Cumhuriyet Davası'nda ikinci gün
25.07.2017 10:51 GÜNCEL

Cumhuriyet gazetesine yönelik baskıların sonucu olarak gerçekleştirilen susturma operasyonu kapsamında 268 gündür tutuklu bulunan Cumhuriyet yazarları, yöneticileri, muhabirleri ve avukatları dün ilk kez hakim karşısına çıktı.

Davanın ikinci duruşması bugün görülecek.

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" iddiasıyla tutuklanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki dava, gözaltılardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra dün başladı. 12'si tutuklu 19 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görülecek.

"Sansürün kaldırılışı" ve "Basın Bayramı" olarak kutlanan 24 Temmuz'da görülen ilk duruşmada Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, köşe yazarı Kadri Gürsel ve gazetenin çizeri Musa Kart iddianamedeki suçlamalara yanıt verdi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun savunması ise, jandarmanın savunma evrakına el koyması dolayısıyla bugüne kaldı.

- CANLI BLOG -

22.30 - Cumhuriyet davasının ikinci duruşması sona erdi, davaya yarın 13.30'da devam edilecek.

22.24 - Mustafa Kemal Güngör'ün savunması sona erdi, sorguya geçildi.

22. 07 - M. Kemal Güngör: Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri için önce terör örgütlerine yardım suçu nedeniyle ceza verilmesi isteniyordu. Daha sonra, kamuoyunda daha farklı bir algı yaratmak ve bizleri itibarsızlaştırmak maksadıyla iddianameye aslında Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren bu suçlama da ilave edildi.

21.53 - M. Kemal Güngör: Bizde gazetecilik ticari faaliyet değil,demokratik bir toplum yolunda olmazsa olmaz bir kamu hizmetidir

21.51 - M. Kemal Güngör: Cumhuriyet Gazetesinde editoryal bağımsızlık vardır. İlkesel olarak yayın yönetmeni ve yazı işleri yönetiminin editoryal tercihlerine müdahale edilmez. Vakıf ve Gazete Yönetim Kurulu üyeleri yayına karışmazlar. Bizim yayın işleriyle ilgili yetkimiz yoktur. Böyle bir sorumluluk anlayışı olamaz. Bu türden toplu cezalandırma anlayışı Ortaçağ’daki Engizisyon döneminde bile olmamıştır. Kolektif sorumluluk faşizm dönemlerinde uygulanmıştır Çağdaş hukukta böyle bir sorumluluk anlayışının yeri yoktur.

21.46 - M. Kemal Güngör: FETÖ'nün kitabını yazan H.Çetinkaya'yla birlikte şimdi FETÖ'den yargılanıyoruz. Bu,dava değil, operasyon

21.42 - M. Kemal Güngör: Bu salonların yabancısı değilim.32 yıllık avukatım. Biz Cumhuriyet'le büyüdük

21.39 - M. Kemal Güngör savunmasına başladı

21.27 - Önder Çelik'in savunması tamamlandı.

21.26 - Önder Çelik: Hoşa gitmeyen yazı ve haberlerle “örgüte yardım” gibi niyetler okuyarak suç çıkartılamaz

21.24 - Önder Çelik: Cumhuriyet muhasebe çalışanı Emre İper ile irtibatım tespit edilmiş 14 defa ben aramışım 8 defa beni aramış. Cumhuriyet gazetesi muhasebe finans sorumlusu olan Emre İper ile irtibatlı olmak kadar doğal bir şey olamaz. Üsletik Emre İper, telefonunda Bylock bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğu halde Nisan 2017'de tutuklanmıştır.

21. 20 - Önder Çelik: 01 Aralık 2011'de Yasemin Mutlu'ya 345 TL para göndermişim. Para gönderdim çünkü bu para oto tamir bedeli karşılığıdır. 4 Levent İstanbul Oto Sanayi Sitesi'nde iş yeri (tamirci) olan Kadir Mutlu'nun bildirdiği hesaptır ve arabamın tamiri karşılığı istediği bedeldir. Bana verdiği hesap nosu büyük olasılıkla soyadı benzerliği dikkate alındığında yakını veya iş yeri sahibi adına açılmış bir hesap olmalıdır. Şüpheli hareketin kaynağı olarak gösterilen 2011 yılında oto tamir ücereti olarak gönderdiğim 'oto tamir bedeli; hesap sahibinin bu işlem tarihinden 2 yıl önce çalıştığı işyerinin soruşturma geçirdiği için ve benim de tarmirciye gönderdiğim tamir bedeli 345 TL'lik işlem bu nedenle şüpheli görünüyor ve ben de şüpheli para hareketin var suçlamasıyla karşılaşıyorum.

