de zaten Türkçe. Benim müziğimi yeterince hissedebilmeniz için yazılan sözleri de anlamamız gerekiyor sanki. Ama yurt dışına yönelik, bu müziği oraya da duyurmanın peşinde olsam bambaşka bir şey koyarım yaptığım işin içine. Bu şuna benziyor: Ortaçgil’in de müziği yurtdışında pek duyulmamıştır. Çünkü o kadar İstanbul’dur, kenttir ve o sözler o kadar önemlidir ki, bir İngiliz’e Ortaçgil’in sadece müziğini dinlettiğinizde başka, şarkı sözlerini çevirip öyle dinlettiğinizde başka şeyler anlayacaktır. Şarkı sözleri bizim müziğimizde çok önemli.

» Şarkılarınızda bizi ev sahibi ettiğiniz bir ütopya dünyanız var. Nedir bu ütopyalarınız?
Bu soru ‘Ütopyalar Güzeldir’ albümü sırasında çokça sorulan bir soruydu. Sürekli değişse de tek ortak noktası, güzel günlerin geleceğini ummak, bu umudu asla kaybetmemek, bulanık sularda yüzsek, karanlıklar içinde de kalsak, her zaman umutla uyanmak. ‘Ütopyalar Güzeldir’albümü sonrasında Amansız Gücenik albümünde bu düşünce çok enayice ve naif gelmişti. Küskündüm o dönem, o yüzden albümün adı Amansız Gücenik. Ama şimdi, “Yine De Amin” diyerek yeniden ‘Ütopyalar Güzeldir’ günlerine döndüğümü hissediyorum. Tekrar o inancı, olmayacak da olsa “Yine De Amin” diyerek içimde tutuyorum. “O duayı etmekten vazgeçmeyelim” cümlesini kendi kendime çok tekrar ettiğimi biliyorum. Geçtiğimiz iki sene, 80’lerde doğmuş biri olarak ömrümün en zor zamanlarıydı. Çok fazla insan öldü çevremizde. Hayata tutunmak da çok zordu. Yaşamak da sadece nefes almak değil. İnsan yaşamak ve yaşatmak istiyor. Onun için de tek çıkış yolu umut etmek. Bu nefret ikliminde sevgiyle yaklaşmak çok önemli. Ütopik dünyam, hepimizin birbirine hoşgörü, anlayış ve sabırla yaklaştığı bir dünya.
ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256996-1.

» Albümün mottosunda da bunu görüyoruz: “Sahici ruh, cihanda sulh, yok başka hayal”
Amansız Gücenik albümünden bu yana geçen iki sene içerisinde kendi kişisel meselelerimize, küçük incinişlerimize çok vakit kalmayan bir zaman geçirdik. Kendi dertlerimle ilgili laf edemeyecek noktalara geldiğim günler yaşadım. Ortalıkta olan sayısız acı vardı... Ki bu her zaman da vardı. İnsanların zalimlikleri bırakıp, alimlikleriyle, nefisleri ve nefesleriyle ilgilendiği, hayvanları ve doğayı incitmediği bir dünyanın hayalini kuruyoruz ya, o nedenle “cihanda sulh” ve gözümde başka bir hayal yok. Muhtemelen benim dışımda milyonlarca insan da böyle düşünüyor. Çok klişe bir laf ediyorum. Sahici olmaya çalışıyorum. İnsan gibi aklı sürekli kötülüğe çalışan başka bir yaratık da yok sanıyorum. Ağaçlar sürekli birbirini aşılarken, incirler birbirlerinin güzelliğinden feyz alırken, kediler köpekler birbirleriyle uyurlarken sürekli bir ilham var. Yüzümüz devamlı karanlığa dönük. İnsan çevresine bir baksa görecek bunları.

» Kent ozanlığı diye tarif edilen bir müzisyen tanımlaması var. Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Yaşar Kurt... Sizin için de yapılan bir yakıştırma. Siz buna katılıyor musunuz?
Buna katılmıyorum. Ben bir kent ozanı değilim. Bu tanıma aşığım ve büyük hayranım ama orada başka bir şey var. Halk ozanı nasıldır? Bağlaması elinde ve kendi meselelerini döker. Bülent Abi (Bülent Ortaçgil) gibi, benim birinci vereceğim örnek, elinde gitarı kent insanının yaşadıklarına ayna olan şarkılar yazmış insanlar bu isimler. Ama ben öyle değilim bence.

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256895-1.

» Kim öyle?
Belki Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Büyük Ev Ablukada olabilir. Kent kokusunun estiği gruplar bunlar. Ama bence sadece o açıdan bakan bir kadın yok gibi geliyor. Bana “Neden Gönül Dağı’nı böyle söylüyorsun” dediklerinde, “Abi ne yazık ki ben Kırşehir’de doğmuş bir halk ozanı değilim. Adapazarı’nda doğan ve İstanbul’da yaşayan bir kadın müzisyenim ve o türküyü içimden öyle söylemek geçtiği için öyle söylüyorum” diyorum. Benim filtrelerim o halk ozanlığı filtrelerinden başka. Aynı zamanda Bülent Abi’den de başka. Jehan’ı da oraya dahil edebiliriz ama.

