Cumhuriyet davasında karar günü: 7 tahliye
28.07.2017 10:48 GÜNCEL

Cumhuriyet gazetesi yazar, yönetici, muhabir ve avukatlarının "terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla tutuklu veya tutuksuz olarak yargılandıkları dava, gözaltılardan 9 ay sonra başladı.

Yargılamayı yapan mahkeme bugün 5. gün oturumunu saat 10.30'da açtı.

Yapılan savunma ve taleplerle ilgili olarak duruşma savcısının görüşünü açıklamasının ardından heyet müzakereye çekilecek. Mahkeme, tutuklu sanıkların durumları ile diğer talepleri değerlendirecek.

Gözaltılardan 9, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra başlayan davada, 12’si tutuklu 18 kişinin yargılandığı davada gazeteci ve avukatlar, iddianamede yer alan suçlamaları yanıtladı. Duruşmanın bugünkü beşinci oturumunda mahkeme, ara kararını açıkladı.

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarının da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 19 kişinin yargılandığı davada ara karar açıklandı. Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 19 sanıklı davada 7 tahliye verildi. 5 kişinin haricinde Hakan Karasinir ile Önder Çelik'in de tahliyesine karar verildi. Can Dündar ile İlhan Tanır hakkındaki yakalama kararının devamına karar verildi.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tahliye edilen isimler: Bilet Utku, Kakan Kara, Musa Kart, Turhan Günay, Önder Çelik, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör. Akın Atalay, Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve Ahmet Kemal Aydoğdu'nun tutukluluğuna devam kararı verildi.

- CANLI -

SAVCI, MÜTALAASINI AÇIKLADI

17:50 Savcı mütalaasını verdi. Savcı, Güray Öz, Musa Kart, Turhan Günay, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör'ün tahliyesini istedi. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Önder Çelik Ahmet Şık ve Kadri Gürsel'in tutukluğunun devam etmesi istendi.

Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör ve Musa Kart hakkında adli kontrol şartı ile, Güray Öz ve Turhan Günay için ise direkt tahliye istendi.

16.40 - Av. Fehmi Demir: Siz değerli heyetten zor olan yolu tercih etmenizi istiyoruz. Gerçeğe ancak hukuk için savaşacak güce sahip olduğunuzda ulaşırsınız. Dolayısıyla hepimiz biliyoruz bu yargılama tutuksuz da yapılır. Arkadaşlarımızın özgürlüğünü sınırlayan kararların alınmamasını diliyorum.

16.37 - Av. Fehmi Demir: Bu davalarda suçlar şahsileştirilmez, tutuklamalar kitlesel yapılır, suç tarihi bile bu iddianamelere yazılmaz. Sonuçta fezleke iddianameye dönüşür ve bu da hüküm olarak karşımıza çıkar. Bunları 'Geçmişe karşı nerede duruyoruz?'u sormak için anlattım. Gelecek bakımından çeşitli çıkarsamalar yaptığımız hayati öneme sahip bilgilendirmelerdir.

16.35 - Av. Fehmi Demir: Acaba Türk yargısı tüm bu olaylardan sonra ders çıkarmış mıdır? Çünkü Türk yargısı açısından büyük bir kan kaybıdır bunlar. İddianameye baktığımızda soruşturma 2 isimsiz ihbarla başlıyor. 22 Ağustosta da Cem Küçük denen kişi tanık oluyor. Bu şahıs, -daha dün okudum- yargıç gibi davranıyor ithamlarda bulunuyor. Böyle bir kişi tanık olarak kabul edilebilir mi?

16.34 - Av. Fehmi Demir: Bilirkişilerin bulduğu her şey bu gazetede çalışanların aleyhine. Yani bunların içinde hiç lehe konuşacak biri yok mu? Maalesef yargının yerine kolluk merkeze gelmiştir.