Bu örenlerden birisidir. Gülünç iddialar beni şüpheli yapmaz ve suçlama konsu olmaz

21.13 - Önder Çelik: Vakıftan değişik zamanlarda Yenigün Haber Ajansı A.Ş.’ye verilen borçlar, Vakfın değişik toplantılarında görüşülmüştür. Cumhuriyet gazetesi yayınının kesintiye uğramaması için gerekli olduğu anlaşıldığından Yönetim Kurulunun mutabakatı ile gerçekleştirilmiştir ve yasal mevzuata uygun olduğu kanaatindeyiz.

21.10 - Önder Çelik: Gazeteciliğin asıl amacının kamu yararı olduğunu tekrarlamama gerek yoktur. Amaç azami kâr elde etmek hissedarlara kâr payı ödemek olmadığı gibi diğer ticari tüm yapılardan farklı olarak kamu yararına çalışmayı sürdürebilmektir Bu amaç; Cumhuriyet Gazetesi gibi nitelikli bir misyon üstlenmiş gazete olarak çok daha anlamlıdır. Kuşkusuz Dünyada ve ülkemizde yaşanan finans ve döviz krizinden Şirketimiz de etkilenmiştir. Sektörde bir çok gazete yayın hayatına son vermiştir. Kapanan birçok gazeteye karşın Cumhuriyet ağır ve zor koşulları atlatmış ve ayakta kalmayı başarmıştır.

21.00 - Önder Çelik: Cumhuriyet bir ticari kuruluş olmanın ötesinde adını Mustafa Kemal'in verdiği bir gazetedir.

20.58 - Önder Çelik: İddianamedeki bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır. Gazete satışlarında 2013 yılından sonra düşüş yaşandığı imajı kasıtlı olarak yaratılmak istenmiştir. Liste üzerindeki bilgilerle oynanmış ve gerçek bilgiyi yansıtmayan miktarlar gösterilmiştir.

20.38 - Önder Çelik: Muhalif bir gazetede çalışmak suç değildir, ama bunun iktidar karşısında bir risk oluşturduğunu biliyorum.

20. 36 - Önder Çelik: Cumhuriyet gazetesinin FETÖ'nün gerçek yüzünü anlatmak için yıllarca yürüttüğü habercilik anlayışı sonucu sadece gazetecilik yaparak halkı bilgilendirdiği, Devleti uyardığı gerçeğinin aksini kimse iddia edemez. Ama bu gün mahkemeniz önünde gerçeklere aykırı bir iddianamenin FETÖ/PDY terör örgütüne yardım ve yataklık suçlamalarına yanıt vermek zorunda kalıyorum.

20.32 - Önder Çelik: İddia makamı kendince seçtiği haber ve yazıları kendine göre yorumlamış, terör suçlamasına delil saymıştır.

20.30 - Önder Çelik - Hukuki bir seçimde “hukuka aykırılık” bulunduğu iddialarının “ele geçirme” gibi kriminal bir süslemeyle suçlamaya dönüştürülmesini, bu yolla yaratılmaya çalışılan “algı”ve bu yöndeki suçlamaları şiddetle reddediyorum.

20.25 - Önder Çelik - Cumhuriyet Vakfı'nın kuruluşundan beri danışma kurulu üyesiyim, İlhan Selçuk'un 2002'deki önerisiyle vakıf yönetim kurulu üyeliği yaptım. Cumhuriyet Vakfı kimsenin tapulu malı değildir. Asıl sorumluluk, Cumhuriyet gazetesinin Vakıf senedi ve yayın ilkeleri ışığında Cumhuriyet için görev almaktır. Görev ve sorumluluklarım hiç kimse tarafından suçmuş gibi ileri sürülemez.

20.18 - Önder Çelik - Hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum. Rejim ne zaman temel değerlerinden uzaklaşmışsa Cumhuriyet hep suçlanmış, baskılarla karşılaşmıştır.

20.15 - Önder Çelik, savunmasına başladı

20.00 - Akın Atalay - Vakıf üyeleri 2 senede bir yenilenir. Savcının sorusu resmi senedin dışında başka kişilere de değişmezlik, anlamına gelir. Benim de görev sürem 2 yıl. Bütün yönetim kurulu üyeleri değişecektir. Balbay'ı niye seçmediniz sorusu biraz tuhaf bir soru. Bu eşyanın tabiatına aykırı.

19.56 - Güray Öz - Mustafa Balbay CHP'de aktif görev aldı ve başkan adayı oldu. Ergenekon'da tutuklu olması nedeniyle görevine son verilmedi. Herhangi bir siyasi partide görev alan kişilerin yönetici fonksiyonunun olması doğru olmaz. Yeterli oy alamadı ve seçilemedi.

19.55 - Savcı Hasan Bölükbaşı - 18.02.2014'te yönetim kurulu toplantısında Mustafa Balbay yerine Eser Sevinç'in seçilmesi Mustafa Balbay'ın isteği miydi?

19.51 - Güray Öz - Hayır hiç gelmedi. İlk bahsettiğiniz Ayşe Yıldırım'ın yazısı. Köşe yazarlarının yazılarına müdahale edilmez.

19.50 - Üye Hakim - “Sigara izmaritlerini yere atmıyorlar” röportajı, “Fakirhaneme Malikane Diyorlar” manşetine tepkisi geldi mi?

19.45 - Güray Öz -Okurlar eleştirilerini iletebilirler. Okurlar yazarlarla aynı fikirde olmayabilir. Eğer öyle olsaydı bir yazarı kopyalayıp bir tek onunla devam ederdik. Türkiye'de siyasi tansiyonun yükseldiği zamanlarda Cumhuriyet'in tirajı artar. Kılı kırk yarar Cumhuriyet okuru. Bir kelimenin yanlış yazılmasını bile eleştirir. Pazartesi günleri gazetede eleştiri fırtınası eser, önce onlar okunur, hangi muhabir yanlış yapmış onlar okunur. Manşetten delil olur mu? Haberden delil olur mu? Neye bakacaksınız haberde? Karşıt görüşler var mı? Cumhuriyet'in yaptığı budur. Pek çok gazeteden farklıdır.

19.44 - Mahkeme başkanı Güray Öz'e "Cumhuriyet gerçekten FETÖ'cü oldu mu? Okur ne diyor?" sorusunu yöneltti.

19.35 - Güraz Öz -Anlaşılan artık okur temsilcisinin görevini nasıl yapması gerektiğine savcılar karar veriyor, gazeteciliği yargıladıklarını açık açık yazmakta sakınca görmüyorlar. Tekrar ediyorum, savcılar artık gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiğine kendileri karar veriyor ve yargılıyorlar. Ama gazetecilik yargılanamaz, mahkum edilemez, insanların özgürlüğüne ket vurulamaz, Bugün başarılı olsa bile yarına kalmaz.

19.30 - Güray Öz - Pideciye ettiğim telefon dosyaya giriyor. Pideci FETÖ'den bile soruşturulmamış.Ama ikincisi daha komiktir. İletişim kurduğum iddia edilen kişi Çankaya'da pidecidir, ben arada bir pide ısmarladığım pidecinin hakkında soruşturma yürütülen bir kişi olduğunu bilme şansına nasıl sahip olayım ki... Arada bir, en son da doğum günümde bir pide ısmarlamışız. Yine son edindiğim bilgi ise söz konusu kişinin FETÖ'den değil başka bir olay nedeniyle soruşturulduğunu ve olay hakkında takipsizlik kararı verildiğini gösteriyor. Demek ki savcının iddialarının en başına yazdığı bu iddia da boş çıkmış durumdadır. Peki savcılar, mahkemelere sundukları iddianamelerde hiç araştırmadan bu türden iddialara nasıl yer verebiliyorlar?

19.28 - Güray Öz - Hazırlanan belge Yayın Kurulu üyelerinin (Ali Sirmen, Prof. Dr. Emre Kongar, Şükran Soner) onayına sunulmuş, daha sonra Vakıf Yönetim kurulunca kabul edilip yayımlanmıştır.

19.26 - Güray Öz - Bu belge dört kişilik bir komisyon tarafından hazırlandı. Komisyonun üyeleri Güray Öz, Hakan Kara, Tora Pekin ve bu davada savcıların kimi sözleri kanıt gibi gösterilmeye çalışılan kendisinin böyle bir tanıklığı reddettiğini söyleyen Mustafa Balbay’dır.

19.24 - Güray Öz - Cumhuriyet gazetesi baştan beri izlediği yayın çizgisini tam da yayın politikasının değiştiğinin iddia edildiği tarihlerde yayın ilkelerini yayımlayarak, anı belgeleyerek ortaya koymuştur.

19.21 - Güray Öz: Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının sürekliliğinin dayandığı temel, uyguladığı vakıf modelidir...