» Sizin filtreleriniz neler?
Eski albümlerimi başka türlü değerlendirebilirim ama bu albümde ben şarkı sözlerimi daha çok Aysel Gürel’i, Sezen Aksu’yu ve Mazhar Alanson’u düşünerek yazdım. Söylemek istediğ sözü direkt söyleyen bir şarkı sözü yazarı var bu albümde. Keşke Türkiye’de daha fazla müzik yazarı olsaydı da, onlar bu değerlendirmeleri yapsaydı demek istiyorum. Çok fazla müzik yazarı da yok. Albüm değerlendirmesi olarak bizim onlara gönderdiğimiz basın bültenleri üzerinden 1-2 cümle kuruluyor. Müzik dergilerinin, müzik programlarının olmaması kadar olumsuz bir durum bu.

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256896-1.

» Sezen Aksu’nun Firuze’sine benzer bir karakter var albümde: Nilüfer.
Bir kadın bir kadına aşık olsa ve o kadın nasıl bir kadın olsa... deyip bir karakter yarattım. Tamamen onun üzerine bir şarkı yazmıştım. Bir roman karakteri gibi. Efsunlu Dünya’da Ceylan Ertem konuşuyor. Ama Nilüfer’de bir karakter var. Her albümde başka bir insana dönüşüp, o insanı yaşatıyorum.

» Baktığımda hüznü seven karakterler var şarkılarınızda. Siz de hüznünüzle barışık mısınız?
Hüznümü sahipleneyim diye sevmem. Ama barışırım. Sonradan severim. Bir acıya çok fazla sarılıp tutunmam. Şarkı yazarken o dramaya ihtiyacımız oluyor. Bülent Abi’den gidecek olursak, “Kahvaltım anlamsızdı sensiz olmaz” dediğinde, o kadar da anlamsız değildir eminim. Ama o lafı etmek güzel. Nazım Hikmet, “Bana bir fanila, bir don al” der karısına. Çok direkt bir laf. Herkese dokunur. Küçücük lafta bile bir acıyı hissedebilirsin. Şarkı sözlerinde acı ya da neşeyi büyütmek adına orayı zorluyoruz. Şarkı sözü yazarlarıyla yaşamak da bu yüzden biraz zordur. Onlarla yaşanmaz. “Artık yemez, kadınız ve güçlüyüz!”

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256898-1.

» Albüme dair yapılan bir yorum da kadın hikayelerine sahip olması. Siz kadın özgürlük mücadelesinin neresindesiniz?
Çok uzun bir süre çok sayıda kadın şarkıcı, erkek şarkı sözü yazarlarının yazdığı şarkıları söyledi. Bergen mesela. “Bir Erkek Yüzünden” şarkısını bir erkek yazmıştır. Bir süredir de, son on senedir de çok sayıda kadın şarkı sözü yazarı var. Özellikle de alternatif müzikte. Delice kadın hikayeleri dönüyor. 1001 açıdan hem de. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Bu da bir kadın hareketine dahil edilebilir bence. Aynı şekilde LGBTİ hikayeler de çok fazla. Ben de Nilüfer şarkısında bunu yapmaya çalıştım. Çok sevdiğimiz kadın müzisyen arkadaşımız Değer Deniz, evinde tecavüze ve cinayete kurban gidiyor. Onlara yardım eden kimse olmadığı gibi, gazete diyemeyeceğim paçavralar, “Evinde yalnız yaşayan kadın şarkıcı ölü bulundu” diye haber yapıyor. Buna haber diyebiliyorlar. Neyse ki aile davayı kazandı... Böyle de bir dünyada yaşıyoruz. Hala birçok aile kızlarının şarkıcı olmasını istemiyor. Biz bunu konuşurken bile kaç kadın tecavüze uğradı, kaç kadın cinayete kurban gitti bilmiyoruz. Bütün bunlar olurken duyarsız kalabilmek imkansız. İlla bir yerlerde, bir şarkının içinde, bir fotoğrafta, bir videoda “Bu böyle olmasın, durun!” diye bunu gösteriyoruz. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile yaptığımız gece çok önemliydi. Bu birliktelikler çok önemli. Gitmeseniz de o biletleri satın alalım derim. Biz de bir ucundan tutmaya çalışıyoruz. Ama bilmek gerekir ki, bu devirde kadını ezecek, aşağılayacak bir erkek şarkı sözü yazarının karşısına çıkacak binlerce kadın müzisyen var. Artık yemez! Güçlüyüz!

