Çin devlet kapitalizminin küreselleşme atağı
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Bu muhteşem projede emek ile emekçilere ilişkin ne tür kazanımlar olup olmayacağı konusunda bir fikrimiz yok. Pazarların, ülkelerin sermayesi için ortak hale getirilmesinden emekçinin ne yarar sağlayacağı meçhul. Çin, dünya pazarındaki gücünü artırmaya yönelik bir çaba içinde, bunu bu projeyle yapmakla çok da bencil bir ekonomi politikası izlemediğini düşündürtüyor

Çok görkemli gerçekten. 900 milyar dolarlık bir yatırım bu. Daha 124 milyar dolar bir harcama daha yapılacak. Bu yüzden de Avrupa’nın yeniden inşası projesi olarak tanımlanan Marshall Planı’nı da geride bırakmış oldu.

Çin bu proje sayesinde Asya’dan Avrupa’ya kadar uzayan eski ticaret yolunu canlandıracak. İpek Yolu, Doğu ile Batı arasındaki iletişimin, işbirliğinin sembolü aslında. Tüm dünya halklarının da tarihi, kültürel mirası elbette.

İki gün önce Çin’de Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komitesi ve Çin Devlet Konseyi Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından ortaklaşa “Bir Kuşak Bir Yol” adı altında başlatılan Yeni İpek Yolu Projesi çok şeyi değiştirecek. Proje, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Denizcilik İpek Yolu olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İpek Yolu olarak adlandırılan ticaret yolu 2 bin yıllık bir geçmişe sahip. İpekten porselene, kâğıttan baharata ne varsa kıtalararası naklinin gerçekleştirildiği bir yol bu.

Çin projeyi “herkesin çıkarlarını karşılamak üzere müzakere yoluyla ortaklaşa bir şekilde inşa edilmesi gereken sistematik bir proje “ olarak adlandırıyor. Çin’in projeyi yaşama geçirmedeki amacı “küresel kalkınmada istikrarın mevcut olmaması”. Bu belirlemeyi yaptıktan sonra Çin projeden amaçlananın da ne olduğunu şöyle açıklıyor: “Ekonomi faktörlerinin düzenli ve serbest şekilde akışını, kaynakların son derece verimli bir şekilde paylaştırılmasını ve pazarların derinlikli bir şekilde bütünleştirilmesini desteklemeyi; Kuşak ve Yol üzerindeki ülkelerin ekonomi politikalarında işbirliği sağlamaları ve daha yüksek standartlarla daha geniş ve daha derinlemesine bölgesel işbirliği yapmaları için teşvik etmeyi; ortaklaşa olarak herkesin fayda sağlayacağı açık, kapsayıcı ve dengeli bir bölgesel ekonomik işbirliği yapısı oluşturmak”.

Başarılı olabilir mi?
Olmaması için bir neden yok. Ama Çin’de genel refah düzeyi çok gerilerde. Ekonomisi önemli oranda ihracata bağlı. Çin her yıl savunma harcamalarını ortalama yüzde 10-12 artırmakta. Ama askeri açıdan ABD’ye ulaşabilmiş değil. Küresel bir güç olmanın engelleyici unsurlarıdır bunlar. Eğer başarılırsa Asya, Afrika, Avrupa kıtları birbirine daha da güçlü bir biçimde bağlanmış olacak. Dengeli, bağımsız, sürdürülebilir bir kalkınma da gerçekleşmiş olacak, söylenenlere göre. Bu proje sayesinde bu proje içinde yer alan ülkelerin kalkınma stratejileri de aynı seviyeye gelmiş olacak. Bölgedeki pazar potansiyeli de değerlenebilecek böylelikle. Dolayısıyla iş fırsatları da beraberinde gelecek.

Tabii bu muhteşem projede emek ile emekçilere ilişkin ne tür kazanımlar olup olmayacağı konusunda bir fikrimiz yok. Pazarların ülkelerin sermayesi için ortak hale getirilmesinden emekçi ne yarar sağlayacağı meçhul. Çin, dünya pazarındaki gücünü artırmaya yönelik bir çaba içinde, bunu bu projeyle yapmakla çok da bencil bir ekonomi politikası izlemediğini düşündürtüyor. Çin’in dünya ekonomisine bağlı bir ekonomisi var. Bu nedenle dışa açılma politikasına sadakatini sürdürecek haliyle.

