Cumhurbaşkanına hakaret suçunun yeni sistemdeki “gerekliliği”

Bu sistemde cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin de genel başkanı olarak, tarafsızlık yemini etmiş olmasına karşın, milleti birleştiren bir organ olma halinden, teorik ve fiili açıdan çıkmış ve bir siyasi görüşün temsili konumuna gelmiştir

BERK ÇÖZELİ – Avukat

I. SUÇUN EYLEM UNSURU

Suçun maddi unsurları arasında yer alan eylem kavramı, cumhurbaşkanına hakaret suçunda “hakaret” fiili olarak kendisini göstermektedir. Bu suç tipine yönelik olarak, hakaret suçunu gerçekleştirebilecek söylemlerin çok geniş yorumlanması, bu çerçevede cumhurbaşkanına yöneltilen ağır eleştirilerin de hakaret kapsamına sokulması; ulusal düzeyde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası düzeyde ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınmış, düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlalini doğurmaktır. Bu çerçevede cumhurbaşkanının, yürütmenin başı olarak siyasi açıdan tenkit edilmesi gayet doğal bir durum olup, aynı zamanda bir gerekliliktir. Nitekim demokrasi kavramı farklı düşüncelerin, cezai bir durum ile karşı karşıya kalma endişesi olmadan özgürce paylaşılabildiği bir ortamdır. Bunun ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da bakıldığında, siyasilere yönelik ağır eleştirilerin olağan karşılanması gerektiği ve bu eleştirilerin hakaret olarak nitelendirilemeyeceği ifade edilmektedir. Uygulamaya bakıldığında; cumhurbaşkanına karşı yönelen her eleştirinin hakaret olarak nitelendirilmesi çok büyük bir hata olup, çok ağır eleştirilerin dahi olağan bir durum niteliğinde karşılanması demokrasinin de bir gereği olmaktadır. Aksi halde bu suç tipi muhalifleri susturma saikinin aracı haline gelecektir ve demokrasi kavramından gittikçe uzaklaşılmış olacaktır. Diyalektik kavramında; hiçbir şey karşıtı olmadan doğmaz, bu çerçevede muhalefet kavramı olduğu için cumhurbaşkanı kavramı var ve bu iki kavram birbirilerinin tamamlayacıları olup, eleştiriler de bunun bir parçasını oluşturmaktadır.

II. SUÇUN YENİ SİSTEMDEKİ GEREKLİLİĞİ

Cumhurbaşkanına hakaret suçu esas itibarı ile hukukumuzda, parlamenter sistemi oluşturan yapının cumhurbaşkanı sıfatına verdiği önemin ve değerin bir sonucu olarak düzenlenmiştir. Nitekim parlamenter sistem düalist bir yapı olarak karşımıza çıkmakta, yasama ve yürütme erkleri arasında yumuşak bir ayrım neticesinde yasama organını meclis, yürütme organını ise hükümet oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı ise Anayasa’da yürütmenin başı olarak düzenlenmesine karşın siyaset üstü bir yapıda yer almaktadır. Bu sistemde cumhurbaşkanının tarafsızlığı esas olup, her görüşe eşit uzaklıkta yer almaktadır. Parlamenter sistemde siyasetin esas aktörü ve yürütme kuvvetini elinde bulunduran hükümettir. Cumhurbaşkanının görevleri daha sembolik niteliktedir. Bu çerçevede cumhurbaşkanı, siyasetin aktif olarak içinde olmamakta ve milleti birleştiren bir organ olarak göze çarpmaktadır. Tüm bu özelliklerin yanında cumhurbaşkanının bulunduğu konum ve temsil ettiği değerler göz önüne alınarak böyle bir suç tipi düzenlenmiştir. Buna karşılık başkanlık sisteminin geçerli olduğu ülkelerden en geniş yetkilerin seçildiği, denge mekanizmasının bulunmadığı, dünyada hiç bir örneği olmayan ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı verilen bir sisteme geçilmiştir. Bu sistem ile birlikte yürütmenin başı doğrudan cumhurbaşkanı olmuştur. Bu sistemde cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin de genel başkanı olarak, tarafsızlık yemini etmiş olmasına karşın, milleti birleştiren bir organ olma halinden, teorik ve fiili açıdan çıkmış ve bir siyasi görüşün temsili konumuna gelmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında cumhurbaşkanına hakaret suçunun var olma nedenleri, suçun düzenlenme amacı bu sistemde noksan duruma gelmiştir. Nitekim cumhurbaşkanlığı, eski sistemdeki siyaset üstü değerini kaybetmiş ve artık siyasi bir temsil noktası haline gelmiştir.

III. MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞININ ETKİSİ

Hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri; mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Mahkemelerin bağımsızlığı; hiç kimseden bir emir, tavsiye ve telkin alınmamasını, tarafsızlığı ise herkese eşit uzaklıkta yer alınmasını ve objektifliğini ifade etmektedir. Bu çerçevede, yeni sistemde cumhurbaşkanına hakaret suçu da dikkate alındığında, bu daha da elzem bir niteliği gözler önüne sermektedir. Nitekim cumhurbaşkanına hakaret suçu; siyasetin de konusunu oluşturmakta ve her davranışın ve söylemin onaylanması ve eleştirilmemesi isteğinin karşısında, karşıt görüşlerin susturulması için kullanılabilecek bir suç tipidir. Yüksek mahkemelere, siyasi parti genel başkanı olan cumhurbaşkanının doğrudan atama yapması, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda yürütmenin etkin durumda olması, yine yüksek mahkemelerde görev alan hakimlerin seçimlere yönelik direkt olarak tarafgir tutum takınması mahkemelerin bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürmektedir. Cumhurbaşkanının, yeni sistemdeki konumu eski sisteme göre çok farklı bir noktaya gelmiş, siyasi bir partinin başkanı sıfatı ile siyasetteki konumu çok net bilinen ve tabii olarak tarafsızlığı beklenemeyecek bir pozisyona sahip olmuştur. Bu çerçevede eski sistemdeki cumhurbaşkanlığı sıfatına atıf yapılarak, bugünün sisteminde aynı davranışların gerçekleştirilmesi son derece hatalıdır. Nitekim iktidar yeri geldiğinde cumhurbaşkanı tarafsızdır, gerçekleştirilen davranışlar eski sistemde de bulunmaktadır şeklinde savunma yapmakta, yeri geldiğinde ise artık yeni bir sisteme geçildiği ve siyasi bir görüşün temsiliyeti olduğu için bu davranışların normal olduğunu kabul etmektedir. Bu ise her somut olay için farklı bir durum yaratılmasına yol açmıştır. Yeni sistemde cumhurbaşkanı, siyasi parti genel başkanıdır, bir siyasi görüşün açık şekilde tarafıdır, milleti birleştiren bir organ olma halinden çıkmıştır, tarafsız olması beklenemeyeceği için eski sistemdeki cumhurbaşkanına karşı gerçekleştirilen tutum ve davranışların yeni sistemde anayasa ile örtüşmesi mümkün değildir. Bu çerçevede cumhurbaşkanının salona girmesi ile ayağa kalkan, cübbesini iliklemeye çalışan, önünde eğilen, konuşmalarını alkışlayan, belirli bir siyasi tarafı açıkça destekleyen hâkim ve savcıların, mahkemelerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayamayacakları açıktır. Bütün bu hususlar göstermektedir ki; cumhurbaşkanına yapılan ağır eleştirilere yönelik ifadeleri, hakaret suçu kapsamında değerlendirecek bir siyasi yargı düzeni oluşturulmuştur. Bu ise en başta mahkemelerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını, bunun yanında ifade özgürlüğü ve demokrasi kavramını da ortadan kaldıracak bir durum yaratmaktadır.

BİZİ TAKİP EDİN

360,161BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,349TakipçiTakip Et
7,985AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL