Cumhuriyet’in Türkçesi
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Tam da Cumhuriyet’in bileşik sözcükleri yazım biçimini eleştiren yazımızın yayımlandığı gün (25 Haziran 2012), adı geçen gazetenin Ekonomi sayfasında şu başlıkla karşılaştık:

“Ön yargısız düşünün, farklı görüşlere açık olun.”

Sözün sahibi, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı. Ancak biz burada sözün sahibi ya da içeriği ile değil, yazılış biçimiyle ilgiliyiz. “Önyargı”, dilbilgisi açısından bileşik bir sözcük değil midir? Öyleyse neden ayrı yazılmış? Açıkçası, gözden kaçtığını düşünmüyoruz. Cumhuriyet gazetesinin düzeltme biriminde uzunca bir süreden beri tam bir kafa karışıklığı yaşanıyor; “doludizgin”ler “dolu dizgin”, “önyargı”lar “ön yargı”, “artırma”lar “arttırma” diye yazılıyor. Üstelik otomatiğe bağlanmış bir işlem sanki. Köşe yazılarında bile aynı yazım biçimini görüyoruz. Yani gazetenin bilinçli bir seçimi bu! Yakınlarda “gözdağı” sözcüğünü de “göz dağı” biçiminde yazarlarsa hiç şaşırmayacağım!

 

Start almak”

Cumhuriyet gazetesi, haftalık “Ankara” ekini bir süre önce günlüğe dönüştürdü. Çok da iyi etti. Böylece ana gazetede yer verilmeyen önemli kent haberlerini buradan izleme olanağına kavuştu başkent okuru. Büyük bir gereksinimdi. Birçok gazetenin yaptığını Cumhuriyet de sonunda benimsemiş oldu...

Ne var ki Cumhuriyet Ankara’da hemen her gün çok sayıda Türkçe yanlışı yapılıyor. Özensizliğin boyutu, “ana gazete”de savunulan görüşleri de bir anlamda geçersiz kılıyor. İsterseniz taze bir örnekle somutlayayım bu yargımı.

27 Haziran 2012 günlü Cumhuriyet’in ikinci sayfasında Adil İzci’nin “Dil Yoksulluğu” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Yazıda, basın-yayın organlarında sıkça görülen “start aldı” türünden uydurma başlıklar eleştiriliyordu. Önce o yazıdan şu satırları okuyalım:

“ ‘Start almak’! Aklımıza ne gelirse hepsi ‘start alıyor’. Bir muhabire bakarsanız, o sabah ‘Mahkeme, saat tam dokuzda start aldı.’ Bir örnek daha verelim: ‘Öğrenciler, okul yolunda. Yeni ders yılı, bugün start alıyor.’ ”

Bu satırlar sanki Cumhuriyet Ankara için yazılmış. Çünkü bir gün önceki “Ankara” ekinin “Kent Haberleri” bölümünde şu başlık yer almıştı:

“Onkoloji Konukevi start aldı”

Başlık kötüydü de içi nasıldı?

İşte haberin giriş tümcesi:

“Onkoloji Hastanesi’nde kanser tedavisi gören hastaların yakınları için başlatılan Konukevi için ilk adımlar atıldı.”

Bir tümcede iki “için”... Oysa azıcık emek verilse, bu tümce şöyle yazılabilirdi:

“Onkoloji Hastanesi’nde kanser tedavisi gören hastaların yakınlarına hizmet verecek Konukevi için ilk adımlar atıldı.”

Hangisi daha güzel?

 

 

 

 

“Rastgele” değil rasgele…

 

27 Haziran 2012 günlü Cumhuriyet Ankara’nın birinci sayfasında şöyle bir başlık görüyoruz:

“Fotoğraf avcıları rastgele...”

Türkçede “rast gelmek”, “rast getirmek”, “rast gitmek” yüklemleri vardır ama “rastgele” diye bir sözcük yoktur. “İşiniz rast gitsin” anlamında kullanılan iyi dilek sözünün yazılışı ise “rastgele” değil “rasgele”dir. Bu söz, avcılara ya da balıkçılara yönelik söylendiğinde, “Avınız bol olsun!” anlamına gelir. Ayrıca “lalettayin”, “gelişigüzel” anlamında kullanıldığında da yine “rasgele” diye yazılır…

 

CHP Basın Birimi’nden gülümseten sözcükler!

Hakkını vermek gerekir, CHP’nin Basın Birimi hızlı çalışıyor; Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve parti sözcülerinin değişik ortamlarda yaptıkları doğaçlama konuşmaları kısa sürede çözüp metin olarak gönderiyor. Biz de bunları sıcağı sıcağına okuyarak bilgileniyoruz. Çağdaş bir iletişim ve halkla ilişkiler hizmeti olduğunu söylemeliyiz…

Ancak daha önce de birkaç kez değinmiştik: Bu metinler biraz çalakalem hazırlanıyor. Bant çözümlerinde sözcük ve yazım yanlışları yapılıyor. Bir yazımızda, bültenlerdeki özensizliğe değinirken, Freedom House nasıl Freddie Mouse oldu?” diye sormuştuk. Son gönderilen açıklamalardan birinde yine gülümseten bir sözcük yanlışı vardı. Bir süredir medyada ve ülke gündeminde önemli yer tutan “sezaryen” sözcüğünün, CHP’nin resmi bülteninde “sezeryan” diye yazılması gözümüzden kaçmadı…

 

“Füniküler” yerine “vargel”...

Melih Aşık dostumuz, Milliyet gazetesindeki “Açık Pencere” köşesinde zaman zaman Türkçe konusuna da değinir. Bir süre önce (29 Nisan 2012) kaleme aldığı yazıda, İstanbulluların çok yadırgadıkları; ne anlamını bildikleri, ne de doğru dürüst seslendirebildikleri Fransızca “Füniküler” sözcüğüne karşı, bir okurundan gelen öneriyi paylaşmıştı. Melih Aşık şöyle yazmıştı:

“Başbakan Erdoğan’ın Trump Towers’ı açarken Türkçe deyimler kullanılmasını istemesi, hem İstanbullu, hem dile saygılı bir yurttaş olan Yaşar Yılmaz’ı cesaretlendirmiş. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a gönderdiği mektupta, ‘Füniküler’ gibi sözcüklerin Türkçesini kullanmayı öneriyor... Diyor ki:
‘Taksim ile Kabataş arasındaki kasnaklı kayışlı, vargel sisteme, Fransızca Füniküler yerine Türkçe ‘Vargel’ denemez mi?’?
Denir elbette. Yeter ki yöneticilerde biraz istek, biraz istenç, biraz da dil bilinci olsun...