Cim-Bom Karabük’te gol madeni buldu
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
Bu sezon deplasman maçlarında büyük sıkıntı yaşayan Galatasaray, Karabükspor karşısında 7-0’lık çarpıcı bir skorla 3 puanı kaptı.

Sezonu kafasında bitirmiş bir takımla oynadı Galatasaray. Üstelik gelecek sezonla ilgili planlarını bir üst değil bir alt lige göre yapılmış bir takımda oynuyorsanız müsabaka konsantrasyonunu yakalamanız zaten çok zordur. Hele bir de maçın henüz 5 dakikası geçmemişken topu ağlarınızda gördüyseniz. Rakip alanda rahat hareket alanı bulduğunda bunu affetmeyen Rodrigues, onu destekleyen Nagatomo ve “rehavet” diye bir duyguya sahip olmayan Gomis ilk yarıda Karabükspor’u kolayca teslim aldılar. Saha şartları ağır olmasa ve sağ taraftan akıp giden Mariano’yu oynatmayı çok iyi bilen Fernando sahada olsa belki de ilk yarıda skor çift haneli rakamlara ulaşacaktı. Böyle bir mücadelenin ardından yaptığınız övgü de eleştiri de biraz havada kalıyor, ancak şu maçta bile Belhanda’nın maç içi davranış sorunlarının ne kadar ciddi olduğunu gördük. Faslı futbolcu durum 5-0’ken orta sahada faul kazanmış rakip takımın vuruşu yapmasını geciktirmeye uğraşıyordu. Yaklaşan Kadıköy deplasmanında bu tavırları ile nasıl bir maç çıkaracağı ciddi bir merak konusu ki kendisi ilk yarıdaki maçta gördüğü gereksiz kırmızı kartla tam gaz giden Galatasaray’ın ritmini bozan ilk iç saha puan kaybına imza atmıştı.

Böyle bir maçın ardından yapılması oldukça zor olan teknik analiz yerine şu meşhur tartışma hakkında bir şeyler söyleyebiliriz. Bu tür bir maçta önde olan takım son ana kadar ciddiyeti elden bırakmayıp daha fazla gol atmak için rakibi zorlamalı mı yoksa bir süre sonra oyunu yavaşlatıp bitiş düdüğünü mü beklemeli? Bu noktada her maçın kendine özgü karakteri olduğunu düşünüyorum. Örneğin Almanya, 2014 Dünya Kupası’nda Brezilya’ya karşı ne yapmalıydı? Onlar birkaç gün sonraki finali de düşünerek işi hafiften rölantiye almışlardı, ama ilk yarıda attıkça attılar zira o maç bir yarı finaldi ve tam bir gövde gösterisiydi. Liverpool, Beşiktaş’a, Real Madrid Malmö’ye karşı durmamıştı, onlar da Şampiyonlar Ligi mücadeleleriydi. Belki bu akşamki maç yerel bir lig müsabakasıydı, ancak lig tarihimiz averajla kazanılan ve kaybedilen şampiyonluklara sahne oldu. Dolayısıyla 4 takımın şampiyonluk için çekiştiği ve yarışın son ana kadar gideceği mesajını veren bir ligde, bu tür bir fırsatı yakalamışken durmak çok mantıklı görünmüyor. Bu maç şampiyonluğu garantilemiş bir Galatasaray ve küme düşmesi garantilenmiş bir Karabükspor arasında oynansaydı, o halde sarı-kırmızılıların frene basmasının kimseye bir şey kaybettirmeyeceğini söyleyebilirdik, ancak durum böyle değil. Dolayısıyla bu konuda tüm maçları kapsayan bir ahlaki sorumluluk yaratmak çok doğru olmuyor bana göre.