19.20 - Güray Öz: Yayın politikalarını dengelere göre ayarlayanlar Fetullah cemaatini yere göğe koyamaz hale geldiler. Cumhuriyet gazetesinin ise bu konuda alnı aktır. Öncesinde de sonrasında da gazete bir meczubun peşinden gidenleri uyarmış, takiyeye dikkat çekmiş, yayın politikasındaki tutarlılığı korumuştur.

19.17- Güray Öz: Gazeteler yayın politikalarını değiştirebilirler. Bunun TCK ile cezalandırılması gereken bir suç olarak görülemeyeceği kanısındayım.

19.13 - Güray Öz: Kanunu'nun 91. maddesinde bu konunun altı çizilmektedir. Savcıların bir yayın politikası değişikliğinden söz etmeleri, bu davanın konusunun yazı, haber, makale kısaca gazetecilik olduğunun somut kanıtıdır. Zaten konu gazetecilik olduğu için de savcılar delil diye yalnızca haberden manşetten söz ediyor. Bir Cumhuriyet yazarı ve gazetenin ombudsmanı- okur temsilcisi olarak kendimi gazetelerin yayın politikaları le Cumhuriyet’in yayın politikası konusunda bilgi sahibi sayarım.

19.09 - Güray Öz: Savcının suçlamaları hukuki temelden yoksundur. Hemen söylemem gerekir ki suçlamalarda, yasaların suçlamaların kişilerle bağlantısının kurulması ilkesi ihlal edilmiş, suçlamaların birtakım emarelere değil somut kanıtlara delillere dayanması gerektiği ilkesi göz ardı edilmiştir. Oysa somut delil zorunluluğu daha gözaltı aşamasında şart koşulmakta.

19.02 - Güray Öz: Laik, demokratik bir Cumhuriyet için çaba gösteren gazetecilik ilkelerine ömrü boyunca sadık kalmış bir gazeteci olarak şeriatçı, darbeci terör yöntemlerini benimseyen örgütleri desteklediğim, “üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek... Yardım ettiğim” iddiasını şiddetle reddediyorum.Soruşturmayi yürüten savcının FETÖ'den yargılanmasını da iddianamenin mesnetsizliğinin işareti sayıyorum!

19.00 - Güray Öz savunmasına başladı.

18:01 - Duruşmaya 18.30'a kadar ara verildi.

18:00 - Avukat Erdoğan: Delil delil değil, tanık tanık değil, bilirkişi bilirkişi değil, bu da hukuk değil.

17:50 - Avukat Erdoğan: Raporlar "Dünya Bylock'u 15 Temmuz'da öğrendi" diyor. "Müvekkile 2013'te konuştuğun kişide neden Bylock var" deniyor. Nereden bilsin?

17:48 - Avukat Erdoğan: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yaveri FETÖ'cü çıktı. Kimbilir kaç kez konuştular. Bylock yüklü kişiyle telefonla konuşmak nasıl delil olabilir?

17:46 - Avukat Ayhan Erdoğan, savcıya cevap veriyor.

17:44 - Bülent Utku, duruşma savcısının 2014'te "Fethullah Gülen'e hakaret edildi" diye hazırladığı iddianameden alıntı yaptı.

17:43 - Savcı, Bülent Utku'ya "Sürekli hakim savcıları suçladınız, esasa ilişkin bir şey göremedim. Savcıları yargılıyorsunuz" dedi.

17:40 - Bülent Utku'nun savunması bitti. Sıra heyet, savcı ve vekillerin sorularında.

17.40 - Av. Bülent Utku: Gazete Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel, Resul Çakır, Fikret Seçen, Hasan H. Özese, Ali Fuat Yılmazer, Tufan Ergüder haberinden ceza aldı. Odatv davasında Yalçın Küçük beni yargılayan hakim terfi eder demişti. Başkan Yargıtay'a atandı şimdi firarda. Bizi tutuklayan hakim Mustafa Çakar Ağır Ceza başkanı, Savcı Mehmet Akif Ekinci HSK’ya seçildi. Şimdilik terfi ettirdiklerimiz bu kadar. 12 Eylül darbecilerine karşı ilk çıkış olan Aziz Nesin’in öncülüğünde hazırlanan Aydınlar Dilekçesi’ne bakarsanız imzamı görürsünüz. 27 Nisan Muhtırası’na karşı düzenlenen bildiriye de imza attım . Yaşamım darbeye, darbecilere karşı mücadele ile doludur. Cumhuriyet Gazetesinden bir örgüt çıkaramazsınız. Örgüt arıyorsanız dosyaya bakın, orada rahatlıkla bulabilirsiniz.

16.40 - Av. Bülent Utku: Can Dündar’ın Genel Yayın Yönetmenliği'ne atanmasına ilişkin vakıf kararında Mustafa Balbay’ın imzası var. Bizi suçlayan da o.