16.34 - Av. Fehmi Demir: Soruşturma savcısı Murat İnam adil yargılama hakkımızı ihlal etmiş olsaydı bir kez dile getirir bir daha anmazdık. İnam hiçbir dürüst soruşturma ilkesine bağlı kalmaksızın soruşturma yaptı. Bu soruşturma bir sulh ceza hakiminin önüne gelmesine rağmen bilirkişi raporları verilmedi. İstedim yanıtları çok geç oldu başka zaman dediler ve müvekkilleri toplu olarak tutukladılar. Tutuklamaların tümüne diğer sulh ceza hakimleri itirazlarımızı reddetti. İstanbul cumhuriyet başsavcısı da maalesef bütün bunlara ortak oldu. Heyetiniz de bu iddianameyi kabul etmekle beraber tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir tutukluluk incelemesinde. Kötülüğün organizasyonu bireysel olandan kötüdür üstelik devlet yaparsa daha kötüdür. İnam sadece burada yargılanan müvekkilleri etkilemedi izleyiciler açısından da adalet duygusuna güveni sarstı.

16.33 - Av. Fehmi Demir: Defalarca huzurunuza gelmiş Mustafa Kemal Güngör'ün kaçacağına ihtimal verdiniz mi? Akın Atalay, arkadaşları gözaltındayken yurt dışından geldi, tutuklandı. Kaçacağına inanıyor musunuz? Ne tutuklanmalarında ne de tutulmalarında hiçbir gerekçe yoktur. Sanıklar bize suçumuzu berin diye yalvarıyorlar ben de size yalvarıyorum bize gerekçe verin. Sizin somut kanıt gördüğünüz şeyi biz belirti olarak bile niteleyemiyoruz. Adalet belki sürekli sağlanamayabilir ancak adaleti tek tek davalarda yakalamak da mümkündür.

16.32 - Av. Fehmi Demir: İspata muhtaç olanı delil diye sunmanın kanunla ilgisi yoktur. Soruşturulmaya karar verilen hedefteki kişi hakkında siyaset ve emniyet harekete geçince medya algı operasyonu yapıyor. Bilahare yargılananlar kamuoyunda itibarsızlaştırılmaya çalışıyor. Gece yarısı ve sabah operasyonlarıyla kişiler evlerinden alınıyor ve kamuoyu oluşturarak yargılamaya kılıf hazırlanır. Attığı tweetler yazdığı yazılar tarihsel bir kronolojiye dizilmeden 2 yıl önce attığı mesajı sanki 2 saniye önce yazmış izlenimi yaratılıyor. Demek ki bu davalarda bir suç inşası söz konusudur.

16.30 - Avukatlar son beyanlarını sunuyorlar. Sonrasında savcı mütalaa verecek.

16.25 - Av. Fehmi Demir: Gazeteciler özgürlüklerinden yoksun kaldıktan 9 ay sonra nihayet kendilerini ifade etme ve yanıt verme olanağı bulmuşlardır. Bu 'sözde' yargılamanın sonuna kadar tek bir söz söylenmese dahi, iddianamenin hukuki bir metin olduğunu söyleyecek tek kişi bulamayız. Bu iddianame hukuki metin değildir. Silivri davalarından biliyoruz. Önce medya algı olusturur, kişiler itibarsızlaştırılır, gece yarısı evler basılır ki kamuoyu için inandırıcı olsun. Acaba Türk yargısı tüm bu olaylardan sonra, ki bu olaylara katılmış polisler, savcılar, yargılanıyorlar- ders çıkarmış mıdır? Cem Küçük daha dün gazetede, bu davanın yargıcı gibi beyanlarda bulunuyor. Bir kısım arkadaşımızı infaz ediyor. Böyle tanık olabilir mi?

16.19 - Av. Fikret İlkiz: Caretta carettaların gazetecisini, yani Hakan Kara’yı, düşünmeyenleri düşünmeye sevk edeni verin artık. Turhan Günay’ın daha fazla dava anısı olmasın. Kitaplar artık Silivri’de kalmak istemiyorlar, çıkın koliden diyoruz, çıkmıyorlar. Güray Öz’e gönderilen mektupları haddimizi yetkimizi aşarak okuyoruz. Telefonla okurlara yanıt veriyoruz, ‘Siz kimsiniz’ diyorlar anlatıyoruz inanmıyorlar. Güray gelsin, işini yapsın bizi kurtarsın. Gurur duyduğumuzu ifade etmek zorunda olduğumuz Murat Sabuncu iznini uzattı da uzattı. Artık kaytarmasın işinin başına dönsün. Haberlerle başa çıkmaktan yorulduk. Dolar aldı başını gidiyor. Ne reklam veriyorlar ne ilan alıyoruz. Kağıttır baskıdır matabaadır anlamıyoruz. Önder Çelik gelsin işini yapsın. 40 yılın başında yayın danışmanlığı geldi aklımıza. Bir ay bile çalışmadan Kadri Gürsel çekip gitti. Yeter artık işine dönsün. Ahmet Şık çık dışarı. Cezaevini mesken tuttmaktan "şimdilik" vazgeç, eşi kızı var, çok seviyor. Zannetmesin ki gelirse işten atarız, gelmezse işten atarız. Bülent Utku, Akın Atalay, Mustafa Kemal Güngör’ü verin bize gidelim. Ne zaman çağırırsanız her zaman geliriz. Çünkü onlar savunma.

