Çünkü çocuklar kendilerine gülümseyen herkese gider
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Savunmasız çocukları kendilerine kurban seçen nice katil var. Bu durum sadece bir topluma özgü de değil. Acı olan bu katillerin hemen hepsinin çocuklara erişimlerinin çok kolay olması

Son zamanlarda sayıları artınca dikkatimizi çekti. Oysa hep vardı. Aralıklı, tek tek olunca “hassasiyetimiz” harekete geçmiyor bizim toplumda. Arka arkaya küçük yavru ölümleri gelince durumun farkına vardık. Türkiye’de de çocuk cinayetleri var, sayısı hiç de az değil.

Çocuklara değer veren toplum olma iddiamızı sarstığı gibi, Müslüman toplumda yaşanmaz inancını da sarsan cinayetlere tanık olduk. Kızlı erkekli küçücük çocuk bedenleri akıl almaz yetişkin şiddetine uğradılar. Bu vahşetin sadece bazı toplumlara özgü olduğu inancı başından beri yanlıştı zaten. “Bizde olmaz” inancının rahatlığına yaslanıp ne kadar ihmalkâr davranıldığını acı şekilde öğrenmiş olduk. Hangi din egemen olursa olsun her toplumda çocuk cinayetleri yaşanıyor. Kim demiş Müslüman toplumlarda olmaz diye? Oluyor işte.

Ramazan Abdülrahim Mısırlı bir seri katil. 7 yıl boyunca en az 32 çocuğa tecavüz edip öldürdü. Yaşları 10-14 olan erkek çocuklardı kurbanları. 2006 yılında yakalanabildi. Cavid İkbal, Pakistanlı seri katil. Tam 100 çocuğa tecavüz edip öldürdü. Üstelik gazetelere mektup yazarak kendisi itiraf etti cinayetlerini. Kurbanları 6-16 yaş arasındaydı. Hepsini öldürdükten sonra asitle yakmıştı üstelik. Ölüm cezasına çarptırıldı, ancak cezaevinde 2001 yılında intihar etti.

Muhammed Bijeh, İranlı. 2004 yılında 8 ve 15 yaş arasındaki 16 genç çocuğa tecavüz ettiğini ve öldüğünü itiraf etti. Yakalandı, idam edildi.

Tüm bu ve benzeri cinayetlerde seks dürtüsü birinci etken. Ardından öfke, intikam gibi nedenler sıralanıyor. Bizim son günlerde yaşadıklarımızda hangisinin etkili olduğunu henüz bilmiyoruz. Seks dürtüsü olabileceği gibi öfke ya da intikam kaynaklı olabilme ihtimali de var. Ama hangisi etkili olursa olsun faillerinin “ağır hastalar” olduğu kesin. Erkek ya da kadın sayılmayan sadece çocuk olan küçük yavruların bedeninde haz alacak noktalar bulmak bir akıl yanılsaması elbette. Hem de çok ağır bir akıl yanılsaması. Sonuçta ne olup bittiğini anlamadan yaşamdan koparılan çocuklar var karşımızda. Korkunç. Çocuk cinayeti faillerinin büyük çoğunluğu pedofil ya da psikopat. Acı olan hepsinin çocuklara erişimlerinin çok kolay olması. Çünkü çocuklar kendilerine gülümseyen herkese gider. Fail profilleri çok farklı. Cinayet işlemelerine yol açan güdüler de çok farklı haliyle.

Çocuklara erişimleri kolay dediklerim arasında hastane çalışanları başta geliyor. 1940'larda Japonya’da Miyuki Ishikawa örneği vardır. Bir doğum hastanesinde çalışan, çok saygın bir ebeydi Ishikawa. 103 bebeği öldürdü. Bebeklerin ailelerinin onlara bakmak için çok yoksul olduğu gerekçesiyle işlemişti cinayetlerini. Doğan çocuklarını istemeyen ailelerin çocuklarını da para karşılığı katlettiği ortaya çıktı. 1948’de tutuklandı. Sadece 4 yıl hapse çarptırıldı.