Mustafa Balbay, 2 Haziran 2017'de Silivri'ye beni ziyarete geldi, kendisine 'seninle görüşmeyeceğim' diyerek geri döndüm.

16.35 - Av. Bülent Utku: Gözaltındayken arkamızdan yazı yazan fırsatçı ve kafatasçı Hikmet Çiçek ve Oktay Yıldırım ile mesleki faaliyetlerimi tartışacak değilim.

Gazetenin yayın politikasının değişip değişmemesi savcıları değil, okuyucuları ilgilendiren bir husustur.

16.30 - Av. Bülent Utku: İddianamenin “Yayın Politikası Değişimi” başlıklı bölümüne verilecek tek cevabın, “Sana Ne!” olduğunu düşünüyorum.

16.25 - Av. Bülent Utku: Savcılıktan, bilirkişi isimlerinin tarafıma bildirilmesini istedim. Kısıtlılık nedeniyle reddedildi. İtirazim da kabul edilmedi.

16.21 - Av. Bülent Utku: Sonuç olarak heyetinizin kabul ettiği iddianame daha sanıkların görevlerinin ne olduğunu dahi doğru yazamamış bir iddianamedir.

Bilirkişilerden ikisinin sadece adı ve soyadı belli. Resmi bilirkişi olup olmadıkları ve uzmanlıklarının ne olduğu belli değil.

Avukatlar EFT'lere sebebini yazarlar. EFT’leri kuşkulu saymak ancak marazi bir yaklaşımın ürünü olabilir ya da suç yükleme kastının ürünü. CMK 69'a göre, bilirkişilerin adlarının ve soyadlarının, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip olanlara bildirilmesi gerekir.

16.05 - SEGBİS kaydı için duruşmaya beş dakika ara verildi.

16.03 - Av. Bülent Utku: Savcı Özgür Metin kendisine yazılan müzekkerelere cevap vermiyor. Amacı yargılamayı uzatmak ve tutukluluğun devamını sağlamak .

16.02 -Mahkeme Başkanı müdahale edince Av. Bülent Utku: Birazdan size geleceğim, Allah'ın sopası diye bölümde Fethullah Gülen'i nasıl koruduğunuzu anlatacağım, sabredin.

16.00 - Av. Bülent Utku: Gazetenin manipülasyon ile insanları etkilediği iddia edilmişse de bu yolu seçenin operasyon yapanların olduğunu dosya ele vermektedir. Gazetenin FETÖ ile ilişkilendirilmesine kimse inanmaz. Buna pratiklerimiz engeldir. Bu nedenle dosyaya PKK, giderek DHKP/C de eklenmiştir.

DHKP/C ile ilgili suçlama, vakıftakilere karşı ileri sürülmüşse, yönetici olmayanlara karşı da ileri sürülmesinin nedeni nedir?

Peki, Gazetede o tarihte çalışmaya başlamamış olan kişi için DHKP/C suçlaması getirilmesinin mantığını kim, nasıl izah edebilir?

FETÖ’ye, PKK’ye destek için girişilen çaba beyhude demektir. Üstelik bu, hukuksal-yasal-mantıksal unsurlardan yoksun bir çabadır.

TEM’in gönderdiği yazıda rapor yok tespit var denmiştir. Hal böyle iken, iddianamede RAPOR denilebilmektedir.

Cezaevinde örgütü sordular FETÖ ve PKK dedim. “olmaz!”dediler. Tutanakta FETÖ/PDY,PKK/KCK yazılıydı FETÖ’yü seçtiler Sorun çözüldü!

15.45 - Av. Bülent Utku: Recep Tayyip Erdoğan Can Dündar'ın tahliye kararına "Öyle bırakmam onu" der.

Başka bırakmayanlar da vardır. Hem bizi hem Can Dündar’ı...

Soruşturma FETÖ PKK'den yürütülürken DHKP-C sonradan eklenmiştir. Ahmet Şık'ın tutuklanması FETÖ PKK'den iken neden iddianamede DHKP-C suçlaması bunların yerini almıştır?

15.35 - Av. Bülent Utku: Görevin bu operasyon için atanan Murat İnam’a verilmesinin nedeni, müebbetle yargılanması nedeniyle iradesinin ipotek altında olmasıdır. Cumhuriyet soruşturmasının başlangıcı 18.08.2016 olsa da operasyon fikri 29 Mayıs 2015 tarihli MİT TIR'ları haberine dayanıyor.