16.10 - Av. Fikret İlkiz: BM Çalışma Grubu, en uygun çözümün, bir an önce serbest bırakılmasını ve uluslararası hukuka uygun olarak tazminat ve diğer haklarının verilmesini talep etmektedir. Ve hükümetten sonuca bilişkin bilgi istiyor. Yani ne sonuç çıkarsa çıksın, hükümetin bunu Çalışma Grubu'na iletmesini istiyor. Hiçbir şey olmasa bile bugün ne karar çıkarsa çıksın hükümetin görevi bunu çalışma grubuna bildirmektedir.

16.00 - Av. Fikret İlkiz: Bu rapordaki soru şu: Hürriyetten yoksul kılma hangi durumlarda ihlaldir? Çalışma grubunun özellikle tutuklamayla ilgili 5 ayrı kategorisi var. Vakıf Senedi, "Onları AİHS'e göre hareket etmeyi emreder." diyor. Karardan okuyorum: "Cumhuriyet 1924'ten bu yana tüm engellere rağmen kendisini basın özgürlüğünü savunmaya adamıştır. Gazete beyanını AİHS'ten almakta, insan hakları ve demokratik Türkiye için mücadele etmektedir. Bu nedenle haber yaparken gazete çalışanlarının çeşitli risklerde aldığını görüyoruz. Cumhuriyet için bağımsızlığın her şeyden önemli olduğu 1924'ten bu yana savunmuştur. Okurları ile ayakta kalır".
2 Şubat 2017'de Çalışma Grubu, hükümete ulaştığı zaman, hükümet süre istedi. 11 Nisan 2017'de hükümet görüşünü bildirdi. Hükümetin görüşü AYM'ye verdiği görüşün bire bir aynısıdır. Bunun üzerine hükümete uyguladığınız tedbirler "Orantılı mıdır, demokrasiye uygun mudur, yasallık ilkesine sahip midir" diye sordular. Hükümet, "Biz gözaltı süresini mecburen 30 gün yaptık. Gözaltı süresini 4-5 günle sınırladık" dedi. Avukatları ile görüşemiyorlar diye sorulduğunda ise “Hayır, avukatları ile görüştüler” yanıtını verdi. Hatta bizde bu anlamda bir sınırlama yoktur, 15 Temmuz’un gerekçesi ile uyumludur önlemlerimiz dediler. Anayasa mahkemesi bir gün karar verirse hükümet görüşünü bu dosyaya sunacağız.

15.52 - Hakan Kara: Eylül 2016'da Cumhuriyet olarak basın alanında Alternatif Nobel Ödülü aldık, Kasım 2016'da tutuklandık. Cumhuriyet, araştırmacı gazetecilik konusu ve çevreye verdiği önem dolayısıyla aldı bu ödülü. Türkiye aldı. ba gösteren insanları ödüllendiriyor. Ödülü veren Doğru Yaşam Vakfı, insanların doğaya uygun yaşam sürmeyi teşvik eden, çok saygın bir grup. Türkiye'de ilk defa Cumhuriyet'e verildi. Ödül verildikten bir ay sonra tutuklandık. Alternatif Nobel Ödülü, bize gerçekten yakıştı. Böyle ödüller çok verilmiyor. Aldık müzemize koyduk. İşte Birleşmiş Milletler'e başvuruyu bize bu ödülü veren grup yaptı.

