Cumhurbaşkanı yalan söyledi
NEVŞİN MENGÜ NEVŞİN MENGÜ

Anormallikler silsilesi içinde yaşıyoruz. Anormallikler o kadar üstü üste birikti ki, artık normal oldular. Farkına varmalıyız, yaşadıklarımız aslında normal değil, olan hiç bir şey normal değil. Tüm bu anomalilerin normal gibi yaşanılagelmesi toplumu, siyaseti, kurumları, hepimizi hasta ediyor. Acayiplikler, millet böyle istiyor, millet iradesi, demokrasi sevdası gibi bir takım kavramımsıların kılıfına sokuluyor. Otoriterlik, popülizm ve aslında militarizm iç içe geçmiş durumda. Ortaya çıkmış olan bu garabetin önünde şimdiye kadar durabilen olmadı. Garabetle baş etmek için ise önce yaşananların normal olmadığını idrak etmemiz ve kendimize yeniden hatırlatmamız gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, damadının Yeni Ekonomi Programını uygulatmak için kurduğu ofise denetimci olarak McKinsey firmasını almasına tepki gösterdi. McKinsey’in sözleşmesi iptal edildi. McKinsey ile yapılan anlaşma üzerine, AKP habire ABD’ye saydırıyor ama ekonomiyi de bir Amerikan firmasına emanet ediyor, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, diye gelen eleştirileri bertaraf etmek için ise öne yine İsmet İnönü’yü sürdü.

Evet biliyoruz, Erdoğan, Atatürk diyemediği yerde İsmet İnönü diyor. İnönü derken aslında Atatürk’ü, Cumhuriyetin kurucu ilkelerini kastediyor falan. Bu işin bir tarafı, ancak işin öbür tarafında her zaman yalanlar üzerine inşa edilmiş söylemler, bu söylemlerin uç uca eklenmesiyle oluşturulmuş politikalar var.

Erdoğan İnönü’nün bir ABD ziyaretinde elinde Amerikan bayrağı tuttuğu bir fotoyu kürsüde elinde sallıyor ve şöyle bir argüman geliştiriyor; İnönü Amerikan bayrağı sallıyordu, CHP’liler ABD muhibidir. ABD YPG’yi desteklemektedir, demekki CHP’liler PKK’lı teröristtir. Erdoğan’ın aslında söylediği buydu. Daha Sonra İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan Toker aynı ziyarette, aynı anda çekilmiş başka bir kareyi paylaştı. O karede İnönü’nün aslında iki ülkenin, hem Türkiye’nin hem ABD’nin bayraklarını tuttuğunu görüyoruz. Yani Erdoğan bilerek ve isteyerek, doğruyu bu konuda da söylememiş, İnönü’nün ABD ziyaretindeki bir kareyi seçerek, o kareyi manipüle ederek, açıkçası yalan söyleyerek bir sav ortaya attı ve yalan üzerine bir söylem inşa etti. Bu saatten sonra Sayın Toker’in işin aslını anlatması falan da bir şey değiştirmiyor, çünkü Erdoğancılar sadece ve sadece Erdoğan’ın dediğini dinliyor. Dolayısıyla Erdoğancılar için mesele, Inönü’nün Amerikan muhibi olduğu bu nedenle de CHP’nin PKK destekçisi olduğu şeklinde.

Durum bu. Ve fakat durumun bu olması, bunu normal olarak kabul etmemiz gerektiğini göstermez. Bu anormaldir. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı’nın ülkenin kurucu babalarından birinin fotoğrafını manipüle ederek yalan söylemesi, bu yalan üzerine muhalefet partisini terörist ilan etmesi normal değildir. Bu bir anomalidir.

Ülkenin, beceriksizlik ve cehalet yüzünden ekonomik olarak bir çöküş yaşaması, bu çöküşün 2013 yılındaki Gezi eylemlerine fatura edilmesi. Ne idüğü nasıl gerçekleştiği muğlak olan15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek, totaliter yeni bir rejim inşa edilmesi. T-shirtle tank durdurduk, düdükle uçak düşürdük gibi atmasyon söylemlerle kurgu Kurtuluş Savaşı destanları yazılarak yeni rejime meşruiyet zemini sağlanması…bunların hiç biri. Normal değil. Öncelikle silkelenmemiz ve kendimize gelmemiz gerekiyor.

Bu garabetlere sosyal medyada gülüp eğleniyoruz, garip söylemlerle dalga geçiyoruz falan ama, şunu da farketmemiz gerekiyor, ülke bir garabet yaşıyor, ve bu garabet milyonlarca insanın hayatını söndürüyor.