» Siz kendi şarkılarınızın toplumsal politik tavrına nasıl bakıyorsunuz?
Bir insansın. Tokat atsam bağırırsın. Bu tokatları yediğimde ben de şarkı yazıyorum, şarj oluyorum ve deşarj olma yöntemim de şarkı söylemek, yazmak. Politikacılardan ve yalandan nefret ediyorum. Bir günü, bir gününü tutmayan oyunculardan nefret ediyorum. Bu sebeple politik bir laf etmiyorum aslında. Halkı devlete karşı kışkırttığım(!) için ifade de verdim. Ben sadece barış istiyorum. Bir ve kardeş olalım diyorum. Berkin’e üzülmeyeyim mi? Öldürülen onca fakir fukara asker çocuğuna üzülmeyeyim mi? Sokakta giderken herhangi birimizin bombanın patlayışıyla parçalara ayrılmamıza üzülmeyeyim mi? Üzülüyorum ve bunları söylüyorum. Bu ‘ben bir partinin yanındayım ya da karşısındayım’ diye algılanıyor. Ona da çok bozuluyorum. Beni neden troller taciz etmeye başladı? Herhangi biri çıkıp barış istiyorum derse onu da alkışlarım.

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256900-1.

» Çözüm sürecinde de alkışladınız mı?
Hangi çözüm süreci? Çok istedim Kürt açılımı, Roman açılımı... Ne güzel olurdu ama inanasım gelmiyor. O kadar inancımı yitirdim ki, peşinden gidip alkışladığım bir politikacı kalmadı.

» Sizin barış istediğiniz için linç yemeniz ya da diğer insanların başlarına gelenler. Toplum nasıl bu kadar uçlara ayrılabildi?
Kabadayılık! Erkek dilden dolayı. Hangi gazeteci ya da hangi parti lideri konuşuyor olursa olsun hep erkek dili. Hep bir kabadayılık... Sadece Türkiye için de böyle değil. Mahalle dalaşları gibi. O sırada, birileri hayatından mı oluyor, tarihi eserlere bombalar mı atılıyor, bir takım hayvanlar mı orman yangınlarında ölüyor yoksa kadınlar zar zor kazandığı haklarından mı oluyor? Kimsenin umrunda değil. Onlar konuşuyorlar ve alkışlandıkça daha da karanlık konuşuyorlar. Karanlık konuşmalar da bizi öldürmeye ve yok etmeye devam ediyor. Nefes alıyoruz ama yaşıyor muyuz belli değil. Bütün dünya yangın yeri ve daha da kötüye gidiyor. İnsanlar da buna çok alıştı. Televizyon, bir politikacıdan daha zararlı. Dünya yanıyor ve televizyonda bir takım ses yarışmaları, futbol müsabakaları... Bir önceki gece bir maç çıkışında 38 kişi ölmüşken, ertesi günlerde futbol tartışmaları devam ediyor. Ama müzisyenler sırf konsere çıkıyorlar diye ‘terörist’ bile ilan edilebiliyorlar. Biz barışta ve kardeşlikte inat etmeye devam ediyoruz. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Olacak bence. Çok köklü bir ağacız ve bu bir ormana dönüşecek. Bu ormanı yakamazsın.

ceylan-ertem-sadece-baris-olsun-istiyorum-256899-1.

» İçinden geçtiğimiz referandum sürecini nasıl izliyorsunuz?
Kendi aramızda konuşurken de şöyle diyorum: İki türlü de bize ne olacak bilmiyorum. Bu süreç umarım hepimiz için güzel sonuçlanır. Bu da tamamen aptal bir iyimserin lafı. Ama zannetmiyorum. ‘Evet’te ya da ‘hayır’da biz yine bir şeyler yaşayağacız. Süreç, bir takım taraflar tarafından bizim gibi sadece barış isteyen insanların üzüntüsüyle sonuçlanabilir. Ama benim tek isteğim, neden evet ya da neden hayır dendiğini bil. Çünkü bu seçim aslında AKP, HDP veya CHP... bir takım üç harflilerin yanında olmak ya da karşısında olmak değil. Bu çok önemli bir mevzu. İlber Ortaylı’nın da söylediği gibi, “Aman bunlar başım ağrımasın deyip çok da anlamadan oy verirler” olmasın bu seçim. İnsanlardan tek ricam düşünsünler. Tek bir insanın lafı mı? Bir sürü insanın lafı mı? Sadece ne yaptıklarını bilsinler. Sonrasında zaten doğru karar gelecektir. Sen beni anlamadan yanımda olsan ne fayda? Anlayalım ve bilelim istiyorum.

» Siz okudunuz mu anayasa değişikliğini?
Okuyorum. Fikirdaş olduğum cephenin çalışmalarını da çok beğenmiyorum. Her zaman rengini ve lafını belli eden bir insandım. Beni dinleyenler benim vereceğim oyun ne olduğunu bilirler. Politik bir laf ettiğinde insanların üstüne yapıştırılan yaftadan bıktım. Demokrasi lafından da bıktım. Çünkü içi boş!