15.30 - Av. Bülent Utku: Matbaa, bastığı gazetenin her nüshasını savcılığa teslim eder, basın savcısı bakar, suç varsa dava açar. Böyle açılan hiçbir dava yoktur. Daha önce suçlama konusu yapılmayan haber ve yazılar daha sonra suçlama konusu olunca sormalı, “şimdiye kadar neden dava açmadın?"

15.25 - Av. Bülent Utku: Dosyadaki 8 yazının PKK ile ilgili olmadığı görünüyor. Savcının FETÖ+PKK için operasyona başlama nedeni toplumda yaratılmak istenen algı. Cumhuriyet Gazetesinin FETÖ ile ilintili olduğu algısının yalnız başına yaratılması yeterli bulunmamış, buna PKK da eklenmiştir.

15.17 - Av. Bülent Utku: Cumhuriyet “cesur olma hakkını” kullanan gazetelerdendir. Çekinmeden sözünü söyler. Objektif, bağımsızdır. Çok bedeller ödemiştir. Cumhuriyet operasyonu 18/08/2016 tarihli “RESEN SORUŞTURMA BAŞLATMA TUTANAĞI” ile Savcı Murat İnam tarafından başlatılmıştır. Tutanakta soruşturmaya resen başlandığı yazılı ise de kimse buna inanmasın. Savcı Murat İnam, herkesi kandırmaya kalkıyor. Savcı Murat İnam operasyon başlatmak için Aydın Engin'in yazısı dışında başka bir haber ve yazıyı gerekçe olarak göstermemektedir.

15.15 - Av. Bülent Utku: Erdoğan "cezaevindeki 177 kişiden sadece 2'si sarı basın kartı sahibidir" diyor. Sadece bu dosyadaki 9 kişinin sarı basın kartı vardır.

NuriyeGülmen ve SemihÖzakça cezaevine konuldular. Açlık grevi günlerce sürerken tutuklanmayı haklı-makul görecek hiçbr mazeret yoktur. İnsanların “cesaret hakkı" vardır. Ben bu hakkımı sonuna kadar kullanacağım. Ama bazı kişiler için bu “HAK” bir “GÖREV”dir. Bu görevleri yerine getireceklerin başında da hukukçular ve gazeteciler gelir. Davetim onlaradır. “Cesaret hakkını” kullanmaktan çekinmesinler.

15.10 - Kısaca iddianameye inanmayın, beraatimi istiyorum diyebilirdim. Öyle yapmayacağım. Ancak düzenlediğiniz tensip zaptı, heyetinizin iddianameye inandığını gösteriyor. Erdoğan, "Hapisteki gazetecilere ilişkin "144'ü terör, 4'ü adi suçlardan içerde” dedi. Dosyamıza göz atılması herşeyi anlatıyor. Bülent Utku savunmasına devam ederken mahkeme başkanı, "Size yönelik suçlamalarla ne ilgisi var" dedi. Utku: Sizin istediğiniz gibi yapayım?

15.08 - Av. Bülent Utku: 33 yıllık meslek yaşantımda, düzenlediğiniz tensip zaptı gibi bir metinle, sıkıyönetim mahkemeleri dışında pek az rastladım. Zamanın koşullarını, ruhunu sadece 15 Temmuz darbe girişimi ve bu darbe girişimine karşı alınan önlemlerle açıklamak yetersiz kalır.

15.05 - Bülent Utku 2002'de AKP'nin iktidar olma şansını hazırlıksız yakaladığını ve Gülen'le hareket ettiğini söyledi.

15.00 - Duruşma Murat Sabucu'nun ardından Av. Bülent Utku'nun sorgusuyla devam ediyor.

Savcı söz alarak "iddianameyi Murat İnam imzalamamıştır" dedi. Akın Atalay, "imzaladı demedik, soruşturmayı yürüten dedik" diye cevap verdi.

Heyetinizin adil, bağımsız, tarafsız yargılama yapamayacağını düşünüyorum.

13:14 - Yargılamaya saat 14:30'e kadar ara verildi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Bülent Utku savunma yapacak.

13:13 - Murat Sabuncu: Ben Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Gülen bana koku hediye etti, kalem hediye etti diyen gazeteci olmadım. Gülen'i öven tek yazım yok. Bizler namus ve şerefle gazetecilik yapmış; geçmişi belli gelecegi de belli olan kişileriz...

13:10 - Murat Sabuncu, Mahkeme Başkanı'nın "Vakıf yönetiminin herhangi bir haberin yayınlanıp yayınlanamayacağı konusunda bir telkini olabilir mi?" sorusu üzerine "Göreve başlamamdan tutuklandığım ana kadar hiçbir etki olmamıştır. Her sabah vicdanımla masama oturur vicdanımla kalkarım" dedi.

