Çok kutuplu dünyada ilginç gelişmeler
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Politikayı bilmiyor bu kesin ama danışmanlarını da dinlemiyor görünüşe bakılırsa. Öncekilerden çok farklı olarak düşünceleri/eylemleri hızla değişebilen bir Başkan Donald Trump. İleride bu tarzından(!) yola çıkılarak yeni bir “diplomasi türü” ortaya atılabilir de.

Yakarım, yıkarım” dedikten sonra Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong un’dan gelen görüşme teklifini kabul etmesi sürpriz oldu, biliyorsunuz. Kendisinden önceki Kuzey Kore liderleri gibi ABD dahil her ülkeyle diyalogtan yana olduğu anımsanırsa Kim’in bu çağrısında şaşılacak bir taraf yoktu. Ama Trump’ın teklifin üzerine adeta atlaması ne kadar dikkat çekiciydi, değil mi? Şimdi Mayıs ayı içerisinde, kararlaştırılacak üçüncü bir ülkede, bir engel çıkmazsa buluşacak ABD ile Kuzey Kore liderleri.

Füzeleri yolluyorum, hem de akıllısından” tehdidinin ardından “beraber çalışmalıyız” diyerek Rusya’ya “zeytin dalı” uzatması da Trump’ın değişkenliğinin bir diğer örneğiydi. Orada kalmadı bu jest. En son, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un açıkladığına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i de Beyaz Saray’a davet etmiş Trump. Putin de böyle bir ziyaretten memnun kalacağını söylemiş.

Fena mı? Dünya gerilimli ortamdan çıkıyor işte. Görüşsünler, “patlama noktaları” üzerinde anlaşmalarında ne kötülük olabilir? Mesele tabii ki bu değil. Mesele, bu “yumuşama” çabalarının, özellikle ABD tarafından gündeme sokuluyor olması. Özellikle altında bit yeniği aradığımdan değil ama dünya başka bir dünya artık. Tek kutuplu ya da iki kutuplu bir dünya yok, çok kutuplu bir dünyadayız. Tüm bu kutupların hemen hemen çoğunun teknolojik açıdan birbirlerinin karşısına çıkabilecek gücü de var. Bu yeni yeni, hiç alışılmadık/beklenmedik ittifaklara, en azından bazı konularda uzun vadeli olmasa da yan yana gelişlere yol açıyor.

Rusya ile ABD, en son Suriye saldırısında “anlaşmış” görünüyorlar. Trump’ın Suriye’ye dönük esip gürlemelerinin altını doldurmak zorunda kalan ABD politik mekanizması, Suriye’ye yapılacak saldırıyı, Rusya’nın yanıt vermesini gerektirmeyecek sınırda tuttu. En son ABD Gemelkurmay’ından yapılan açıklamaya dikkat edin, Suriye’de ABD füzelerinin geldiğini gördüğü halde Rusya’nın bir müdahalesinin olmadığını açıkladı ABD Genelkurmayı. Bu Suriye’nin de kabul ettiği bir durumdur. Kriz büyümeden bitmiş oldu. Suriye’nin gerçekten Irak gibi vurulduğunu sanan AKP Genel Başkanı’nın “operasyondan memnuniyet duyuyoruz” demesi de ayrı bir garabettir, Rusya herhalde Astana’da dünyaya Suriye’nin bütünlüğünü koruyacağı konusunda söz veren Türkiye’nin sözünde ne kadar tutarlı olduğunu görmüş oldu, bir kez daha.

Trump bir melek değil, biliyoruz da nedir bu “barış güvercini” havaları? Kim’le buluşmalar, Putin’i Beyaz Saray’a davet etmeler? Savaş ticaret savaşlarına dönüştü artık. Ticaret savaşları sıcak savaşa dönüşür normalde, hep öyle olmuştur çünkü. Ama şimdi artık gerçekten olabildiğince sıcak savaşa dökmeden sürdürülmek istenen bir “ticaret savaşı” olgusu var günümüzde.

Trump Amerikası, Çin ile girdiği ticaret savaşında Putin Rusyasıyla ya da Kim’in Kuzey Koresiyle sıcak çatışmaya neden girsin? Yıllar önce SSCB ile “kriz/patlama noktalarında” anlaşma politikasının bir benzeri şimdi Sovyetler sonrası Rusyasında hayata geçirilmek isteniyor. Putin bu politikayı uygulamaya yatkın. İç politikada gücü var, dış politikada bir hayli etkin. Bu nedenle Çin- ABD ticaret savaşında kimden yana tavır alacağı bir hayli önemli. Çin’le sorunu yok, dolayısıyla ABD’nin iyi geçinmesi gereken bir ülkenin lideri Putin.

Bu “iyi geçinme” politikası Suriye’nin vurulmasında görüldü. Suriye’ye saldırının ardından Rusya’ya yönelik ek yaptırımların hayata geçirilmesi ertelendi. Ukrayna krizine ilişkin ABD ısrarı zayıflamış durumda. İran-Rusya ilişkileri sadece söylem düzeyinde eleştiriliyor. Yani ABD-Rusya, elbette bir “bahar havası” yaşıyor değiller ilişkilerde ama birbirlerini ciddi anlamda yokladıkları kesin. Ilıman bir iklime doğru gidiliyor gibi. (tabii her an her şeyin değişebileceğini de unutmayalım)

Kim’le görüştükten sonra, Putin’le Beyaz Saray’da baş başa yemek yerse Trump, umarım gücü yeten ülkelerin “yuvasını yapmaya” kalkmaz.

Malum, esas mesleği emlakçılık adamın.