15.45 - Avukat Fikret İlkiz: Size BM raporu çevirisi sunuyorum. O raporda sözü geçenler bu salonda tutuklu olan arkadaşlarımız. 181 ülkenin tanıdığı bu konseyi tanıyoruz ve ne isterse yerine getirmeliyiz. Şimdi izin verirseniz sanıklardan Hakan Kara'ya söz verip alternatif nobel ödülünü anlatmasını isteyeceğim.
Hakan Kara: Savaş, açlık, çevre konusunda çalışma yapan arkadaşlara verilir alternatif nobel ödülü. Son yıllarda basın da bu kapsama girdi. Ve Türkiye'de ilk defa Cumhuriyet gazetesi bu ödülü aldı. 1 ay sonra da hapse girdim. Bu ödül Cumhuriyet'e neden verildi? Ben çevre haberleri yapıyordum. Beni buldular ve Cumhuriyet'in çevre konusunda yaptığı haberlerle ilgili bizi ödüle layık gördüler. Gazetenin girişinde bir müzemiz vardır. Orayı gezince onlarca ödül görürsünüz. Alternatif nobel ödülü de orada.

15.30 - Avukat Alp Selek: 60 yıla yakın avukatlık yaptım. Olağanüstü tüm durumlarda vekillik görevimi yerine getirdim ama ilk kez böyle iddianame gördüm. Böyle yoktan suç yaratan iddianame hayatımda görmedim. Vakıf malının satılmasının için suç olduğunu ilk defa burada gördüm ve buradakiler bunu savunmaya çalışıyor. Vakfın görevi belli. Böyle sorular sorulması bu davanın başka bir görevi olduğunu ortaya koyuyor. İstanbul Ağır Asliye Ticaret Mahkemesi kurulsun orada açılsın bu davalar. 'ByLock'la telefon görüşmesi yapma var. Ben buna hiç önem vermiyorum. Size her telefon geldiğinde "Bana şöyle telefon geldi, ByLock'cu olup olmadığını bilmiyorum" diye savcılığa bildirmeniz gerekir. ByLock suçlamaları ile 5-10 milyon insan sanık konumuna getirilebilir. Müvekkillerimin hepsinin beraat etmesini istiyorum.

15.23 - Öğle arasından sonra duruşmaya tekrar başlandı. Mahkeme Başkanı, saat 21.00'e kadar ara karar verebilmek için savunmaların kısa tutulmasını istedi.

14.08 - Duruşmaya 1 saat ara verildi.

14.07 - Avukat Bahri Belen: Bu haberler ve başlıklardan AKP, MHP, hatta CHP veya başka bir parti, halkın bir kısmı rahatsız olmuş olabilir; ama bu haberler halkı bilgilendirmek halkın haber alma hakkı için yapılmıştır. Hakimlere, savcılara kızamıyorum; çünkü tahliye veren hakimler, tahliye isteyen savcılar ihraç ediliyorlar ve haklarında davalar açılıyor. İşiniz zor. Hakimlik ve savcılık tarihine bir not düşülmesi, ülkemizde hukuk güvenliği ve adalet için umut olacak bir karar talep ediyorum.

13.47 - Avukat Bahri Belen: Can Dündar bunlardan korktuğu için değil devlet onun canını koruyamayacağını söylediği için yurtdışına gitti. Devlet yasak koymadı Can Dündar 'ın gitmesine.

13.45 - Avukat Bahri Belen: Mustafa Kemal Güngör'ün avukatı olarak görülüyorum ama tüm sanıkların müdafiyim. Cumhuriyet Vakfı, gazete çıkarmak amacıyla kurulmuştur. Herkes Cemaat ve hizmet hareketinin iktidarın parçası olduğunu biliyordu ama 15 Temmuz'a kadar silahlı bir örgüt olduğunu bilmiyorduk. 17-25 Aralık'a kadar hizmet hareketi olan Cemaat, 15 Temmuz'da darbeci oldu. Bizim bildiğimiz iktidarın parçası olduğudur. Din şurası yapıldı, "Milletimiz bizi affetsin" dediler, suç duyurusu yapılabilir mi? Olamaz, hatta FETÖ, "Biz hükümetin ortağıyız ama yeni devlet sistemi kuracağız bu da islam devleti olacak." dedi, bunu da cezalandıramazdınız. İddianamede “Örgüt adına faaliyet” diyor. Bu mantığa göre ben de şunu sorarım Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, ordu, istihbarat, polis ve MİT'in bilmediği örgüt yapısını ben mi bileceğim de bilerek isteyerek yardım edecegim? Bu gazete ile ilgili temel suçlama; gazetede çıkan haber ve yazılar. Bunun dışındaki MASAK ve ByLock raporlarını müvekkillerimin karartma olasılığı yok.

