-Reklam-
Anasayfa EĞİTİM Çıkmaz sokak eğitim

Çıkmaz sokak eğitim

Konuk yazar: Dr. Gaye Usluer

16 yıllık AKP iktidarında 8 kez hükümet değişikliği yapıldı. Bu değişimlerde en fazla erozyona uğrayan sistemlerin başında eğitim sistemimiz gelir dersek yanılmış olmayız. Her değişen Milli Eğitim Bakanı bir önceki dönemde yapılan değişiklikleri beğenmeyerek ya tam tersi yönde ya da eklemelerle kendince yeni bir sistem geliştirdi. Aslında hep “yerli ve milli” olmaktan bahseden AKP hükümetlerinde, “eğitimin siyasal ideolojiye göre şekillendirilmesi” gerçek amaç olunca, eğitimde ne yerlilik ne millilik kalmadığı gibi evrensel, laik ve bilimsel eğitim de yerle bir edildi.


24 Haziran seçimleri sonrasında, 16 Nisan 2017 referandumuyla, kabul edilen yeni Anayasa’ya göre ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ya da ‘Türk Tipi Başkanlık sistemi’ de başlamış oldu. Yeni sistemin kurgulanış biçimi uyarınca bakanlar seçilmişler arasından değil, adeta bir şirket yönetimi oluştururcasına çoğunluğu alanında özel sektör deneyimi olan kişiler arasından, Türk tipi Başkan tarafından atandı.

Atanmış bakanlar içerisinde Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk hayretle ama memnuniyetle karşılandı. Hayretle ve memnuniyetle diyorum, çünkü eğitim sistemi içinde kazanılmış deneyim, sosyal paylaşımları ve eski konuşmaları üzerinden “yeniden laik ve bilimsel eğitime dönüş” olarak değerlendirmeler yapıldı. Bu nedenle eğitim sisteminde iyilikler olacağına dair umut oluşturdu. Ancak “Başkan ne der?” sorgusu da içinde olarak…

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, yakın zamanda İstanbul’da düzenlenen 2023’e Doğru Türk Eğitim Sistemi “Bulma Konferansı”na “Eğitimde ‘bir şey yapmamız lazımın ötesinde kıyameti koparmamız lazım” dedi.

Konferansın adı bile ilgi çekici “Bulma Konferansı”. Ancak bu toplantıda Sayın Selçuk’un konuşmasına baktığımızda 16 yıllık AKP özgeçmişini hiç sahiplenmeme, eğitimde mevcut duruma 16 yılda nasıl geldik, nerde hatalar yapıldı, nasıl düzelteceğiz sorularına ya da yanıtlarına hiç değinmediğini hayretle izledik. “Biz bulmak için buradayız” , “Bizim kıyameti koparmamız lazım eğitimde” söylemleri ise tuhafın ötesinde anlaşılamaz geldi. Sayın Bakan, Milli Eğitim Bakanı değilmiş de sisteme uzaktan yada kuşbakışı BAKAN ya da hâlâ özel sektörde bir eğitimci yaklaşımında.

Bugüne kadar tüm eğitimcilerin, yıllarını eğitime vermiş herkesin ortak görüşü “ortak aklı buluşturmak” iken Sayın Bakan’ın “Bizim artık ortak akıldan uzaklaşmamız lazım, “Ortak akla değil, sivri akla ihtiyacımız var” demesi çok düşündürücü ve hiç akıldan çıkmayacak türden.

Sayın Selçuk Milli Eğitim Bakanı değilmiş de bir özel okulun müdürü ya da sahibi gibi, süslü ve edebi cümlelerle ancak “eğitimde ne yapacağı, nasıl ve neyi düzeltmeyi hedeflediğine” hiç değinmeden konuşmasını bitiriyor.

Birçoğumuzun kafasında olan soruların hiçbirinden söz etmedi. Söz etmediği gibi yanıtları da tatmin etmedi.

Başında da söylediğim gibi ülkeyi ve eğitimi, 16 yıldır aynı parti yönetiyor. Sayın Bakan “Çağdışı” diye tarif ettiği müfredat programını Talim Terbiye Kurulu Başkanı’yken bizzat kendisinin hazırladığını unutmuş gibi.

Sayın Bakan sıkça “bulma” diyor ya. Ben de diyorum ki bulmak için çok aramak gerekmiyor. Eğitimdeki sorunlarımız çok net. Eğitimin üç önemli paydaşı –öğrenci, öğretmen, veli- dert küpüyse, sorunları çözmenin en kestirme yolu bu paydaşları bir araya getirmekten geçer ki, bunun için sivri akıllı olmak gerekmez. Önce sorunları dinleyeceğiz. Sonra çözmek için neler yapmamız gerektiğini tartışacağız. Çözümü bulabilmenin tek yolu ise ortak akıl. Ortak aklı oluşturacak paydaşlar ise hazır bekliyorlar.

Zaten bugün içinde bulunduğumuz “Çıkmaz Sokak Eğitim” modelinin temel sorunu, sivri akıllar tarafından yapılan değişimler, sivri akılların ürettiği formüller değil mi? Bizim artık sivri akla değil, çokça ayrım yapmadan ortak akla ihtiyacımız var.

Milli Eğitim Şûrası acilen toplanmalıdır. Bu Şura’ya tüm paydaşların – bizden olan olmayan demeden- katılımı sağlanmalıdır. Laik-Bilimsel Eğitime geri dönüş, bu ilklerden taviz vermemek önceliğimiz olmalıdır.

Sorunların çözümünün ise ancak ve ancak ORTAK AKIL’la mümkün olacağı asla unutulmamalıdır.


- Reklam -

SON HABERLER

Kızgın demir

31 Mart seçimi aynı zamanda iki siyasal dilin de yarışıydı; iktidarın nefret,...

Yandaş hortum, troll maaş, savaş bütçe ister

Korkunun gölge, çizilen çembere hapsolmanın öğrenilmiş çaresizlik, umudun çığ olabileceğini yaşayarak test...

Dênê ma pêroine*

İnsanoğlu ticareti keşfettiği günden beri alacakla borç vardı. İnsanlar, Antik Yunan’dan Roma’ya,...

Greta: New York’ta bir göçmen

Neil Jordan’ın filmografisinde İçindeki Yabancı (The Brave One) gibi alenen faşizan bir...

İHD: 2018’de 32’si çocuk olmak üzere 673 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi

İnsan Hakları Derneği (İHD), 2018 Yılı Türkiye İnsan Hakları İhlalleri Raporu’nu açıkladı....

Gebze Cezaevi önündeki ailelere polis saldırısı

Açlık grevinde olan tutukluların aileleri, Gebze Cezaevi önünde oturma eylemi yapmak istedi,...

Dışişleri Bakanlığı’ndan Macron’a tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy'dan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Suriye Demokratik Güçleri heyetini...

Edirnekapı’da metrobüs yolcuya çarptı

Edirnekapı Metrobüs Durağında meydana gelen kazada metrobüs bir yolcuya çarptı. Edinilen bilgiye...

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ilk atama

Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterlik görevine Serdar İğdeler atandı.

AKP’li belediyeden kalma borçların asılı olduğu billboardlar tahrip edildi

31 Mart seçimlerinde CHP'nin AKP'den devraldığı Çanakkale Bayramiç Belediyesi’nin borç durumunun yer...

Sonraki haber