Çok affedersiniz lümpen
ERK ACARER ERK ACARER

Lümpen… Almancadan dilimize aktarılan terim. Anlamı paçavra. Yanına ‘proletariat’ kelimesini oturtunca mevzuu büyüyor. ‘Lumpenproletariat’ yani bildiğimiz ‘lümpen proletarya’ paçavralar içinde yaşayan aşırı derecede yoksul işçi kesimini anlatıyor. Tanım, ‘toplum yığını’, ‘pejmürde kalabalık’ gibi açılımlarla müstesna…

cok-affedersiniz-lumpen-106815-1.
• • •
Kavramın ilk kez, 1845 yılında Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından, Komünist Manifesto’dan sonra ikinci ortak çalışmaları sayılan ‘Alman İdeolojisi’ isimli eserlerinde kullanıldığı biliniyor. Kalın bir mesele. Sayfalarca yazılıp gecelerce tartışılacak derinliği var.
• • •
Fakat işi kolayca kıvırabilmek de mümkün. Ezcümle lümpen; ‘ayaktakımı’ meali taşıyor. Görgüsüzlükleri ve bilgisizlikleri nedeniyle toplum içinde aşağı durumda olanları yekten özetlemeye yetiyor. Edepsiz, kural tanımaz, eğitimsiz, bilgisiz kişileri betimlemek için de lümpene sarılan var. Yazım kılavuzu ise ‘lümpen’ karşılığında ‘seviyesiz’ ve ‘sefil’ alternatiflerini öneriyor.
• • •
İnsanın nedense aklına düşüyor…
Geçmişi şöyle bir karıştırınca… Henüz Başbakan’ken… ‘Kendini bilmez bir çiftçiye’;
Mersin’de…
“Lan terbiyesizlik yapma, hadi ananı da al git buradan…”
• • •
Hopa olaylarından hemen sonra… ‘Yeni Türkiye’ kurulmamış olsa bile memleket ‘altın yıllarını’ yaşıyorken o ilginç konuşma… ‘Huysuz bir genç kıza’…
“Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem… Gelecek polisin kalkanına vuracak, panzerine saldıracak ne işe yarıyor bunlar, ne yapmaya gidiyor? Bunların görevi ne? Neymiş Hopa’nın hesabını sormaya geliyorlarmış…”
• • •
Gezi’de… ‘Hiç utanmadan’ özgürlük isteyen halka, ‘arsızca’ doğayı savunan çevreciye…
“Çapulcu”, “ayyaş”, “kemirgen”…
Hırsını alamayıp aynı günlerdeki grup konuşmasında…
“Gezi Parkı’nda bize saldıranlar kimlerse onlar da orada Ahmet Kaya’ya saldırdı. O gün Ahmet Kaya’ya saldıran sanatçıların bir kısmı diyor ki ‘Ben o anda tuvaletteydim, ben o esnada dışarıdaydım’. Ulan hepiniz oradaydınız be…”
• • •
Sonra…
Dünya’da zaten her saat büyük bir maden faciası olmuyor mu?
Bunu mu başına kakıp yoluna çıkıyor, ocaktan darbe devşiriyorsunuz!
Basit mesele… Soma’da ölen madenci yakınına, ‘artık nasıl hak ettiyse’ tekme tokat dalarken:
“Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü…”
• • •
Daha basın özgürlüğü pırlanta devrinde değilken velâkin ufak ufak sinyaller gelirken, çok affedersiniz bir ‘bağyan’ gazeteciye:
“Gazeteci kılıklı bir militan kadın çıkmış, edepsiz bir kadın. Haddini bil! Eline vermişler bir kalem, gazete köşesinde yazıyorsun. Çıkarıyorlar seni böyle işte bu malum Doğan Medya
Grubu televizyonuna. Oradan da saygısızca yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bu halka hakaret ediyorsun…”
• • •
Başbakanlığın da bir miadı var… Türkiye yenileşip özgürlüğün, demokrasinin, insan
haklarının dibine vururken…! Kendileri, ilk seçilmiş Reisicumhur olurken…
Paralele, yamuğa:
“İnlerinize gireriz… Bunlar Haşhaşi, bunlar nebbaş! Mezarlık soyguncusu. Bunlarda yalan var, dolan var, takiye var, fitne var, fesat var, iftira var, örgüt var. Şia’yı filan geçmiş vaziyetteler bunlar, hain bir terör örgütü var. Bunlarda ahlak yok, bunlarda edep yok, bunlarda vatan, millet, bayrak sevgisi yok. Çünkü onda evlat yok. Ne sahtekâr ya, bunlar müfteri,bunlar montajcı, bunlar itikadi noktada da bir sapıklığın içindeler. Bunlar kandan beslenen vampirler…”
• • •
Seçilmiş bir reis, gönülden bağlı olduğu partisine sırt çevirene de mi kızamayacak?
Iğdır’da AKP Koordinasyon merkezinin önünden geçerken kendisine sırtlarını dönen kadınlara…
“Iğdır’da af edersiniz hepsi sırtını dönüyor. Ne anlama geldiği belli de bizim edebimiz buna müsaade etmez…”
• • •
Kadir kıymet bilmeyen pürü pak ülkede… Tarafsız bir cumhurun başı muhalefete de mi gider yapmayacak?
HDP’ye ve Kürt siyasetine…
“Kalleşler, ölü seviciler, teröristler…”
CHP’ye ve Lideri Kılıçdaroğlu’na…
“Bazı insanlar var ki yüzüne tükürsen yağmur yağıyor sanır, Bu da öyle pişkin bir tip… Cahil, ahlaksız, çirkef, şeref fukarası…”
• • •
Sonunda… Yeni Türkiye iyice demini alırken; ‘haysiyetsizce’ barışı savunup ‘ahlaksızca’,
“Çocuklar ölmesin” diyen akademisyene…
Bir avuç lümpenin yönettiği eski Türkiye artık yok!”
• • •
Lümpen…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan haklı, Erdoğan doğruyu söylüyor.
Türkiye, her geçen gün tek adamın yönettiği bir dikta rejimine doğru koşar adım giderken…
Artık Türkiye’yi bir avuç lümpen yönetmiyor!
Çok af edersiniz…
Tek millet, tek din, tek bayrak, tek yürek, tek…

