Cezayir iç savaşı ve Suriye krizi
18.12.2016 11:18 BİRGÜN PAZAR
Halep’te akan kan, yakın zamanda durmayacak gibi görünüyor. İç savaşlar her zaman içe bakışla sonlanmalı, kutlamayla değil. Mezarların üzerinde dans etmek edepsizlik

VIJAY PRASHAD @vijayprashad

Cezayir devlet televizyonu, 14 Aralık’ta ilk defa Suriye’yle ilgili yeni bir dil kullandı. Daha önce, dili ‘nötr’dü; ne Suriye hükümetini ne de muhalifleri destekliyordu. Fakat 14 Aralık’ta, Halep Suriye hükümeti tarafından alınınca, devlet televizyonundan hükümetin teröristleri ezip geçtiğini söylendi. Bu dil, hükümet ve teröristler arasındaki 10 yıllık savaşın acısını çeken Cezayirliler için tanıdıktı. Savaş, 1991’den 2000’e kadar 200 bin kişinin ölümüne neden oldu. Yaşananlar ‘kara savaş’ olarak biliniyor. Şimdi ise, Cezayir hükümet yetkilileri Suriye hükümetinin arkasında olduklarını açıkladı.

Halep’ten gelen haberlerin üzeri propagandayla örtülü. Yaygın şekilde Suriye güçlerinin ve müttefiklerinin acımasız şiddetinden bahsediliyor. Halep’in doğusunda, muhaliflerin elindeki bölgelerden, hükümetin elinde bulunan sivil bölgelerine yapılan havan topu atışları ise daha az duyuruluyor. Her iki yöndeki haberler de muhtemelen doğru. Halep’te akan kan, yakın zamanda durmayacak gibi görünüyor. İç savaşlar her zaman içe bakışla sonlanmalı, kutlamayla değil. Mezarların üzerinde dans etmek edepsizlik.

Cezayir’in savaşı gözler önünde. Mevcut Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika ve kabinesi savaş nedeniyle derinden etkilendi.

1990’larda, İslami Selamet Cephesi’nin (İSC) Afganistan’da savaşmış Cezayirli radikallerin kalıntılarından doğuşu ve Müslüman Kardeşler’den etkilenen liderlik, orduyu ve Cezayir yönetim birimlerini endişelendirdi. Ali Belhacı gibi İSC liderleri mevcut tüm politik bileşenlerin devrilmesi ve inanmayanların katlini de öngören yeni İslami kuralların yerleştirilmesi çağrısında bulunduğunda devlet sert önlemler aldı.
İSC’nin sivil hedeflere yönelik korkunç şiddeti karşısında büyük saldırılar geldi. Toplum hükümetten yana tavır aldı. Cezayir’de halka, burada neden Arap Baharı olmadığını sorduğumda, çoğu, ülkenin en kötü gösterileri, karanlık 10 yılda deneyimlediğini söyledi. Daha sonra demokrasi üzerinden yapılan çatışma, zorlu askeri güçe karşı savaşan radikal grubun yükselişine neden oldu.

Dönemin yorgunluğu ve ufukta bir alternatif görememek protestocuları susturdu. Bağımsız sol bir alternatifin olmayışı ve özgürlükçülerin etkisiz hale getirilmesi, bir isyana öncülük edilmesi ihtimalini zorlaştırıyor. Özgürlük düşüncesine destek var ancak aynı zamanda yabancıların müdahalesinden ve dincilerin ortaya çıkacak alanı kaplamasından korkuluyor.

Suriye’de savaşın etkisinin azaltılması Cezayir’de yaşanana kıyasla daha zor olacak. Cezayir’de küçük rol oynayan bölgesel ve büyük güçler Suriye’de ise savaşı yönetti. IŞİD ve İsrail, Cezayir denkleminin bileşeni olmadılar.

Saldırılardan büyük zarar gören ve müttefikleriyle bir araya gelemeyen Cezayir radikalleri, Buteflika’nın af çağrısını kabul etti. Cezalar verildi ama çoğunlukla ihlal edildi. Radikaller evlerine, gündelik yaşamlarına döndü. Muhtar Belmuhtar gibileri, Mağrip’te El Kaide’yi kurmak için Mali’ye gittiler. Sahra’ya kaçtılar ve ardından IMF Mali’yi enkaza çevirdiğinde ve NATO Libya’yı yerle bir ettiğinde ortaya çıktılar.

Edindiğim bilgiye göre, Buteflika, çatışmanın azaltılması ve Suriye hükümetinin muhaliflerle ilişki kurması için Suriye ve Türkiye hükümetleriyle bağlantı kurdu. Cezayir’in Suriye hükümetine açık desteği, Nisan’da Cezayir’in Afrika Birliği ve Arap Devletleri Ligi işlerinden sorumlu Bakanı Abdülkadir Messahel’in Şam ziyareti sırasında da gösterildi. Messahel Cezayir’e döndüğünde, bu gezisi dolayısıyla eleştiri aldı. “Ziyaret, Cezayir’in uzun süre acısını çektiği terörizme karşı Suriye halkına desteğimizi göstermek ve Suriyeli kardeşlerimize hiçbir şeyin ulusal uzlaşma, politik çözüm ve birliğin yerini tutmayacağı mesajını iletmek için yapıldı” diye yanıt verdi.

Ulusal uzlaşma düşüncesini kuvvetlendirmek önemli. Cezayir, Şam için güvenilir bir devlet. Arap Ligi’nden Suriye’nin çıkarılmasına karşı oy vermiş ve Suriye’ye yaptırım uygulanmasını reddetmişti.

Suriye güçleri ve müttefikleri şimdi Rakka’ya doğru ilerleyecek ve geniş kırsal alanları geri almaya çalışacak. Batı medyası Suriye hükümetinin şiddetini adeta ‘keyifle’ haberleştiriyor. Esad ‘oryantal despot’ ihtiyacına uygun düşüyor. Yemen’deki Suudi katliamını ya da Libya’yı yıkan kıyımı haberleştirme konusunda ise aynı heves yok. Anlatıyı yönlendiren insani ölçütler değil jeopolitik değerlendirmeler. CNN’in deneyimli ismi Wolf Blitzer, haklı olarak Suriye ordusunun Halep’te beyaz fosfor kullanıldığı iddiası karşısında öfkelenmiş görünüyordu, fakat aynı şeyi İsrail Gazze’de, ABD Irak’ta yaptığında, durumu farklıydı. ABD Ordusu Felluce’ye saldırdığında da ekranlarda yaşlı gözle yoktu.

Cezayir bu hengame içinde sessiz. Esad’ı Cezayirliler’e dikkat vermeye yönlendiriyor. Sadece tavsiyeleri doğru olabileceği için değil, aynı zamanda Batı Asya ve Kuzey Afrika’daki diğer devletlerin izolasyonuna karşı işlevsel bir köprü kurabileceği için.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif