Çin, “akbaba fon”luk yapar mı?
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

İçimden “Çin, bir akbaba fon gibi davranamaz” demek geliyor. Fakat ÇKP ideolojisinin yumuşak karnı olan “Ulusal çıkar” kavramının içi (yirmi yıldan fazladır göz ardı ettikleri) Mao’nun “Diğer ülkelerle kurulan ilişkilerin halkların yararına olan uluslararası dayanışma ilkesi” çerçevesinde doldurulmadığı sürece bence bu tehlike mevcut.
Mevzu şu: Sanıyorum üçüncü defadır “3. Boğaz Köprüsü’nün yabancı yatırımcısının hissesini Çinliler satın almak üzere” içerikli bir şeyler duyuyorum. Konunun anlaşılabilmesi için önce Çin hakkında birkaç önemli noktayı kısaca özetlemek gerekiyor:

1-Çin, ülke dışında neredeyse hiç sanayi yatırımı yapmaz. Yani başka bir ülkeye teknoloji, kâr vs transferi ÇKP’nin “Ulusal çıkar” kitabında yazmaz. Bu konudaki ilkeleri “kârı Çin’de tutmak ve kendi halkıyla paylaşmak”tır.

2-Yurtdışında çok kârlı gördükleri bir endüstriyel yatırım fırsatı (ÇKP’ye göre “ulusal çıkar”) sunulursa, kullandıkları teknolojiyi sır olarak ellerinde tutar ve yatırım yaptıkları ülkeyle paylaşmazlar.

3-Bildiğim kadarıyla, uluslararası borç vermek gibi bir bankacılık sistemine sahip değiller. Böyle bir devlet politikası da yok. Yani yabancı ülkelere borç vermezler. Gerekirse, başka ülkelerde yaptıkları altyapı yatırımlarını finanse edebilirler. Bu belki bir tür kredi olarak değerlendirilebilir.

4-Uluslararası kredi vermek için BRICKS ülkelerinin kurduğu “New Development Bank” için altyapı çalışmaları sürüyor. Yani henüz faaliyete geçmedi. Bir Çinli iktisatçı dostumun dediğine göre, “ABD’yle ticaret savaşlarının yaşandığı bir dönemde bu bankanın faaliyete geçmesi gecikebilir”miş. Yani suların biraz durulmasını bekleyeceklerini sanıyorum.

5-Azgelişmiş ülkelerdeki yatırımları (maden-petrol çıkarmanın yanı sıra) baraj, liman, havalimanı, yol, köprü, tünel, demiryolu vs gibi altyapı yatırımlarıdır; yani bildiğin (teknolojisi Çin’e ait) inşaat vs işleri. Çin’in altyapı ve şehirleşme konusundaki üst düzey yeteneğini/yetkinliğini çok yakında Suriye’de herkes görecek. Çin, Suriye’yi altyapı anlamında ihya ederken (ihya planında sanayi de var) AKP müteahhitlerinin kenardan yalandığını görmek çok eğlenceli olacak.

6-Yurtdışında sadece ileri teknoloji üreten firmalar ve bankalar vs gibi stratejik kuruluşları satın alırlar veya ortaklık kurarlar (ortaklık kurduklarını eninde sonunda satın almayı ve mümkünse ilk fırsatta Çin’e taşımayı hedeflerler). Bir de, Yunanistan’ın Pire limanı gibi, stratejik öneme sahip liman vs gibi tesislerin işletmesini satın alırlar. Bu liman “İpek Yolu”nun AB’ye giriş kapısı, başka bir ifadeyle, Çin’in AB’deki üssü olacak.

Peki, bu durumda, Çin, o yabancı yatırımcının 3. köprüdeki hissesini satın alır mı? Bence, bu haber dünyadan para bulamayan AKP iktidarının bugüne kadar başvurduğu ahmak aldatma yalanının bir tekrarından ibaret. “Çin’den milyar dolarlar akacak, ülke abat olacak” içerikli bir “helal-İslami-yalan”, yani İslamcıların en iyi bildiği şey… İktisatçı ve dış politika uzmanı Çinli dostlara sorduğumda ise, “Çin, kendisi için stratejik bir anlamı olmayan bir köprüyü niye alsın ki? Üstelik ekonomisi çok ağır sorunlarla boğuşan bir ülkede…” gibi cevaplar alıyorum.

Yine de mevzunun Şeytan’ın avukatlığını yapmayı gerektiren bir tarafı da var: Çin, ya bir nevi akbaba fonluk yapma niyeti taşıyorsa... Söylemek istediğim Çin’in yüksek faizle döviz getirmesi veya borç vermesi gibi tipik bir “akbaba fon” faaliyeti değil, malum. On beş yıldır betondan (ve yalandan) başka bir şey üretmemiş, bilim-teknoloji üretimini, sanayi ve tarımı bilerek ölüme terk etmiş AKP iktidarı ya aynı hatayı yapmaya devam ederse… Bence buna mecburlar. İktidar, yolsuzluk, yağma-talana dayalı inşaatla yarattığı o ilkel ve görgüsüz orta sınıfının refahını riske atamayacaktır. Bu durumda, Çin için Türkiye’de başta “Kanal İstanbul” denen ucubenin yaratacağı devasa rant başta olmak üzere, betondan para kazanma potansiyeli mevcut demektir. Çin, bu nedenle 3. köprüdeki o hisseleri satın alarak beton ekonomisini belki bir ucundan tutmak isteyebilir. Bu beton ekonomisinin yüksek kârlılıkla nasıl finanse edileceği konusunda çözüm üretmek o keskin ÇKP zekâsı için sorun sayılmaz. Getireceği kâra ek olarak, bu ucube projeden Çin’in çok önemli stratejik çıkarlar-ayrıcalıklar elde etmesi de mümkün olabilir. Unutmayın, siyasal İslamcı ilkellerin elinde kaynakları tükenmiş, bankaları bitmiş, dış kredi bulamayan, bırakın dış borcunu döndürmeyi borçlarının faizlerini bile ödeyemeyen bir ülkeden söz ediyoruz…
Velhasıl, memleket insanı hiçbir şeyden çekmedi AKP’nin yol, köprü, tünellerinden (yani yolsuzluk, yağma-talana dayalı inşaat ekonomisinden) çektiği kadar… Anlaşıldığı kadarıyla, ne çekeceklerse asıl bundan sonra çekecekler. Buradaki iktisatçı dostlar Türkiye ekonomisini bekleyen şeyin bildik anlamda bir kriz değil büyük olasılıkla bir çöküş olduğunu söylüyorlar. Söylediklerine göre, kapıdaki krizin acı reçetelerle atlatılabilir bir şey değil, siyasi nedenlerle, giderek derinleşen ve ağırlaşan bir kriz olması ihtimali çok yüksekmiş.