13.30 - Mahkeme Başkanı, Güray Öz vekili Av. Adil Demirci'ye "Müvekkilinizin bir rahatsızlığı var mı?" diye sordu. Demirci soruya "Bu gerekçeye dayanamayacağız" diye yanıt verdi.

13.17 - Güray Öz'ün avukatı Adil Demirci: Soruşturma nasıl özensiz yapıldıysa bu iddianame de dil bakımından özensiz. Çok fazla yazım hatası var. Bir okur mektubunun dilekçesinin yönetimin değişmiş olduğuna dair delil olmasının ne kadar yersiz olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum. Bu iddianame ve eldeki delillerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunun örnekleridir. Öz'ün tahliyesini talep ediyorum.

13.15 - Avukat Can Atalay, Ahmet Şık'ın özgürlüğünü talep ederek savmasını bitirdi.

13.05 - Avukat Can Atalay: Aradan geçen 2 buçuk yıla rağmen eski haberlerini alıyor suçlama yapıyorlar. Ve ne hukuk kalıyor ne kanun. 2015 yılı haberleri için neden iki sene bekleniyor? Başsavcılık görevini ihmal mı etmiş yoksa açık ve yakın bir tehlike yok mu? Sizin bağımsızlığınız ve tarafsızlığınız kendinizden de bağımsız olmanız anlamına gelir. Ahmet Şık, savunmasında gazetecilik yaptı. Eksiği olduğu için eleştirebilirsiniz. Ama buna kızarak bir tutuklama devam ettirilemez.

12.50 - Avukat Can Atalay: Ahmet Şık gözaltına alındığı gün Sabah'tan Nazif Karaman'ın haberinde 'Ahmet Şık'a şu soru sorulacak' diye yazıyor ve savcı o soruyu soruyor. Ahmet Şık da "Siz mi soruyorsunuz, Nazif Karaman mı soruyor?" diye soruyor bunun üzerine.

12.44 - Avukat Can Atalay: Kamu düzeninin bozulmasına açık ve yakın bir tehdidi varsa soruşturma için neden 2,5 yıl beklemiş? FETÖ, PKK, DHKP-C arasındaki bağ nasıl kuruldu hala bilmiyoruz.

12.40 - Avukat Can Atalay: Ahmet Şık, tutuklanana kadar el konulan bir eşya yok. Neden bunları anlatıyorum. Ahmet Şık'ın bu davaya dahil edilmesinin nedeni bir tweet. Şık, "Rus Büyükelçi Karlov'u vuranın polis olduğu gerçeğini ne yapacağız" diyor. Bunun üzerine soruşturma savcısı bu tweetten 6 gün sonra "Ahmet Şık'ı gözaltına alın ve hazır edin" diyor. Şık'ı gözaltına alan polisler eve girmediler, arama yapmadılar sadece telefonunu kapattılar. Bu soruşturmada Ahmet Şık'la ilgili başlangıç şüphesi 2 taneydi: 301, TMK 7/2 başka hiçbir şey yok. Savcı Fahrettin Yerli, önce 301'den yapmaya meyil etti.

Avukat Tora Pekin ise bu sırada, "Önce 301'den başlayamazsınız, izin aldınız mı?" sorusunu yöneltti.

Önce izin alınması gerektiğini söyledik, 'Avukat Bey, kağıt işleri zaman alır' dedi. Sorgunun yapıldığı yer İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü. Tutanakta imzası olmayan bir polis memuru başından sonuna orada bulundu. Cumhuriyet operasyonundan 7 gün sonra İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına davet edildik. Ahmet Şık orada da nerdeyse burada yöneltilen soruların benzerini yanıtladı, çıktık. 17 Kasım'da İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu dosya kapsamında 301'den yargılama için izin adına Adalet Bakanlığına yazı yazıyor. Şikayet üzerine çağırdı Anadolu Adliyesi savcısı. Şikayetçi Antep'ten bir gazeteci.

