Çok şükür OHAL günlerindeyiz!
ENVER AYSEVER ENVER AYSEVER

Meczup deyip geçilmesi gerekirdi olağan koşullarda. Belki elinden tutup bilime teslim edilmeli, tedavisi için çaba harcanmalıydı. Dünyanın her yanında zihinsel hastalara şefkatle bakılır. Bu tür vakalara sıkça rastlanıyor doğrusu. Beynin kimi kısımları tahrip olunca ya da genetik olarak ortaya çıkıyor bu hastalık. Kendine tanrısal güçler vehmetmek, seçilmiş olduğunu düşünmek falan çok rastlanan vakalar. Peygamberliğini ilan edenlerden geçilmiyor dünyada. Dedim ya, olağan koşullarda yardıma ihtiyacı olan biri. Eğer bir ülkeyi yönetmeye kalkmasaydı… İktidar olmasaydı…

Düzce’de Kuran kursunda ilk eğitimini almış. İmam Hatip okumuş. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirmiş. Daha öğrenciyken müezzinlik yapmış. Diyanet İşleri’nde çalışmış. Müftülük yapmış. Milletvekili olmuş sonra. Mahpusa girmiş. O içerdeyken Fethullah Gülen “Cezaevinde zihni ele geçirildi” demiş. Dışarı çıktı sonra. Mesih olduğunu ilan etti. Geçen gün evlendi ve tarihte düğününde göbek atılıp, horon tepilen ilk Mesih olarak yerini aldı. Kendisine iman etmiş havarileri bulunmakta. Hasan Mezarcı’dan söz ediyorum size…

Milletvekili olduğu Refah Partisi’nde birlikte görev yaptığı arkadaşları şu an devlet yönetiyor. Kendisine bir görev düşebilirdi kuşkusuz, lâkin bir Mesihe(!) verilecek ne tür devlet işi bulunmaktadır, onu kestirmek güç. Atatürk düşmanıydı, cumhuriyet düşmanıydı, radikal İslamcıydı. Bunları gizlemedi. Bana kalırsa doğrusu da budur. Kimse mecbur değildir birini sevmeye. Onu seçen halka mı kızalım, hiçbir elekten geçmeden her önüne geleni Meclis’e taşıyan düzene mi sövelim bilemem, ancak şu an Mezarcı Mesih ve fikirleri iktidarda. Durumu evlenmek üzere olan Alişan’dan daha kötü değil bunu not etmek isterim!

Alişan, AKP Genel Başkanı RTE’ye verdiği sözü tutarak, evlendirme programı sunucusu Esra Erol’un kardeşi Eda Erol ile evlenecek biliyorsunuz. Eda’yı seçme gerekçesi kızımızın güzel ve seksi olmaması! Üstelik Eda, Alişan’ın terliklerini daha kapı zili çalmadan getirecek duyarlılıkta. Düğüne bin kişinin katılması bekleniyor, yerler sınırlı, müsamereyi önden izlemek isteyenler için biletler satışta. Genç çiftten beklenen asıl büyük beceri ise, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Kamer Tamer’in buyurduğu gibi “Kültürümüzde sevişme yok” düsturuna uygun çiftleşmeyi becererek yavrular dünyaya getirmeleri!

Evrimin müfredattan çıkarılmak istenmesi kadar doğal ne olabilir ki? “Eğer bir çocuk cihattan önce matematik okursa, ne anlarım ben o işten(!)” diyen kod adı Yeliz, Ahmet Hamdi Çamlı eğitim komisyonu üyemiz… Yeliz’in şu paylaşımına bakınca neden evrime karşı olduğunu anlamış değilim gerçi: “Izrail, Abede, alaman, inkiliz, eser, hizbullah bilrikte hareket ediyor…mazlumların duaları ve aziz millet bizimle…sosyal medya yaygınlatirin” Bu örnek bize her canlının belli oranda yazı yazmayı öğrenebildiğini ve hatta kimi imlâ kurallarını taklit edebildiğini gösteriyor. Demek Nuray Mert’in sandığı gibi evrim bir “teori” değil, bayağı ispatlı bir hakikat!

Laf lafı açıyor… Nuray Mert’in Cumhuriyet’te yazmasının da okuru sınamak için kurgulanmış özel bir uygulama olduğuna inanıyorum. Radikal’den bu yana kariyerli bir cahil olarak evrim konusunda kalem oynatmaya devam ediyor. Daha düne kadar AKP milli eğitim bakanı Nimet Çubukçu kankasıydı, neden kızıldı, küsüldü kendisine anlamış de değilim. Bana kalırsa Nuray Mert Diyanet İşleri ve TÜBİTAK’ın imzaladığı anlaşma gereği yapılacak çalışmaların başına geçmeli. Bakın şaka yapmıyorum!

Tam yazıyı bitireceğim yeni hükümet sözcüsü Bozdağ: “Almanya ile yürütülen süreçte bir iletişim sorunu olduğu tespit edilmiştir” deyiverdi. Tam bitiriyorum, AKP Genel Başkanı RTE açıklama yaptı: “Biz muhataplarımıza her zaman iyi niyetle yaklaşırken, bazılarının ticaretle siyaseti birbirine karıştırmakta ısrar ettiklerini görüyoruz.”

Dedim ya olağan koşullarda olsak tımarhaneye gönderirlerdi Mezarcı’yı… Çok şükür OHAL günlerindeyiz!