Dağ (Kriz çözüm paketiyle ilgili yasa) fare doğurdu (1)
Aziz Konukman Aziz Konukman
Dünya ekonomisinde yaşamakta olan küresel krizin Türkiye ekonomisinde yarattığı sorunların azaltmayı amaçlayan “İşsizlik...

Dünya ekonomisinde yaşamakta olan küresel krizin Türkiye ekonomisinde yarattığı sorunların azaltmayı amaçlayan “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında” kanun tasarısı ismi değiştirilerek (yeni ismi Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun olmuştur) geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve ardından Cumhurbaşkanlığı’nın onayı ile yasalaşmıştır.
Kamuoyunda “Torba Kanun” olarak tanımlanan Kanun 34 asıl ve 6 geçici maddeden oluşuyor.
Öncelikli olarak şunu belirtelim; yapılan düzenlemelerle gerek genel gerekçede gerekse madde gerekçelerinde belirtilen amaçlara ulaşmak oldukça tartışmalıdır. Aslında bu da çok normal. Çünkü torba niteliğindeki kanunlarda istenilse de bu tür bir bağ kurabilmek çok güçtür. Torba o kadar geniş tutulmuş ki, içerisinde ne ararsanız var. Yani her derde bir çare düşünülmüş. Oysa dert tek; o da içinde bulunulan ekonomik kriz. Anlayış böyle olunca, amaca ulaşmak ve var olan sorunlara çözüm bulmak pek olası gözükmüyor.
Bunlar arasında önemli bulduğumuz üç düzenlemeye değineceğiz. İlki, kısa çalışma ödeneğine ilişkin düzenleme. Bu düzenleme öncesi uygulamada, işverenin genel ekonomik kriz veya zorlayıcı nedenlerle işyerindeki haftalık sürelerini geçici azalması (kısa çalışma) veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durdurması ve bunu resmi yetkililere bildirip uygunluk onayını alması durumunda, işsizlik ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getiren işçiler için kısa çalışma ödeneği verilebilmekteydi. Bu koşullar oluşmuşsa işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortası fonundan kısa çalışma ödeneği ödenmekteydi, ancak bu süre üç ayı aşmaktaydı. İlgili düzenlemeyle kısa çalışma için öngörülen mevcut üç aylık süre altı aya çıkarılıyor ve öngörülen kısa çalışma ödeneği miktarı yüzde 50 oranında arttırılıyor. Görülüyor ki, kısa çalışma ödeneğinde öngörülen iyileştirme geçici bir durum arz ediyor. Çünkü süresi bir yılla (2009 yılıyla) sınırlı. Kaldı ki, süre uzun tutulmuş olsaydı bile yine iyileştirme kalıcı olmazdı. Çünkü işçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi edinilmesi oldukça güç olan işsizlik ödeneğine hak kazanmış olmasına bağlı. Dolayısıyla, işsizlik ödeneğine hak kazanma koşullarında ciddi bir iyileşme gerçekleştirilmediğinde, öngörülen iyileştirme göstermelik bir iyileştirmeden öteye geçemeyecektir.
“İşsizlik Fonu kaynakları yetersizdir, o nedenle işsizlik ödeneğine hak kazanma koşullarını değiştirmedik” denilebilir. Ancak, bu haklı ve doğru bir gerekçe olmaz. Çünkü Fon’un kaynaklar-ödemeler dengesi kaynaklar lehine oldukça yüksektir. Yani, Fon’un kaynakları fazlasıyla iyidir. Durum böyle olmasına rağmen işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarında bir iyileştirme yapılmaması ve bu yönde bir çaba sarf edilmemiş olması, hükümetin kısa çalışma ödeneğinde ciddi bir iyileştirme yapma heveslisi olmadığını çok açık bir şekilde gösteriyor.
Geliniz, diğer iki düzenlemenin değerlendirmesini gelecek yazıya bırakalım.