12.36 - Ahmet Şık'ın avukalarından Can Atalay: Dosyaya ilk bakışta herhangi bir yargıcın Ahmet Şık ile ilgili tahliye kararı vermesi gerekirdi. Cezaevinde ağır tecrit koşullarında gazetecilik yaptı ve cezaevinde elde edebildiği bilgilerle 15 Temmuz'a ilişkin hiç bilmediklerimizi cezaevinde haber yaptı.

12.34 - Verilen aranın ardından Avukat Tora Pekin söz aldı. Pekin: Musa Kart'ın çizdiği karikatürlerin karşıtı şeylerle nasıl suçlanabildiğini biz kelimelerle anlatmaya çalışıyoruz.

12.25 - Duruşmaya ara verildi.

12.13 - Musa Kart'ın avukatlarından Yıldız İmrek: Bu yargılamayı hukuk tarihinin neresine koyabiliriz? McCarthy yargılamalarından çok daha karanlık bir yerde duruyor bu dava. Kuvvetli suçun ötesinde, iddianame hazırlanması için yeterli şüphenin bile olmadığını görüyoruz. Bu dosyada kaçma ve delil karartma şüphesi olmadığını da görüyoruz. 9 aylık tutukluluk peşin ceza olmuştur ve bu durumun devam etmemesi için meslektaşlarımızın ve gazetecilerin özgürlüğünü talep ediyoruz.

12.06 - Musa Kart'ın avukatı Uğur Yetimoğlu savunma yapıyor: Cumhuriyet gazetesinin 90 yıllık geçmişinin aksine hareket edildiği ve kuruluş politikasıyla ters düştüğü söyleniyor. Gerçekten savcıların cumhuriyet ilkelerine "sahip çıktığını" görmek bizi mutlu ediyor. Yönetim kurulu üyesi olduğu için görevi kötüye kullanmak suçlaması var. Bu suç kasıtla işlenir ve bir zarar gerektirir. Genellikle yapmamak, zamanında yapmamak ya da kanunun ön gördüğü şekilde yapmamakla gerçekleşir bu suç.

11.57 - Hikmet Çetinkaya'nın avukatlarından Av. Burak Oder: 'Bylock'lu telefondan aranmış olmanın delil olduğunu anlatmayacağım, nas��l bir algı yaratılmak istendiğini anlatacağım. Delil diye karşımıza konulanlar, kendi vukuu dışında bir vakıayı anlatma kabiliyetine sahip değiller! Müvekkilime sms atılmış. Eğer sms ile örgüt yaratılacaksa bayramlarda bir sürü sms atılıyor. Hikmet Çetinkaya, iddianameye göre 'Bylock'çu bir polis memuru ile görüşmüş. Numarayı aradık karakol çıktı. Çetinkaya, davada yardım ettiği iddia edilen örgütlerden aldığı tehditler nedeniyle koruma altındadır, o nedenle polisi aramıştır. Hikmet Çetinkaya'yı arayan numaralardan biri 0850'li numara. Bu bile iddianameye girmiş.

11.55 - Hikmet Çetinkaya'nın avukatı Kaan Karcıoğlu: Savcılık ciddi bir soruşturma yapmış olsaydı takipsizlik kararı verilecek ve adliye iş yükünden de kurtulmuş olacaktı. Müvekkilimiz 15 Temmuz'dan önce yazdığı yazılarda tehlike konusunda uyarıcı olmuştur.

11.50 - Bülent Utku vekili Av. Ayhan Erdoğan: Tahliye talebi konusunda dün söylediklerimiz yeterlidir. Başkaca bir şey demiyoruz.

11.45 - Kadri Gürsel'in avukatlarından Vecihi Tokuç: Kadri Gürsel'in sın��f arkadaşıyım. Vereceğiniz karar kamu vicdanını rahatlatsın. 'Yargılanan gazeteci yok' sözü kamu vicdanını rahatsız ediyor. Bu salonda gazeteciler, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanıyor. Buradaki insanların çoğunun dikili bir ağacı yok. Ki bunların çoğu 50-60 yıllık gazeteciler. Gazetecilikten başka bir şey yapmadıkları açık. Bu söze bir anlam veremiyoruz bu yüzden. Türkiye'de şu anda gazetecilik yargılanıyor. Kamu vicdanının rahatlatılması adına tahliye talep ediyoruz.