Canımı sıkan şu; Çin’den yapılan resmi açıklamalarda Kuşak ve Yol Projesi’nin ilkeleri ile amaçlarının BM Şartı’nın amaçları ve ilkeleriyle aynı doğrultuda olduğuna vurgu yapılıyor sürekli. Asla pratiğe geçirilememiş bir ilke ve amacı vardır BM’nin. Bugünkü işlevi ise halklar yararına değildir pek. Çin’in bu muhteşem projeyi BM ilke ve amaçlarına bağlı sürdürmesi, bu kurumun hayata geçiremediklerini hayata geçirme amaçlıysa eğer, bunda elbette bir fayda var. Bu proje, Çin’in açıklamalarına göre, Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesini destekliyor, ortakların egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı olarak saygıyı içeriyor, karşılıklı saldırmazlık, birbirinin içişlerine karşılıklı olarak müdahalede bulunmama, eşitlik ve karşılıklı menfaat ve barış içinde yaşamayı hedefliyor.

Tarihi İpek Yolu bölgesini kapsayan bir proje bu, dolayısıyla bu hedeflere “küresel” çapta ulaşılabilmesi herhalde zor olacak. Bu yüzden Çin projeye daha fazla bölgeden de katılımların olmasını istiyor, bu amaçla yaptığı çağrılar da var.

“Uygarlıklar arasındaki farklılıkları” ortadan kaldıracağını da iddia ediyor ki, “medeniyetler çatışması çağı”nda başarılsa ne iyi olur ama sadece sermayelerin barışmasıyla bu mümkün olur mu? Projede yer alan ülkelerin kalkınma yöntemlerine saygı da bu projede ilkelerden biri. Yani dileyen kapitalizmle, dileyen sosyalizmle kalkınabilir demek bu. İyi de ortak bir kalkınma modeli önermiyorsa bu projeye ne gerek var? Ya da neden Çin istesin diye herkes bu projenin içinde yer alsın?

Tabii dünya kadar faydası var bu projede yer almanın. Herkes oluşturulan ortak pazardan payını kapacak. Cazip gelen yanı bu.

Piyasa kurallarına saygı
Proje piyasa kurallarına uygun hazırlanmış. Uluslararası kurallara riayet edecek, kaynak tahsisinde pazardaki belirleyici role de, işletmelerin rollerine de engel olmayacak. Bugün emekçinin kanını emen piyasa koşullarından bir şikayeti yok yani Çin’in. Karşılıklı çıkar amaçlı bir proje bu. Piyasa kurallarının aynı kalmasında bir sakınca yok.

Çin’den yapılan açıklamalarda projenin çerçevesi şöyle çiziliyor: “Kuşak ve Yol Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları boyunca uzanmakta, bir uçta canlı Doğu Asya ekonomi çevresini diğer uçtaki gelişmiş Avrupa ekonomisine bağlamakta ve ekonomik kalkınma için muazzam bir potansiyele sahip olan ülkeleri içine almaktadır. İpek Yolu Ekonomi Kuşağı Çin, Orta Asya, Rusya ve (Baltık) Avrupa’yı bir araya getirmeye; Çin’i Orta Asya ve Batı Asya boyunca Basra Körfezi ve Akdeniz’e bağlamaya; ve Çin’i Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Hint Okyanusu ile bağlamaya odaklanmaktadır. 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu nun asıl güzergâhları; bir güzergâhta Güney Çin Denizi ile Hint Okyanusu yoluyla Çin kıyısından Avrupa ve diğer bir güzergâhta Güney Çin Denizi yoluyla Çin kıyısından Güney Pasifik şeklindedir”.

ABD ile Batı sermayesini dışarıda bıraktığı açık. Bu sermayeye alternatif olması açısından karşı çıkılamaz gibi de düşünülmüyor değil., kabul ama, sermayeler arası çelişkilerden yoksullar, emekçiler için ne çıkacak?
Ama asıl soru şu: Küresel bir güç olmaya çabalayan Çin’in bu çabasını ABD karşılıksız mı bırakacak? Çünkü gelecekte çok ciddi bir Çin-ABD çatışması yaşanacak. Bu proje ABD’nin çıkarlarını elbette etkileyecek bir proje. Güç kazanma savaşına yol açacak gittikçe. ABD ile Batı sermayesinin çıkar sahalarını onlar aleyhine etkileyecek kuşkusuz. ABD kaynaklı küresel sermayenin durdurulması elbette mutluluk verici. Bu ne kadar gerçekleşebilir bilinmez ama en azından bir alternatifinin çıkmasında yarar var. Çin’in öncülüğündeki bu proje böyle bir alternatif olabilir mi zaman gösterir.