13:00 - Mahkeme Başkanı'nın "Terör örgütleriyle ilgili aranıza sınır konması için belirteciniz nedir?" sorusuna Sabuncu, şu yanıtı verdi:

"Vakıf Yönetim kurulu'nun belirlediği ana çerçeve ve temel ilke kapsamında Cumhuriye'te ayrımsız olarak şiddet savunulamaz. Terör eylemini gerçekleştiren örgüt terör örgütüdür. Bazen bir eylemin neden, kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda bir belirsizlik varsa 'eylemci' ya da 'saldırgan' denir."

12.56 - Mahkeme başkanı Sabuncu'ya soruyor: Terör örgütleriyle araya mesafe koyma kriteriniz nedir? Ara dönemde kim sorumluydu?

"Ben üstlenebilirim. Hiç sorun değil. Ben cevap verebilirim... İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe'nin yolundan dönmeyiz. Vakıf yönetim kurulunun belirlediği çerçeveye göre bütün şiddet eylemleri terör olarak tanımlanır. FETÖ, PKK veya başka örgüt olsun."

12.53 - Murat Sabuncu: Gazetenin GYY odasının bir penceresi mezarlığa diğeri Adliye'ye bakıyor. Cumhuriyet'in hayatı bu arada geçti.

12:50 -MuratSabuncu: Gelelim Hurşit Külter haberlerine. Bu cumartesi günü kez Cumartesi Anneleri, Beyoğlu’ndaki meydanda bu ülkenin kimi görevlileri tarafından kaybedilen evlatları için toplanacak. Onlar, 644 haftadır evlatlarını arıyorlar. Bu 1990’lar ülkemizin bir gerçeği. Bir kişinin kaybolduğuna ilişkin haberlerin çıkmasından sonra gazetecinin görevi soru sormaktır. Cumhuriyet de bunu yapmış.

12.49 - Murat Sabuncu: 15 Temmuz'dan 3 gün önce bizim başlığımız "YAŞ"ta gündem" Star'ın manşeti "Feto'nun İşi Yaş". Ne farkı var bizimkinden?

12.42 - Murat Sabuncu: O gece 4 partinin vekilleri Meclis'teydi. O meydanda HDP de olmalıydı. Biz "Eksik Demokrasi" manşetimiz için suçlanıyoruz.

12.36 - Murat Sabuncu: Cihangir İslam, İbrahim Kaboğlu cadı avı mağduru değil mi?120 bin kişinin ihraç edilmesi cadı avı değil mi?

12.30 - SEGBİS kaydı için duruşmaya on dakika ara verildi.

12.25 - Murat Sabuncu: 6 milyon oy alan bir partinin olmadığı mitinge 'Eksik Demokrasi' demek suç mu? Yenikapı'ya HDP çağrılmadı diye 'Eksik Demokrasi' dememizi nasıl eleştirebilirsiniz?

12.15 - Murat Sabuncu, mahkeme heyetine darbe girişimi sonrası (16 Temmuz) Cumhuriyet'i göstererek şunları söyledi: İddianameye girmeyen başyazıyı da göstereceğim. Darbe gecesi tüm çalışanlar biraradaydı. O gece 12.00'de uçaklar uçarken bizim başlığımız hazırdı. "Darbeye Karşıyız Çözüm Demokrasi". Darbeciler gazeteleri basarken bekledik. Gelirlerse iki laf etmek için. Darbe sabahı basılan manşetimizi savcı dosyaya eklemedi.

12.10 - Murat Sabuncu: Zaman zaman ailem ya da milletvekili arkadaşlar 'Süreçte sana en ağır gelen neydi' diye sordular. Evimin basılması mı? Terörle mücadelede bodrum katında bekletilmem mi? Çocuğu olan 47 yaşında bir adam olarak Silivri Cezaevi'nde pantolonumu çıkarmaya zorlanmam mı? Bir gazeteci olarak manşetlerin üstünden geçmem bana ağır geliyor. Burada yargılananlar 28 ile 60 yıl arasında gazetecilik yapmış kimseler. Cumhuriyet gibi laikliğin, demokrasinin savunulduğu gazetedeki insanlara FETÖ suçlaması yöneltilmesi bana zor geliyor.