İngiliz Beverly Allitt de dört çocuğu öldüren bir hemşireydi. Çok daha fazlasını da öldürmeye teşebbüs ettiğini söylerler. Hiçbir neden de yokken üstelik. 1991'de çalıştığı hastanede küçük hasta çocuklara 59 gün boyunca aşırı dozda insülin verirdi. Allitt, İngiltere'de bir kadına verilen en uzun hapis cezasına, en az 30 yıla mahkum edildi.
Brezilyalı Abraao Jose Bueno da bir hemşire. Öldürdüğü çocukların çoğu lösemi veya AIDS’liydi. Bueno aşırı doz ilaç verdiği her çocuğu yeniden diriltmeye çalışmıştı, ancak çocuklardan dördü ölmüştü. 110 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Anisio Ferreira de Sousa ise Brezilyalı bir doktordu. 1989-1992 yıllarında en az 19 çocuğu öldürdü. Öldürdüğü talihsiz çocuklar cinsel tacize uğramış çocuklardı. 3 cinayetten 77 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Kendi çocuklarını öldürenler

Çocukların kendilerini güvende hissedecekleri en iyi yer neresi olabilir? Anne ya da babalarının yanı elbette. Ama bazı çocuklar için bu böyle değil maalesef. İspanya'da Francisca Ballesteros, iki kızını öldürdü örneğin. İlk kızını 1990 yılında doğurduktan kısa bir süre sonra katletti. 14 yıl sonra da, 2004 yılında, kocasını ve diğer kızını öldürdü. Ayrıca oğlunu zehirlemeye çalıştı. 2005 yılında 84 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cinayetlerinin nedeni hâlâ bilinmiyor.

Shirley Winters, 1980’de beş aylık oğlu Ronald'ı, 2007'de, bebeği Ryan'ı öldürdü. Bir arkadaşının üç çocuğunun 1979’daki ölümlerinden de sorumlu tutuluyordu. 2008 yılında yaptıklarınıitiraf etti, 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Danimarkalı seri katil Dagmar Overbye, 1913'ten 1920'ye kadar kendi çocukları da aralarında olmak üzere 25 çocuğu öldürdü. 1921'de ölüm cezasına çarptırıldı, ancak 1929'da cezaevinde öldü.

Marybeth Tinning, 1972'den 1985'e kadar 9 çocuğunun canına kıydı. Sadece bir çocuğunun ölümünden 20 yıl hapse mahkum edildi. Eski papaz Andras Pandy, dört çocuğunu öldürdü, ensest ilişki yaşadığı kızı Agnes'in yardımıyla üstelik. 1997'de ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Avustralyalı Kathleen Folbigg 1991-1999 yılları arasında dört çocuğu öldürdü. Çocuklardan üçü kendi bebekleriydi. Kocası, Kathleen’in cinayetlerle ilgili ayrıntıları içeren günlüğünü bulduğunda vahşet ortaya çıktı. Tüm çocukların doğal nedenlerden öldüğü iddiasına rağmen 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Savunmasız, kimsesiz, terk edilmiş çocukları kendilerine kurban seçen nice katil var. Bunlar suç tarihinin en berbat katilleri olarak kaydedildiler. Kolombiyalı seri katil Luis Garavito, en az 138 çocuğu öldürdü örneğin. Kurbanlarının çoğu, 8 ile 16 yaş arası evsiz çocuklardı. Onlara para ya da hediye ile kandırdıktan sonra tecavüz edip öldürüyordu. 1999 yılında yakalandı ve 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hali vakti yerinde, çok zengin bir katil de var. Dean Corll. Corll 1970'ten itibaren 3 yıl boyunca en az 28 genç çocuğu öldürdü. Ailesi Teksas'ta bir şeker fabrikası sahibiydi.

Çok ama çok örnek var. Ancak burada kesiyorum. Her şeyden önce “güçlü aile bağları”, “Müslümanız bizde olmaz” inancından kurtulmamız gerek. İkincisi, anne baba dışında çocuğa erişimi kolay olanların ciddi bir kontrole tabii kılınmasının sağlanması lazım.

Ne anlamlı slogan oldu şu cümle: “Çocuklar uyurken susulur, ölürken değil”