Dağıtım ve gösterim/ Sermaye ve devlet
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN

Devlet ile sinema arasındaki karmaşık ve aslında paradoksal ilişkilerin bir ders kitabı niteliğindeki örneği olan 'Herod's Law' (Las ley de Herod's, Luis Estrada, 1999) adlı bir Meksika filmi var. Meksika, yetmiş yıldan fazla süre PRI tarafından yönetilmiş bir ülke. 'Herold's Law' filmi 1940'larda geçen bir politik yozlaşma öyküsü, ancak açık çağdaş koşutluklara sahip... Luis Estrada'nın yönettiği bu Meksika filmi çekildikten sonra gösterimi hükümet tarafından bir kaç yıl yasaklanmış.

Meksika'daki yönetimin yozlaşması üzerine komik bir taşlama olan filmde eski belediye başkanı, köylülerce öldürüldükten sonra, fakir hademe Juan Vargas, Orta Meksika'daki bu çöl kasabasının yeni belediye başkanı olur. Kasabada, iktidardaki partinin modernlik, barış ve gelişim gibi ilkelerini uygulamaya çalışsa da yozlaşmaya karşı yozlaşmak dışında bir şey yapamayacağına kanaat getirir. Juan Vargas silahının yardımıyla, adım adım kasabada kanun haline gelir ve kasaba tarihinin en kötü belediye başkanı olur.
Filmde politik suikasta karışmış olan PRI'ın adı açıkça verilir. Eski başkan Sanisas de Gortari firaridir ve yaygın olarak suikastlara karıştığına inanılmaktadır, bu arada kardeşi de uyuşturucu parası aklamaktan cezaevindedir.
Bu film National Culture and Arts Council aracılığıyla hükümetten mali yardım alır, ancak konseyin onayladığı senaryo çekimler sırasında PRI adının dahil edilmesi için değiştirilir. Dahası, orijinal senaryo, kötü adamların cezalandırıldığı geleneksel bir mutlu sona sahipken, bitmiş filmde yozlaşma zirveye çıkar.
Devletin film dağıtımcısının (IMCINE) ellerinde 'Herod's Law' filmi sınırlı gösterim, gösterimleri erteleme, hatta görüntülerin net olmadığı gösterim de dahil olmak üzere çeşitli kirli hilelere maruz kalır. Filmin halka ulaşmasını sabote etmeye yönelik bu girişimlere yaygın bir protesto IMCINE'nin, kendi küçük şirketi dağıtsın diye filmi yönetmenine vermesiyle sonuçlanır. Bu durum filmin unutulması için tasarlanmış hareket olarak yorumlanır. Ancak gizemli bir yardımsever devreye girer ve yönetmene filmin ülke çapında gösterime girmesi için 250 kopyayı finanse etmeyi teklif eder. 'Herod's Law' sonuçta eleştirel ve populer bir başarıdır. Ancak bu gizemli yardımseverin, başkan adayı Meksika'daki Coca-Cola'nın eski yöneticisi olan sağcı muhalefet partisi PAN olduğuna ilişkin spekülasyonlar vardır. Bu doğruysa, o zaman solcu bir film sağcı parti PAN tarafından seçimlerde işe yarayacağı umuduyla diğer sağcı parti PRI'ın desteğini azaltmak için kullanılmıştır. Ve gerçekten de PAN Temmuz 2000'de başkanlık seçimlerini kazanır.
Yukarıdaki bilgileri bu satırlarda okurla paylaşmamın sebebi açıkça anlaşılmıştır sanırım. Bir yanda tekelci sermaye ve bir yandan da devletin arasına sıkışan bağımsız film yapımcıları ne yapacak? Film üretmenin hayli güç olduğunu biliyoruz, ülkemizde daha da zor. Vizyona girebilmek zaten dağıtım tekellerinin ve sinema sahiplerinin elinde, bunların da para kazanmanın dışında dertleri yok. Anca egemen kültürü uluslararası film dağıtım şirketleriyle ve devletle işbirliği yaparak yayıyorlar. (Kaynak; Politik Film, Üçüncü Sinemanın Diyalektiği, Mike Wayne, Yordam Kitap)
Neyse, şimdilik bu konuyu ileri bir tarihte daha geniş çapta yazmak üzere sonlandırıyorum.

'Başka Sinema'ya kısa sorular:

Ancak ülkemizde devlet ve tekellerle işbirliği içinde olan dağıtım şirketlerinin dışında yeni bir oluşum var. 'Başka Sinema' adındaki bu oluşumun ana amacı vizyona girme şansı bulamayan iyi filmlere dağıtım tekelleşmesine karşı alternatif bir gösteri olanağı sunmak... Ve hedeflerini gerçekleştirmek adına da umut oldular. Fakat 'Başka Sinema'nın Haziran ayı programı neredeyse tamamen yabancı filmlerden oluşuyor. Neden? Türkiye'de üretilen ve vizyona girme şansı bulamayan onlarca film olduğunu ve 'Başka Sinema'nın bir kısmını geri çevirdiğini biliyorum. Hangi gerekçelerle? Olanaklarını zorlayarak film üretmiş ya da üretecek sinemacılara destek olmak adına tekel ve devlet zorlamalarına karşı gerçekten alternatif misiniz? Sorularım aslında çok, ama şimdilik burada kesiyorum ve sizlerden yanıt bekliyorum.

BirGün okurundan izin...

Gelecek iki hafta yazılarıma mola veriyorum, herkes gibi dinlenmeye ihtiyacım var, tatile çıkıyorum, dolayısıyla yazamayacağım, Temmuz sonu yeniden buluşmak dileğimle. İzninizle...