12.05 - Murat Sabuncu: İktidar temsilcilerinin, o gruba en ağır hakaretler eden gazetecilerin o zaman konuştuklarını buraya getirmeyi kendime yakıştıramam. 17-25 Aralıkta paralar, ayakkabı kutuları ortaya yayıldı. Abdullah Gül ABD'ye aracı gönderdi. Bunları yazmayana gazeteci denir mi? 'Cumhuriyet 17 Aralık yayın yasağına uymayacak' tweetinden darbeye destekle suçlanıyorum. Böyle bir suçu nasıl görmezdik?

11.58 - Murat Sabuncu: Herkes Ahmet Şık'ın kitabı İmamın Ordusu'nun peşindeydi. Korkusuz 100 kişi tarafindan basıldı. O 100 yayıncıdan biri de benim. Eskiden gazeteciler haberin ve tarihin tanığıydı artık meslektaşlarının yargılandığı davada tanıklıklar. Bu da tarihe geçecek.

11.55 - Murat Sabuncu: Biz ağır tecritteyiz. "Görmek istersen denizi yukarıya çevir yüzü" derdi Sabahattin Ali. Biz tecritte yukarıyı da göremiyoruz. Bizim gökyüzümüz deniz gibi değil Sn. Başkan.

11.54 - Murat Sabuncu: Mehmet Ekinci ile konuştum. Odatv yargıcı idi. Ömürlerinden iki yıl çaldığınız, dokunanın yandığı arkadaşlarımızın görüşmecisi idim.

11.50 - Murat Sabuncu: Bir gazeteci herkesle temas eder ama mesafesini korur. 'Bylock' kullanan 18.000 kişi varken 13 kişiyle görüşmüşüm. Bir gazeteci olarak binde birine bile temas etmemişim. Az olmuş. Cumhuriyet Vakfı Türkiye'nin en saygın isimlerinden oluşan ve tek amacı Cumhuriyet'i yaşatmak olan bir vakıftır.

11.47 - Murat Sabuncu: Ben gazetede 2014 yılında çalışmaya başladım. Ama siz 2013 yılında vakıfta olanları bana soruyorsunuz. O tarihte vakıf çalışanlarını tanmıyordum. Çay içmişliğim yoktur.Tanımadığım insanlarla çalışmadığım gazetenin vakfını ele geçirmişim.

11.45 - Murat Sabuncu: 28 yıllık gazeteciyim. En son Cumhuriyet'te çalıştım. TGC ve IPI üyesiyim. Üyesi olduğum örgütler gazeteci örgütleridir.

11.44 - Murat Sabuncu: Utandım çok. 3 tanık Cumhuriyet Gazetesi'nden.

11.40 - Murat Sabuncu: Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin bedeli tutuklanmak, cezaevine konmak ve savunma için 9 ay beklemek. Biz bunların hepsini yaşadık. Benim hiç MASAK raporum yok. Ama savcı 'zengin göstersin diye' iddianameye MASAK raporu da var diye eklemiş.

11.37 - Murat Sabuncu: 4 yılda bin 400 manşet atılır. Bilirkişi içinden cımbızla çekip rapor yapıyor. İddianameyi hazırlayan savcılar adetaları çok seviyor. Adetalarla dolu adeta bir iddianame sayın başkan. Siz gazetenin %10'u dışında tüm gazeteyi, ailelerimizi dokuz aydır mağdur ediyorsunuz. Arkadaşımızın 5 yaşındaki çocuğunun mal varlığı bile sorgulanmış.

11.35 - Murat Sabuncu: Bu davanın savcısı, bizi tutuklatan kişi FETÖ'den ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor ama tutuksuz. FETÖ şüphelisi savcı Murat İnam bize FETÖ iftirası atıyor. Müebbetle yargılanırken tutuksuz, biz dokuz aydır tutukluyuz.

11.30 - Murat Sabuncu: Davanın başladığı gün gazetecilerin bayramıdır. Bizler bayram günü yargılanmaya başlanan gazetecileriz. Dün basın bayramıydı biz gazeteciliği, haberleri savunmak durumunda kaldık. Biz bugünü otosansürün yıkılması olarak kutlayacağız.

11.26 - Duruşma 1 saat gecikmeyle Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu'nun savunmasıyla başladı. Avukatlar jandarmanın Murat Sabuncu'nun yanında ayakta durmasına itiraz etti. Mahkeme Başkanı itirazı kabul etti.

11.25 - Bugünkü duruşmaya ayakta kimse alınmıyor.

11.00 - Arkadaşlarımız duruşma salonuna alınmaya başlandı. Avukat, gazeteciler ve izleyiciler duruşma salonuna alındı.

10.30 - Davanın ikinci duruşması Çağlaya Adliyesi Ç Blok zemin kat büyük salonda birazdan başlayacak.