***

cok-affedersiniz-lumpen-106816-1.


İstikrarda geçen hafta
Dünyanın, Türkiye algısı yerli yerine oturuyor. Avrupalı’dan geçtik Mısır’da, Tunus’ta yaşayanlar, rezervasyonlarını iptal ediyor. Meydanlarımız canlı bombalar, sahillerimiz karaya vuran cansız sığınmacı bedenleriyle anılıyor. Neden, çünkü istikrar var!

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutukluluklarında ikinci aya giriliyor. Dündar’ın, ‘Biz cezaevinde daha güvenliyiz’ lafının sağlamasını geçen hafta yaptık. Türkiye’de haber almanın, neredeyse mayınlı arazide yürümek kadar zor bir iş olduğunu bir kez daha test ettik. IMC TV kameramanı, Refik Tekin iki kişinin öldüğü on kişinin yaralandığı saldırıdan ‘şimdilik’ kurtuldu. Hastaneye gidişi de olaylı oldu. İstikrar nedeniyle yaralıyken polis dayağı yedi.

Bölgedeki çatışmalarda yaralananlar sokak ortasında kan kaybından öldüler. Ambulanslar bir türlü gelmedi, gelene de açılan ateşle engel olundu. Bunlar hep istikrardan işte!

Henüz 2016 yılının ilk ayı çıkmadan ölen işçi sayısı 56 oldu. Kadın cinayetlerinin sayısı ise 8’i buldu.

Metehan Demir, Logiblog sitesinde kaleme aldığı bir makalede yaşamını yitiren güvenlik personelinin istatistiklerine yer verdi. Demir, 7 ayda hayatını kaybeden asker ve polis sayısının 236, yaralananların ise 1065 olduğunu belirtti.

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Facebook hesabından Cumhurbaşkanı RecepTayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle 19 yaşındaki bir genç geçen hafta tutuklandı.


***

cok-affedersiniz-lumpen-106817-1.

Bu bir savaş manzarası
Suriyeli sığınmacılar değil. Fotoğraf bölgeden. Boşalan şehirlerdeki insanların acıyla imtihanı! Karda kışta evlerini terk etmek zorunda kalan ülkemiz sığınmacıları. Mutsuzluğun, savaşın, korkunun, endişenin resmi. Çizenler utansın!