Çin, proje kapsamında “ticaret bölgelerinin genişletilmesinden, ticari yapının iyileştirilmesinden, ticarette büyüme için yeni alanlar keşfedilmesinden, ticarette dengenin özendirilmesinden de söz ediyor. Ticaret yöntemlerinde değişiklik yapmak gerektiğinden de söz ediyor. Ama bunların ne olacağı konusunda bir fikir yok ortada.

Gelişmekte olan endüstrilerde işbirliğini özendirmekte Çin’in amaçları arasında: “Karşılıklı tamamlayıcılık ve karşılıklı fayda ilkeleri doğrultusunda, Kuşak ve Yol üzerindeki ülkelerle yeni nesil bilgi teknolojisi, biyo-teknoloji, yeni enerji teknolojisi, yeni materyaller ve diğer gelişmekte olan endüstriler konusunda derinlemesine işbirliğini desteklemeli ve girişim ve yatırım işbirliği mekanizmaları kurmalıyız” diyor.

İnsanlar arası bağlar
Projede emekçi kesimlerin durumun ne olacağına ilişkin bir madde yok ama içinde “halk” geçen bir hedef olduğunu söylebiliriz. Projede bu şöyle ifade edilmiş: “İnsanlar arasında birebir bağların kurulması, projenin hayata geçirilmesi için halkın desteğinin alınmasını sağlar. Çift yönlü ve çok taraflı işbirliğini derinleştirmek için halkın desteğini kazanma amacıyla kapsamlı kültürel ve akademik paylaşımları, kişisel paylaşımları ve işbirliğini, medya işbirliğini, gençlerin ve kadınların paylaşımlarını ve gönüllü hizmetlerini destekleyerek dostane işbirliği ruhunu devam ettirmeliyiz”.

Plan, proje çerçevesinde gerçekten kayıtsız kalınacak hedefler değil bunlar. Batılı büyük ilaç tekellerinin hastalıklarla mücadele edecek ilaçlar üretiminde bilinçli bir yavaşlık içinde olduğu, bazı hastalıkların tedavisinden büyük kazançlar elde ettiği düşünülürse Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin “Salgın hastalıklarla ilgili bilgi paylaşımı, hastalık önleme ve tedavi teknolojilerinin paylaşımı ve tıp çalışanlarının eğitimi konularında komşu ülkelerle olan işbirliğimizi güçlendirmeli ve toplum sağlığıyla ilgili acil durumları ortaklaşa bildirme yeterliliğimizi geliştirmeliyiz. İlgili ülkelere tıbbi danışmanlık ve acil tıbbi yardım sağlayacağız ve anne ve çocuk sağlığı, sakatlıkların rehabilitasyonu ve AIDS, tüberküloz ve sıtma gibi büyük risk taşıyan bulaşıcı hastalıklar konusunda uygulamalı işbirliğinde bulunacağız. Ayrıca geleneksel tıp üzerine işbirliğimizi de yaygınlaştıracağız” hedefleri ve vaatleri gerçekleşsin istiyor insan.

Sincan Bölgesi ve Türkiye’nin tutumu
Proje çerçevesinde “Orta, Güney ve Batı Asya ülkeleri arasındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu ülkelerle işbirliği halinde olabilmek için Xinjiang’ın (Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin) coğrafi avantajlarından ve Batı’ya doğru açılımda bir pencere görevi görmesinden iyi şekilde yararlanmalı, burayı kilit öneme sahip bir ulaşım, ticaret, lojistik, kültür, bilim ve eğitim merkezi ve İpek Yolu Ekonomi Kuşağının çekirdek bölgesi haline getirmeliyiz” deniyor. Adı geçen bölge sorunlu bir bölge. Çin oradaki etnik sorunların çözümünden oranın refah bölgesi olmasını anlıyor olabilir. Sorunu çözecekse bu desteklenecek de bir durum. Ama iç politikada kendisini Uygur Türkleri’nin de hamisi durumunda gösteren AKP iktidarı Sincan’ın (Özerk Uygur Bölgesi) bu proje kapsamındaki değişimini nasıl karşılayacak?

Kapsadığı alan açısından bakıldığında küresel ABD ve Batı sermayesi karşısında ciddi bir alternatif olarak duruyor Çin’in yeni İpek Yolu Projesi. Siyasal yansımalarını da yakında mutlaka göreceğiz.