Cihangir’in liberal çocukları(!)
ENVER AYSEVER ENVER AYSEVER
Kaç zaman olmuş Cihangir’e gece vakti adım atmayalı. Bilenler bilir, Cihangir son dönem entelektüel cemaatin buluşma

Kaç zaman olmuş Cihangir’e gece vakti adım atmayalı. Bilenler bilir, Cihangir son dönem entelektüel cemaatin buluşma yeri(!) Bir takım liberal abilerin, ablaların buluşup sokak çocukları için, Kürtler adına, eşcinsel hakları uğruna yanıp tutuştukları, ahkam kestikleri ez cümle demokratik faaliyetleri yürüttükleri semtin adı Cihangir!
Kime dokunsanız hemen faşist uygulamalardan, hukuksuzluktan, insan onurunu aşağılayan bu düzenden falan söz eder. Her birinin ağzında parlak tümceler sallanır durur. Dayak yiyen kadınlar için en çok onlar gözyaşı döker, Tekel işçileri adına en çook onlar dertlenir, sokakta leşi bulunan çocuğun ağıtını da onlar yakar... Tek dertleri demokratik, özgür bir ülkede yaşamaktır(!)
Bunun için vesayet düzeni yıkılmalıdır(!)
Önce Mustafa Kemal’in adı tarihten kazınmalı, kendini kemalist sayanlar çarmıha gerilmelidir. Yetmez; işgalci(!) TC ordusu bir an önce tasfiye edilmelidir. O da yetmez dünyada tüm soykırımlar üstlenilmelidir. Hatta bir an önce kendini Türk hissedenler de mahkemelerde yargılanmalıdır....
Bunu başaracak tek siyasi iktidar AKP’dir.
Büyük devletlü başbakanın açılımlarına destek vermek gerekir. Toplantılarda garnitür olmak kabul edilmelidir. AB çizgisi adına giderek faşistleşen koca kıtaya boyun eğmek gerekir... ABD ziyareti alkışlanmalı, Hüseyin Obama ile başbakanın ilişkileri hızla geliştirilmelidir.
Bu Cihangir çocuklarının kısaca ideolojik eksenini tarif etmeye yeter...
Biri çıkıp yahu dini cemaatlerin topluma bu tür yön vermesi demokrasilerde var mıdır, diye sormaz, soramaz...
Asker devlet kötüdür de, polis devlete dönüşme süreci başladı, eski tip militarizm bitiyor, yeni tip militarizm geldi diyemezler...
Ermeniler’i kovan başbakana biri kafa tutamaz.
Meydanlarda dayak yiyen Tekel işçisinin yanında yer tutmaya yürekleri yetmez.
Tutuklu bütün askerleri salıveren hakimi hedef tahtasına oturturlar da, dilleri onları tutuklayan hakime bir çift söz etmeye varmaz...
Balbay bir yıldan fazla içerde yatar, bir yiğit çıkıp, bu nasıl hukuk tutukluluk tedbir uygulamasıdır, bu cezaya döndü, böyle adalet olmaz, AB de buna karşıdır diyemez...
JİTEM’in peşine düşen Cihaner içeri alındığında çıtları çıkmaz, yandaş medyanın vurun abalalıya korosuna gönülden katılırlar.
Daha iddianamesini görmeden ölen Ergenekon sanıklarının haklarını savunmak akıllarından geçmez, daha dün Van 100.Yıl Üniversitesi rektörü Yücel Aşkına yapılanlar asla gündemlerinde yer bulmaz...
Alevi köylerine yardım etmek, ziyaret etmek suç sayılır bir asker için, sırf asker olduğu için bu kişiye yargısız infaz yapılmasına ses çıkarmazlar...
Köşelerinden tüm Alevilere cuntacı derler, köylü, görgüsüz derler, utanmazlar...
Askeri darbelere karşıdırlar, siviline eyvallah derler...
Daha say sayabilirsen...
Bunların adı bazen Özgürlükçü Solcu Olur, kimi zaman Liberal, kimi zaman Demokrat!
Her yerde bulunurlar, koca koca köşeleri vardır, gazeteleri, televizyonları olur... En büyük zaafları para şıkırtısınadır. İşitince o sesi tahrik olur kendilerinden geçerler... Sipariş anayasa da yaparlar, üniversitede kurarlar, tez de yazarlar kitap da!
En büyük özgürükleri utanmazlıktır!
Hep bir arada görünürler. Birbirlerinin yüzlerine baktıklarında kendilerini görürler. O ayna hep güzel gösterir; bakan da ahlaksızdır, gören de!
Geçen akşam Cihangir’de yürürken garip isimli, lümpen, marjinal, hedonist barlardan dışarı bir dışkı gibi bunlardan taşıyordu...
Elindeki içkiyle, ağzındaki sigarayla yanındaki hatuna sırnaşan ünlü bir oyuncuyu gördüm. Ardından bir taksi durdu önümde abartılı boyanmış, kıçına kadar eteğini sıyırmış altmışlık hatunlar indi arabadan. Dudaklarını yalayarak ‘Merhaba’ dediler birbirlerine...
İçerdeki özgürlük seslerini işittim... Eşşek kadar olmuş bir Cihangir demokratının yaşgünüymüş meğer... İğrenç bir Happy Birtday şarkısı kustu hoparlörden, sonra kafalarına balon yağdı... Bunlar da kahkaha kıyamet zıpladılar, balonları patlattılar kutladılar liberal demokrasimizin bugününü ve yarınını...
Kim mi bunlar?
Bazen köşe yazarı olarak okursunuz onları, bazen ekranda yorumcu olarak görürsünüz... Sahnelerimizden taşarlar oyuncu, çalgıcı, baleci olarak...Bazen bir partiye yamanır kürsüden sızarlar aramıza... Velhasıl her yerde onlar....
Ama siz gidin onları evlerinde Cihangir’de görün, benden söylemesi!