Çin zamanı…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Barış Adıbelli’nin BirGün’de dün yayımlanan Çin analizi; “Ne zaman ABD’de bir başkanlık seçimi olsa, dünya nefesini tutar ve bu seçimlere kilitlenir… Çünkü seçilecek olan başkanın dünya politikası, dünyanın geri kalanını yakından ilgilendirmektedir. Ancak şu günlerde Pekin’de gerçekleşen Çin Komünist Partisi’nin 19. Kongresi, ABD’deki başkanlık seçimlerine meydan okur nitelikte...” saptamasıyla başlıyordu.

Çok doğru bir saptama!

Özellikle ABD’de Trump’ın seçiminden sonra, sağ popülist liderlerin çılgınlıklarının dünyayı bir barbarlık çağına soktuğu konuşulur ve Avrupa’da da faşist partilerin yükselişi insanları ürkütürken, Çin ve lideri Xi JinpingTrumpvari bir gürültücülükten” uzak, dünya siyasetinde belirleyici olmaya doğru yürüyor.

Bölgemizdeki gelişmeler nedeniyle bizim de yakından tanık olduğumuz dünyanın “tek kutuplu” halinin sonu gelirken, Çin çok kutuplu olmaya giden dünyanın en önemli politik, ekonomik ve askeri aktörü olma yolunda.

İşte ÇKP’nin 19. Kongresi hem bu gidişin hem de bu gidişin mimarı olarak görülen Başkan Jinping’in önümüzdeki 5 yılda izleyeceği hattı netleştirecek.

Başkan Jinping’in 3 saat 23 dakikalık kongre açılış konuşması ve altını çizdiği noktalar, açıkça adını anmasa da ABD’ye, onun dünya liderliği iddiasına ve Trump’a kafa tutacağını gösteren net mesajlar içeriyordu.

Göreve geldiğinden beri pro-aktif bir dış politika izleyen, ancak bunu yaparken dengeleri iyi okuyan, Suriye’de Rusya ile hareket ederken Trump’tan endişeli AB ile ilişkileri geliştiren, en önemli destekçisi olduğu Kuzey Kore’de bile uluslararası toplumun tavrını dikkate alan, dışa açık ve dünya ile entegrasyonu önceleyen Jinping, ikinci döneminde bu doğrultuda vites yükseltecek. Çin için “yeni bir çağa” işaret eden konuşmasında, bütün parti delegelerini “sonsuz bir enerji ile büyük ulusal yenilenme amacı için çabalamaya” çağırması bunun işareti.

Jinping; “Hiçbir ülke tek başına insanlığı tehdit eden gelişmelerle baş edemez. Hiçbir ülke içine kapanarak ayakta kalamaz” derken, kendisini güçlü ve sorumlu bir “küresel devlet adamı” olarak takdim ediyor. Çin’in “iklim değişikliğine karşı küresel işbirliğinde sürücü koltuğuna oturduğunu” söyleyerek, doğrudan adını anmadığı Trump’ı da dünyanın gözünde mahkûm etmiş oluyor.

Çin uzmanları, Mao ve Deng Xiaoping dönemlerinin ardından Çin’in bir üçüncü önemli atılım dönemini, “Xi Jinping Dönemi”ni yaşadığında büyük ölçüde hemfikirler. Jinping, bir döneme adını vermeyi, ülkesini küresel bir güç, kendisini de dünyaya yön veren bir lider olarak konumlandırdığında tam olarak hak etmiş olacak.

Önemli Çin uzmanlarından Elizabeth Economy, dün Guardian’a Jinping’in “cesur siyasal vizyonu”nu bir piramit benzetmesiyle anlatmıştı: “Xi Jinping Komünist Parti’nin tepesinde oturuyor, Komünist Parti Çin’in tepesinde ve Çin de dünyanın.

19. Kongre açılış konuşmasında da vurguladığı gibi, önümüzdeki 5 yılda Jinping dünya ile entegrasyonu önceleyerek ülkesini bir dünya lideri yapmayı hedefleyecek. Ekonomiye önem verirken, içeride yoksulluğu yok etmeye ve halkın refahını artırmaya yönelecek. “Evler yaşanmak için yapılacak, spekülasyon için değil.” Partiye çeki düzen vermek ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak bir diğer önceliği.

Tayvan ve Hong Kong duysun diye söylediği; “Hiç kimsenin hiçbir yöntemi kullanarak Çin’den bir milim toprak almasına izin vermeyeceğiz” sözleri Jinping’in önümüzdeki döneme de damga vuracak “milliyetçi yönü”nü ortaya koyuyor.

Savaşlar kazanacak güçlü bir ordu” da Jinping’in önceliklerinden ve bu da Çin’in “dünya lideri” olma iddiasının askeri yönünü ıskalamak niyetinde olmadıklarını gösteriyor.

Öte yandan, “Güzel Çin” hedefi dünyada küresel ısınmaya karşı mücadele ederken içeride de temiz bir çevre için çabalamayı vurguluyor.

Tek kutuplu dünyanın çöküş sesleri gelirken, ÇKP Kongresi ve Xi Xinping, “Çin zamanı” başlıyor mu sorularıyla yakından izleniyor!