Cumhuriyet’ten bahsetmek mümkün mü?
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR
Ülkenin adı “...cumhuriyet’i” olabilir. Anayasasında; “demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devleti vurgusu” yapılabilir

Ülkenin adı “...cumhuriyet’i” olabilir.
Anayasasında; “demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devleti vurgusu” yapılabilir. Orada meclisten, hükümetten ve yargıdan bahsedilebilir. Siyasi partileri kurulmuştur. Milletin önüne sandık konur. Yasalar çıkar. Devletin kurumları. Kuruluşları. Merkez Bankası, özel sektörü, teknokratları, memurları, müdürleri, müsteşarları, valileri vardır.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve bilumum mahkemeleri görev yapar. Askeri ve polisiyle güç gösterir. Hükümet eder. Üstelik anlı şanlı bakanları salına salına dolaşır. “Her şey yurttaş için!” denir!..
Öyle mi?..

Meclisi, Anayasaya uygun yasa çıkarır. Hiçbir zümre, ırk, din ve mezhep’i kayırmaz!.. Herkes “eşit ve özgürdür” der. Devlet, yurttaşının temel haklarına sahip çıkar. Onun, “düşünme, ifade etme, gösteri yapma, haber alma, seyahat etme vb haklarını” korur. Yargısı, tarafsız ve bağımsızdır. Adaleti, evrensel hukuk ilkelerine uyarak gerçekleştirir. Yürütmesi, kendi ve yandaşlarının değil halkın  çıkarını gözetir. Yurttaşın sorununu çözer, geleceğini kurar ve güvenliğini sağlar. Dünya uluslar ailesi içinde saygın yer almak için çalışır. ...Cumhuriyet’i ;kuvvetler ayrımına uyar. Laikliğin dinsizlik değil, inanç ve ibadet özgürlüğü ve güvencesi olduğunu bilir. Kimseyi ötelemez. Dışlamaz, ayırmaz. Kimseye kin tutmaz. Hele hele yurttaşını ölüme hiç mahkum etmez!..
O.... Cumhuriyet’inde çağdaşlık varsa, kaliteli bir yaşam vardır. O ülkede insana saygı vardır. Ahlak varsa, hırsızlık ve yolsuzluk ceza görür. Özgürlük, eşitlik, hak, hukuk varsa demokrasiden bahsedilir!..
Ancak;

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun açıkladığı 2014 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporu bizim nasıl bir ülkede yaşadığımızı gösteriyor!..
Tanrıkulu özetle;

- 2bin 393 kişinin kasten ya da ihmal sonucu öldürüldüğünü,
- Cezaevindeki çocuk sayısının 2 bin157’ye ulaştığını,
- 30 olay hakkında medyaya yasak getirildiğini,
- 559 gazetecinin işinden olduğunu,
- 217 gazetecinin darp edildiğini,
- İfade özgürlüğünde 180 ülke arasında 154. sıraya,
- Basın özgürlüğünde 197 ülke arasında 137. sıraya,
- Cinsiyet eşitsizliğinde 142 ülke arasında 125. sıraya,
- Kadınların işgücüne katılımında 142 ülke arasında 128. sıraya düştüğümüzü,
- İş kazalarında 1886 işçinin öldüğü, böylece işçi ölümlerinde AB de 1., dünya da ise 3. sırada olduğumuzu,
- Yolsuzluk algı endeksinde Avrupa da 38 ülke arasında 27. sırada,
- Kadına şiddette ABD’nin 2 katı, AB ülkelerinin ise 10 katı fazla olduğumuzu,
-21 kişinin toplantı ve gösteri sırasında öldüğünü,
- 50 faili meçhul cinayetin varlığını,
raporunda saptıyor.

Üstelik ve ne yazık ki “bizim cumhuriyetimiz”de; tek adamın sözü kanun, uydusu başbakan, gölgesi meclis olan bir diktatörlük oluşmaktadır. Diktatörün yasası, diktatörün yargısı ve diktatörün adamları ülkeyi yönetmektedir.
Bu nedenle;
Hırsızlık, yolsuzluk, kayırma, yandaşa verilen kıyak ihale, devletin yağmalanması gibi aklınıza gelen her şey gerçek olmuştur!.. Saltanatları için baskı, işkence, iftira atmak gibi yöntemleri kullanmaktan geri durmamışlardır!..
Görülen o ki;

Hırsızlığın kol gezdiği, yargının adalet dağıtmadığı, devletin ırkı, dini, dili ve mezhebinden dolayı yurttaşını ayırdığı düzen kurulmaktadır.
Bu düzeni korumak adına kindar ve dindar bir gençliğin yetiştirilmesi planlanmaktadır.
Sömürünün vahşileştiği bir ülkede insan hakları olmaz ve insana saygı oluşmaz.
Ayrıca, halkın kendi kendini yönetmesi elinden alınmış, yasama organı ele geçirilmiş ve mahkemeler tek elde toplanmışsa orada azınlık zulmü vardır. Toplumun inanç değerleri kendi çıkarları için kullanılıyorsa orada adaletten bahsedilemez. Ümmet ve biat kültürü baskın hale getirilmişse, yönetim sandıktan çıksa dahi orada  demokrasi yoktur.
Bu durumda adınıza “Cumhuriyet” deseniz de kimseyi inandıramazsınız!..