Çok hukuklu sistem, Refah Partisi’ni kapatma nedeni...
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Cihat, Refah Partisi’ni Kapatma Nedeni” başlıklı geçen haftaki yazıdan alıntı:

“Refah Partisi davası, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Büyük Dairesi kararı (13.02.2003) ile kesinleşti. Kararın gerekçesi, üç dizi neden:

- İnanç temelli bir ayrımcılık yaratacak şekilde çok hukuklu bir sistem kurma isteği.

- Şeriatı uygulama isteği.

- Siyasal yöntem olarak cihada atıfta bulunulmuş olması.

İHAM’a göre, bu ilkeler, Avrupa Sözleşmesi’nin başlangıç paragrafında yer alan “gerçekten demokratik bir siyasal rejim” ile bağdaşmaz.

Müftülere nikâh yetkisi

Türkiye gündemi, ne kadar yoğun olsa da, eğitim programına ilişkin tahrifat, hız kesmiyor. Dersleri, öğrencinin düşünmesi, kuşku duyması ve sorgulamasını gerekli kılacak bir içerikten, yönlendirme, tek yönlü inanç ve yasaklar ekseninde koşullandırıcı programlara doğru kaydırma çalışmaları, ivme kazanıyor...

İl ve ilçe müftülüklerine nikâh kıyma yetkisi, Refah Partisi’ni kapatma nedeninin ikinci ayağını oluşturmakta.

İmam nikâhını öngören yasa tasarısı ne zaman gündeme çıkarılıyor? Demokrasi ve hukuk alanının daraltıldığı bir ortamda.

Tbmm İçtüzük değişikliği

İçtüzük değişikliği, TBMM Genel Kurulu’nda konuşma sürelerini azaltıp, muhalefetin sesini kısmayı, “müzakereci demokrasi” uygulamasını kaldırmayı amaçlıyor. Aslında böyle bir düzenlemenin önü, izlenen usul ve hedef açısından 6771 sayılı Kanun ile açılmıştı.

Nasıl? Usul olarak; Komisyon ve genel kurul görüşmeleri toplam 18 güne sıkıştırılmış olduğu halde Anayasa değişiklik kanunu, 12 gün bekletilerek Cumhurbaşkanına gönderildi ve ancak 9 gün sonra imzalandı. Resmi Gazete’de yayın için toplam 21 gün, -sadece 18 günlük mesai ile sınırlı tutulan- TBMM’yi araçsallaştırmanın tipik bir göstergesi idi.

Ya hedef? Üye sayısı 600’e çıkarıldığı ve seçilme yaşı 18’e indirildiği halde, “oluşumu, yasama yetkisini kullanması ve sona ermesi” bakımından TBMM, parti ve cumhur-başkanı güdümünde bir meclis.

İçtüzük değişikliği ile muhalefetin TBMM’de sesinin kısılması, Anayasa değişiklik usul ve hedefinin bir devamı; çünkü, 16 Nisan sonrası ve Kasım 2019 öncesi, geçiş dönemi olarak, göstermelik de olsa, mevzuat altyapısını oluşturmak durumunda. Böylece, hedeflenen, “kişi-parti ve devlet başkanı” yönetimi için, “yeni mevzuat zemini” hazır hale gelmiş olacak.

Fakat, muhalefetin Meclis’te sesini kısmanın asıl amacı, 16 Nisan oylaması ile kabul edilen sözde “anayasal düzen”in gayri meşru özelliğinin TBMM’den teşhir edilmesinin önüne geçmek.

Aslında, siyasal demokrasi açısından çoğulcu demokratik rejimlerde genel eğilim, yürütme karşısında parlamentoyu güçlendirmek ve muhalefet hakkını teyit etmek iken, bizde sadece siyasal muhalefetin susturulması değil, onun toplumsal ayağını yok etme iştahı da giderek kabarıyor.

Hukuk ve “bağımsız yargı”

AK Parti Hükümetleri, uyarı, eleştiri ve önerilerden hep rahatsızlık duydu. Bu nedenle, fikri muhalefeti, hukuk ve ahlak dışı yol ve yöntemlerle susturma, tasfiye etme ve yargısız infaz için OHAL’i, “can simidi” olarak kullandı.

Aynı Hükümetler için; dışarıdan eleştiri gelince (Almanya örneği), “ bağımsız yargı” ; ya da, Mescid-i Aksa’da ibadet engeli, insan hak ve haysiyetini hatırlama vesilesi oluşturabiliyor. Yine sadece dışarıda karşılaştıkları engeller, ifade, toplanma ve seyahat özgürlüklerini hatırlama vesilesi oluşturuyor.

İçeride, “fikir suçu” yaratmak için hukuki olmayan gerekçelerle gazeteciler (Cumhuriyet davası), aylardır hapiste tutulurken, KHK yoluyla mağdur edilen, ancak Cemaat’le hiçbir biçimde ilişkisi olmayan on binlerce kişi için, “yargıya ulaşma hakkı” bile çok görülüyor. Eğer yargı bağımsız ise, KHK ek listelerinde adlarını çarşaflayarak teşhir ettiğiniz ve hedef gösterdiğiniz kişilere neden yargılanma yolunu kapatıyorsunuz? Kimden korkuyorsunuz?

Şeriat: Beklemeye gerek var mı?

Eğitim programını, insan hakları biliminin sunduğu verilerden arındırma ve aileleri medeni nikâhtan uzaklaştırma iradeleri, birbirini tamamlıyor. Hangi dönemde? Demokrasi-adalet ve hukuka örtü geçirmenin yoğunlaştığı bir ortamda.

“Evrim kuramı çıksın, Cihat girsin” sloganına indirgenen okul ders programları, zorunlu din dersleri tartışmasını unutturdu bile. 10 yıl önce, Avrupa Mahkemesi kararı ile yeniden ivme kazanan zorunlu din derslerini kaldırma tartışmasını neredeyse küllendirdi, mezhebi temele dayanan program arayışları...

Müftülere (sonra imamlara) verilecek nikâh kıyma yetkisi, medeni ve dini nikâh ayrımıyla, çok hukuklu sisteme doğru atılan somut bir adım.

Özetle, Refah Partisi’ni kapatma nedenleri, AK Parti’yi yaşatma nedenlerine dönüşüyor. “Hele bir üçüncü nedeni de görelim” deme rehavetine kapılınmaya!