Çocuğunu kaybetmek…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Bugün bayramın son, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlıklarının da 111. günü.

Bir bayram daha geçti gitti; İslam dünyasındaki krizlerinin çözümü için “bayram”ı işaret eden iktidar, “yüzde 99’u Müslüman” denilen bu memlekette, iki gencecik eğitimcinin bir bayramda ölümün eşiğine gelmiş olmalarını umursamadı bile.

Bir bayram daha geçti; Türkiye tarihinde ilk defa bir siyasi parti lideri ve onunla birlikte adalet arayanlar yürürken…

Bir bayram daha geçti; açlıktan dizlerinde derman kalmamış iki insan işlerini geri alabilmek için cezaevinde erirken…

Ve o halde, kendi açlıklarını değil yoksul çocukların açlığını seslendirdiler; “Milyonlarca çocuğun geceleri yatağa aç girdiği, milyonlarca insanın adalete aç olduğu bir dünyada bizim açlığımız nedir ki? ... 109’uncu günkü açlığımız, bayram sabahlarına aç uyanan dünya çocukları için olacak” diyerek.

Umut kesince iktidarın seslerini duymasından, onlara seslenmeye başladı insanlar… Adalet için yürüyen Kılıçdaroğlu da, gazetelerin popüler köşe yazarları da, yalvararak adeta “Bırakın” dediler:

Biz duyduk sesinizi; takipçisi de olacağız haklı talebinizin. Duymayanların duyacağı da yok zaten!

Ahmet Hakan, bir memleket için yapılabilecek en ağır tanımı yaptı onlara seslenirken: “Ölerek hak aramaya çalışmak, ancak ölüm karşısında titreyen vicdanların bulunduğu memleketlerde söz konusu olabilir. Burası öyle bir yer değil.”

Nuriye ve Semih, direnişleri boyunca çocukları gibi oldular, bu memleketin vicdan sahibi insanlarının!

Şimdi adını sanını, hatta konusunu hatırlamadığım bir yabancı filmden aklımda kalan şöyle bir replik var. Başoyuncu söylemişti:

Eşi ölen birine dul derler. Annesi ölmüş bir çocuk öksüzdür. Babası ölmüşse yetim… Peki, evladını kaybetmiş bir anneye veya babaya ne derler? Yok böyle bir sözcük! Hiçbir dilde yok! Yok, çünkü hiçbir sözcük o acıyı anlatmaya yetmez!

Ne diyeyim; dilerim Nuriye ve Semih’i evlatları gibi görmeye başlayan bu memleketin vicdanlı insanları o tarifsiz, o adı konulamaz acıyı yaşamazlar!