Çin Komünizmi: İleriye Doğru Büyük Atılım-1
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

Çin’den deyince çoğu insanın aklından geçen demirbaş soru herhalde “Çin sosyalist mi ya da nasıl bir şey?”dir. Yani “Çin, kuş mu, deve mi?” anlamına gelen bu ince merakı gidermek için Çin tarihinde biraz geri gitmek gerekiyor.

Biraz yakından izleyebilen biri günümüz ÇKP aklının farklı bir tarih yazmaya çalıştığını fark edebilir. İki döneme ayrılmış bir tarih: ÇKP’nin iktidarı aldığı yıl olan 1949’dan 1979’a kadar olan dönem ve Deng Xiaping’in devlet başkanı seçildiği 1979’dan sonrası-özellikle kapitalist dönüşümün başladığı 1981’den sonrası. Kısaca, Mao dönemi ve Deng dönemi diye ayırmak yanlış olmaz. Zaten onlar da Deng’le başlayan kapitalist dönüşüm sürecini “ikinci devrim” olarak adlandırıyorlar.

Devrimin ikincisi olduğuna göre birincisi de olmalı. Var tabii ki ama o dönemde ÇKP’nin hayırla yâd ettiği pek bir şey yok. Birinci devrim için söylenenler bir cümleyle ifade edilebilecek kadar kısa: Emperyalizm’e ve işbirlikçisi Çin İmparatorluğuna karşı kazanılan zafer, devrim ve Mao. Sıra bu devrimin ne ve nasıl bir şey olduğunu anlatmaya geldiğinde, ÇKP aklı olumlu şeyler söylemekte cimri davranıyor. Kazanılan savaş ve Mao’ya yapılan övgüler olmasa, korkarım bu dönem için yazacak olumlu bir şeyler de bulamayacaklar. Fakat o günleri Çin için bir karabasan ve yöneticilerin neredeyse tamamını da, Mao ve Zhou En-Lai (Çu En-Lay) hariç, o dönemin kötü adamları olarak değerlendirirken cömert davranıyorlar. Aslında yapılan şey bir reddi miras; yani Çin’in sosyalist geçmişinin bulanıklaştırılarak reddi. Bu bulanıklaştırmadan Mao’da payına düşeni alıyor ve görüşleri yeni döneme göre “uyarlanmış” bir Mao anlatıyorlar. Aslında anlattıkları şahıs Mao değil daha çok Deng. “Peki ne anlatıyorlar?” sorusuna birkaç bölüm sürecek olan bu yazı dizisinde yeri geldikçe değineceğim.

ÇKP içindeki bu derin ideolojik farklılıklar sonradan ortaya çıkmış bir şey değil ta baştan beri olan bir sorun. Komünist olmayanların ÇKP’de ne aradığı sorusunun cevabı ta Japon işgali (II. Paylaşım Savaşı) yıllarına kadar gidiyor. O dönemde direniş örgütleyen tek güç ÇKP olması nedeniyle neredeyse her renkten insan parti saflarında yer almış. Özellikle ordudan çok sayıda general var (Deng Xiaoping dahil). Bu insanların çoğu komünist değil küçük burjuva devrimcileri. Fakat Mao’nun otoritesi nedeniyle mevcut ideolojik sorunlar parti içinde bir açık hesaplaşmaya dönüşememiş. Yine de partinin enerjisini emip zayıflatmış. Deng’in ipleri eline aldıktan sonra yaptığı geniş çaplı komünist tasfiyesi sonrası parti nispeten durulmuş.

Yukarıda ÇKP’nin, Mao’nun yanı sıra eleştirmekten kaçındığı diğer yöneticinin başbakan Zhou En-Lai olduğunu yazdım. Bunun anlaşılır bir nedeni var: Deng’i himaye eden kişi olması. Burvuya eğilimleri olduğu gerekçesiyle Mao’nun bir-iki kez partiden uzaklaştırdığı Deng’e kol-kanat geren ve her seferinde af ettirip önemli bir göreve getiren (çoğunlukla ekonomi) adam Zhou En-Lai’dır. Deng’in ekonomi konusundaki görüşleri ve önerileri aslında Zhao Ziyang’a ait denebilir. Yani “İkinci devrim”in düşünsel önderi bir ölçüde Zhao Ziyang demek pek yanlış olmaz. Zira “İleriye doğru büyük atılım” dönemi sonrası “Kapitalist yoldan kalkınma” projelerinin ilk nüvelerini oluşturan ve başarıyla uygulayan o’dur. Yani bugünkü Çin bir ölçüde onun “başarılı projelerinin” eseridir denebilir.

Günümüz ÇKP’sinin bir kötü anı gibi gördüğü ve her fırsatta yerdiği iki deneyim/dönem var: İleriye doğru büyük atılım ve Kültür devrimi. Mao’nun başlattığı “İleriye doğru büyük atılım” genellikle sadece bir ekonomik atılım projesi olarak bilinir. Oysa devlet yapısının her anlamda dönüştürülmesi girişimidir. Büyük toprak sahiplerinin, rüşvet, yolsuzluk, tembellik ve eski rejimin artığı olmaları nedeniyle istenmeyen memurların vs tasfiyesini de içeren bir girişimdir. Kaynaklarda bahsedilenlere göre, bir sonraki adım olan sosyalist dönüşüm-geçiş safhasına hazırlık. (Devam edecek…)