Çürüyen çürüyene
ZAFER DİPER ZAFER DİPER

Koca koca adamlar biraz da kadınlar, durmadan boy gösteriyorlar TV’de, sanki görüntülük(ekran) onlar için. Neyse, sağı solu önü arkasıyla bilinesi olaylar görüşüledursun gündüz-öğle-gece, arada kaynayan, değinilmeyen haberler yok mu? Olmaz mı, sürüsüyle! Bunlardan biri de kökleşik(klasik) müzik yayınını durdurması TRT3’ün. Birileri bu konuyu ele almalı, araştırmalı, hani birazcık tırmalamalı en azından derken ben mi tırlatacağım yoksa ve asal tırlatandır diye ad mı koyacağım ve diyeceğim artık ona: TIRT3?! Öyle, ne akıl ama; istersen azıcık arar tarar onlarca yabancı opera, caz, budunsal(etnik), kökleşik müzik türlerine ulaşabilirsin; izleyebilir, dinleyebilirsin kolayca günümüzde. Durum böyleyken sen tut kendince müziği kaldır at çöpe ki asal amacın da budur işte. Nasıl bunca gerileme!? Bir baksana, arşivlerine; 15 Şubat 1974 TRT’de 500 gün süreyle görevde kalabilen, ancak birçok ilke imza atan TRT’nin 3 genel müdürü İsmail Cem(15 Şubat 1940-24 Ocak 2007) dönemine. Onun A Takımı arasında yer alan Hıfzı Topuz söyleşisinde şöyle diyor:”(…)Ne yapacağız… Doğrudan, canlı yayın yapacağız.

Seyirciyle iletişim kuracağız. Devrimcilikten, Kemalist yoldan ayrılmayacağız. Hem eğlendireceğiz hem de programların eğitici, kültür yönü ağırlıklı olacak. Halkla temasta olacağız. Onların dileklerini yansıtacağız. Çok yönlü bir iletişim… Bu esas üzerine yapımızı kurmaya başladık…” Cem’in döneminde haftada 20 saat olan televizyon yayını 50 saate yükseldi. Haber programları 3 saatten 7 saate, eğlence, müzik, spor yayınları 10 saatten 20 saate, KÜLTÜR VE EĞİTİM YAYINLARI 7 SAATTEN 23 SAATE ÇIKTI. İl radyoları yerine TRT1, TRT2, TRT3 radyosu yayına başladı. TRT3 FM yayına geçti. Sonrasında TRT Türkü, TRT Nağme ve TRT Radyo Haber’e dağıtılan TRT Radyo 3, şimdilerde tam tırtlaşarak kökleşik müzik programı Vivace’ı yayından kaldırdı. Beethoven, Mozart, Bach vd. sizlere ömür, kıyıcıların ellerinde…
Müzik, sanat düşmanlığı sürüyor…

Sözleşmeli(Sanatçı adına hakkın hukukun bulunmadığı bir antlaşma) sanatçılar Devlet Tiyatrolarından atılıyor; nedensiz, gerekçesiz. Müzikte de orkestraya kadro verilmiyor. Geçtiğimiz yıl sözleşmeli alım için sınav açılıyor Kadıköy Süreyya Operası için, 3 kişi kazanıyor ve Genel Müdürlükçe işe alınıyorlar. Sonra o 3 kişinin 2’si çıkarılıyor. Orkestra küçültülüyor. Kadro verilmiyor. Uygulanan siyasa: Sahne üstünün varlığı sahne altına(orkestra) bağlıdır. Orkestra olmazsa opera da bale de olmaz. Gereksinen kadro verilmezken eriyen orkestra iş yapamaz duruma geldiğinde sahne üstü (bale, opera) iş yapamaz olacak, bu da “opera gerekli mi gereksiz mi” tartışmalarını kadro yok gerekçesiyle sonlandırıp, binaya kilit vurulmasına neden olacak… İyi de opera kılıklı bir Süreyya var ve birkaç yetersiz salon daha koca İstanbul’da. AKM de durup duruyor olduğu yerde zaten, bırakılmış çürümeye. Çürüyen çürüyene…