11.15 - Av. Köksal Bayraktar: Basın hürdür, sansür edilemez. Basın da düşünce özgürlüğüne sahiptir. Anayasa'da var. Yeni Basın Kanunu "Sansür edilemez"i kaldırdı. Ama ben bugün mahkemenin de "Basın hürdür" dediğini biliyorum. İnsanın düşüncesi sınırlanamaz. Düşünce özgürlüğü var ise basın özgürlüğü vardır, ikisi birbirinden ayrılamaz. Ben bugün bu davada basının hür olması gerektiğinin iddia makamınca da ortaya konmasını diliyorum. Basın Kanunu'nda yayın danışmanı yok dediniz. Yeni Basın Karunu 11. madde eser sahibi sorumludur diyor. Ama iktidar mutlaka birilerini cezalandırmak istediği için sorumlu müdür yanına yayın müdürü vb. de eklemiş. Kadri Gürsel'in gazetedeki statüsü Basın Kanunu çerçevesinde belirlenmiştir ve serbest bir statüdür, sorumluluğu yoktur. 'Nerede bizim silahlarımız, top, tüfeğimiz?' İddianamedeki suçlamalar bunu düşündürüyor. Basın bayramı 114 yıldan bu yana kutlanıyor. Bu dava, bu bayramın kutlanması için sebep olsun. Basın bu suçları işlemeye elverişli değildir. Çetin Özek, "İşlenmek istenen suça elverişli cebir şiddet gerekir" der. Ellerinde silah yok. Müvekkilim IPI üyesidir. IPI'ya 120 ülke üyedir. 1500 gazeteci temsil ediliyor ve bu insanları temsil eden kişilerin arasına Kadri Gürsel seçildi.

11.10 - Av. İlkan Koyuncu: Biz buraya Norveç'ten gelmedik. Adalet fışkırsın diye beklemiyoruz. Ancak hukuksuzluktan da ölüyoruz. 9 aydır tutukluyuz. Cemaat örgüttür diyen Kadri Gürsel sanık, Fethullah Gülen'in kitaplarını okudum diyen tanık. 9 aydır tutuklu olan biziz.

11.05 - Av. İlkan Koyuncu: Kadri Gürsel 2016 Mayıs'inda Cumhuriyet'te yazı yazmaya başladı. Sadece 12 Temmuz'da bir yazı yazdı. Ne 'FETÖ', ne darbe geçiyordu. Müvekilimi arayanlardan biri Nazlı Ilıcak. Programına müvekkilimi konuk almış. Ilıcak'ın telefonu Turkuaz medyaya ve Sedat Albayrak adına kayıtlı. Onların ifadesi neden alınmamış?

Kadri Gürsel'e dair bylock suçlamalarına dair: Muvekkilim sadece aranmış, sms atılmış.

11.00 - Kadri Gürsel vekili Av. İbrahim Koyuncu: İddianamede somut suçlama yok. Önce kendimizi suçlayıp sonra savunacağız. Müvekkil vakıfta hiçbir zaman görev almamıştır. Yenigün haber ajansında bir görevi yoktur. Basın kanunu kapsamında suç duyurusu da yok.

10.55 - Kadri Gürsel'in avukatı İlkan Koyuncu: İddianamede 2013 sonrasında bir takım usülsüzlükler olduğu iddia ediliyor. Müvekkilim 2013 öncesinde Milliyet gazetesinde çalış��yordu. Vakıf yönetiminde de hiç yer almamıştır.

10.50 - Av. Ali Rıza Dizdar, "Bu dosyada kişilerin özgürlüğünün kısıtlanmasını gerektiren herhangi bir delil toplanmamıştır. Derhal beraat verilmeli" dedi.

Mahkeme başkanı, derhal beraat koşullarının oluşmadığını, yargılamanın devamını gerektiren olgular olduğunu söyleyerek talebi reddetti.

10.45 - Cumhuriyet davasının 5'inci duruşması başladı. İsim yoklaması yapıldı.

10.30 - Sanıklar salona alınmaya başlad��.